Öncelikle yanlış bilinen bir bilgiyi düzelterek başlayalım. Karabibik, Türk Edebiyatı'nın ilk köy romanı olarak gösterilir. Ancak bu değerlendirme doğru değildir. Gerek hacmi gerekse yapısı göz önüne alındığında “uzun hikâye” olduğunu söylemek gerekir. Bu bağlamda Karabibik’in ilk köy romanı yerine ilk köy hikâyesi olarak anılması daha doğru olacaktır. Varlığından haberdar olmadığımız pek çok eserin daha bulunması muhtemel olduğu için “ilk köy romanımız budur” diye kesin bir yargı koymak doğru değildir. Paşa Bey-zade Ömer Ali Bey'in 1889'da basılan Türkmen Kızı romanını ilk köy romanımız olarak kabul eden araştırmacılar vardır.
Sade bir dil ve üslupla yazılan Karabibik’in en önemli özelliklerinden biri de kişilerin konuşmalarında dikkat çekici bir şekilde görülen mahallî (yöresel) kelime ve ifadelerdir. Öyle ki eserin baş kısmında bu kelimelerin anlaşılabilmesi için küçük bir lügat bile konulmuştur.
Olay örgüsüne gelirsek oldukça basit bir olay örgüsü vardır. Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Beymelik Köyü’nde kızı Huri’yle yoksul bir yaşam süren ve tek hayali bir çift öküz almak ve kızı Huri’yi evlendirmek olan Karabibik’in yaşam mücadelesini köy gerçekliği ekseninde anlatan eser, Anadolu köylüsünün zorlu hayat şartlarını yansıtmaktadır.
Karabibik, “realizmin bütün özellikleri bulundurularak yazılmış olup, Türk Edebiyatında bu akımın başarılı bir örneğidir. Çok akıcı olmamakla birlikte tek solukta bitirilebilecek bir hacme sahiptir. Keyifli okumalar diliyorum.
Ah, niçin o daima böyleydi? Dünyada huzur ve rahatın hep düşüncelerden doğduğunu görüp kendini üzen şeylerin de hep kendi muhayyilesinin, kendi tercihlerinin icatları olduğunu düşünerek kendine, ruhuna karşı bir şey yapamadığından, kendini iyileştirmek için bir çare bulamadığından deliren bir öfke ve kızgınlık hissediyordu.