“Başkaları senin bu tavırlarını alttan alıyor olabilir ama ben onlar gibi değilim. İyileşmekten korktuğun için açık bıraktığın yaranın üzerine basarım. Canımı sıkarsan canını yakarım,”
Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu. Daha iyisini de bulamadım, göremedim, kimse de göstermedi. Sen bir gelip bir kayboluyordun, tıpkı parlak, hızlı bir kuyrukluyıldız gibi; bense her şeyi unutuyor, ağır ağır sönüyordum…
Ben tarih mesleğinin, diyelim nükleer fizikten farklı olarak, en azından herhangi bir zarar veremeyeceğini sanırdım. Şimdi ise verebileceğini biliyorum. Biz tarihçilerin çalışmaları, IRA’nın kimyasal gübreyi bir patlayıcıya çevirmeyi öğrendiği atölyeler gibi bomba fabrikalarına dönebiliyor. Bu durum bizi iki şekilde etkiliyor. Bizim genel olarak tarihsel olgulara karşı bir sorumluluğumuz olduğu gibi, özelde tarihin politik-ideolojik açıdan istismar edilmesini eleştirmek gibi bir görevimiz de var.
İslam medeniyet tasavvuru ise meseleye,doğa Allah'ın bir lütfudur,Allah'ın ayetlerinden bir ve ben bu ayetleri içinde yasamakla,bunların güzel tarafını görmekle,bunlardan ibret almakla mükellefim diye bakıyor.
Kenan ilinde bulunan Yakup (A.S.)'a oğlu
Yusuf (A.S.); gözlerinin açılması için gömleğini gönderir. Mısır'a gelen kardeşlerine
"alın gömleğimi babama gidin, onun gözlerine sürün, böylece gözleri açılır" der. Kervan Mısır'dan ayrılınca Yakup (A.S.): "Sözlerime inanmazsanız dahi ben Yusuf un kokusunu duymaktayım" der. Gömleği getirdiklerinde gözlerine sürerler ve Yakub (A.S.)'in gözleri görmeye başlar. O sırada Yakub (A.S.)'a sekiz günlük bir uzaklıktan gömleği getiren kervan Mısır'dan ayrılınca Yusufun kokusunu nasıl aldın? Hâlbuki kardeşleri onu yarım günlük uzaklıktaki kör kuyuya attıklarında kokusunu niye duymadın?" dediklerinde, Hazreti Yakub (A.S.) "Bizlerin bir vakti vardır ki gökyüzünün üstünü dahi görürüz, bazı vakitler de körler gibi oluruz. Yüce Allah (C.C.) bir kulunu isterse kalpsiz, kulaksız, gözsüz yapar" der. Yüce Allah (C.C.) Ahzab Sûresi 23. ayetinde:
مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَى تَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا
"İnananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir" buyurmaktadır.