Yaşam bana bu sırrı verdi "Bak ben kendimi daima yenmeye mecbur olanım."
“Başkaları senin bu tavırlarını alttan alıyor olabilir ama ben on­lar gibi değilim. İyileşmekten korktuğun için açık bıraktığın yara­nın üzerine basarım. Canımı sıkarsan canını yakarım,”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu. Daha iyisini de bulamadım, göremedim, kimse de göstermedi. Sen bir gelip bir kayboluyordun, tıpkı parlak, hızlı bir kuyrukluyıldız gibi; bense her şeyi unutuyor, ağır ağır sönüyordum…
Sayfa 227·Kitabı okudu
Alıntı
Ben tarih mesle­ğinin, diyelim nükleer fizikten farklı olarak, en azından herhan­gi bir zarar veremeyeceğini sanırdım. Şimdi ise verebileceğini biliyorum. Biz tarihçilerin çalışmaları, IRA’nın kimyasal gübre­yi bir patlayıcıya çevirmeyi öğrendiği atölyeler gibi bomba fab­rikalarına dönebiliyor. Bu durum bizi iki şekilde etkiliyor. Bi­zim genel olarak tarihsel olgulara karşı bir sorumluluğumuz ol­duğu gibi, özelde tarihin politik-ideolojik açıdan istismar edil­mesini eleştirmek gibi bir görevimiz de var.
Modernitenin,zehirli kanı
İslam medeniyet tasavvuru ise meseleye,doğa Allah'ın bir lütfudur,Allah'ın ayetlerinden bir ve ben bu ayetleri içinde yasamakla,bunların güzel tarafını görmekle,bunlardan ibret almakla mükellefim diye bakıyor.
Kenan ilinde bulunan Yakup (A.S.)'a oğlu Yusuf (A.S.); gözlerinin açılması için gömleğini gönderir. Mısır'a gelen kardeşlerine "alın gömleğimi babama gidin, onun gözlerine sürün, böylece gözleri açılır" der. Kervan Mısır'dan ayrılınca Yakup (A.S.): "Sözlerime inanmazsanız dahi ben Yusuf un kokusunu duymaktayım" der. Gömleği getirdiklerinde gözlerine sürerler ve Yakub (A.S.)'in gözleri görmeye başlar. O sırada Yakub (A.S.)'a sekiz günlük bir uzaklıktan gömleği getiren kervan Mısır'dan ayrılınca Yusufun kokusunu nasıl aldın? Hâlbuki kardeşleri onu yarım günlük uzaklıktaki kör kuyuya attıklarında kokusunu niye duymadın?" dediklerinde, Hazreti Yakub (A.S.) "Bizlerin bir vakti vardır ki gökyüzünün üstünü dahi görürüz, bazı vakitler de körler gibi oluruz. Yüce Allah (C.C.) bir kulunu isterse kalpsiz, kulaksız, gözsüz yapar" der. Yüce Allah (C.C.) Ahzab Sûresi 23. ayetinde: مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَى تَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا "İnananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir" buyurmaktadır.
Sayfa 39