Felaketimizi baska biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil, annelerle değil. Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur: Çocuklarının felaketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür.
" Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: insan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."
Küçük prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."
"Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır."
Küçük prens unutmamak için tekrarladı:
"Uğrunda harcadığın zamandır."
"İnsanlar bu gerçeği unuttular, sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeyden her zaman sen zorunlusun. Gülünden sen sorumlusun..."
Hayal ettiklerimiz karşımızda cisimlenen gerçeklikten çok daha kötüdür. Korkularımızın en büyüğü karanlıkta, gölgeler arasında sinerek beklediğini hayal ettiklerimizdir .
Dünyada kadın eliyle bozulmamış hicbir şey yoktur. Temiz degildir onlar. Tavırları, konuşmaları ve yüreklerinden geçirdikleri asla aynı değildir. Öyleymiş gibi görünürler ama bu sadece görünüştedir, her zaman görünüştedir. Kaygan yağlar ve parlak pudralarla karanlık özlerini renklendirir, boyayarak kendilerini sevebilecegimiz hale bürünürler. Ama nerededir dürüst yürek, nerededir doğruluk? Yazık! Saflığı, temizliği, dürüstlüğün ezgilerini bekleme onlardan. Türediği cennet bahçesindeki yılanın cilveleriyle yüreğinin derinliklerine sızmış zehri, yalanlar ve hilelerle bütün erkeklerin üzerine serperler.