Kayıp Coğrafya "Doğu Türkistan"
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 10:41
Bu kitabı okuyunca Doğu Türkistan'a dair ne kadar bihaber olduğumuz tokat gibi çarptı yüzüme. Nasıl bir baskı ve zorbalığa maruz kalıyorlarmış anladım. Çin'in asimile etmek için her türlü terör propagandası altında zorba eğitimleri, Uygurları ucuz işçilikte kullanmaları (karın tokluğuna), günlük hayatın içerisinde özgürlükleri bile kısıtlı, herhangi bir muhabbetten tutun İslami bir davranış, hal, tutum, şekile tahammülleri zaten olmayan Çin yönetimi ne kadar çok baskıya maruz bırakıyormuş meğer Uygur Müslümanlarını... O kadar üzücü ki maalesef bunlar yaşanıyor mu böyle bir devirde diye insan düşünmeden edemiyor. Anlatacak çok şey var ama siz okuyun anlayacaksınız demek istediklerimi zaten ziyadesiyle. Mutlaka okuyalım çünkü yazımında emeği geçenler hiçte kolay olmayan şartlar altında bizzat müşahede edip yaşayarak bu eseri bize sunmuşlardır, bizim de okuyup artık haberdar olmamız gerekiyor. Sonunda şunu söylemek istiyorum Allah nurunu elbet tamamlayacaktır, nice kendini yenilmez sananlar geldi geçti saltanatları çöktü ey Çin seninde sonun elbet gelecektir... Çöküşünü görmek nasip olsun.
Din
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,123 okunma
10/10
·360 syf.··
2026 20. kitabı
Orhan Kemal'in 1952'de yazdığı, Türk edebiyatının en güçlü karakterlerinden biri olan Murtaza kitabını çok beğenerek okudum. Selanik göçmeni, dürüst, vazifeşinas bekçi Murtaza, amirlerine ve kurallara karşı koşulsuz bir itaat içinde, onu yalnızlaştırsalar da kendi doğrularıyla yaşayan bir adamdır. "Karısıyla çocuklarında hep, böyle birinin karısı ve çocukları olmaktan gelen bir şey arar, ama bulamaz." Vazifesinin aslanı, kurs görmüş, amirlerinden sıkı terbiye almış, damarlarında Balkan şehiti dayısı Kolağası Hasan Bey'in kanını taşıyan Murtaza'nın hikayesini yer yer gülerek okuyacaksınız çünkü hem karakter çok ilginç, hem de çok tatlı bir Balkan şivesiyle konuşuyor. "Vazife bir sırasında görmeyecek gözün evladını bile, demeyeceksin evladım, ciğerparem!" Kitapta bir bölümde fabrika genel müdürü Murtaza'yı Don Kişot'a benzettiğinde fen müdürü şunu diyor: "Don Kişot yeryüzünde tek değildi malumualiniz. Ve Don Kişot'ların kökleri hiçbir devirde kurumadı." Gerçekten Murtaza da hayal ile gerçeği birbirine karıştıran Don Kişot gibi kendi dünyasının doğruluk ve disiplin şövalyesi. Don Kişot'u çok seven ben, belki biraz da bu yüzden bu kitabı da çok sevdim. Özetle mutlaka okunmalı der, keyifli okumalar dilerim
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,588 okunma
Reklam
8/10
·368 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:00
Jose Saramago’nun Körlük romanı, aslında bir hastalıktan ziyade insanların bencilliğini ve toplumun ne kadar çabuk bozulabileceğini gösteren çok sert bir eleştiri. Yazar, aniden herkesi kör eden gizemli bir salgın üzerinden, düzen ve ahlak dediğimiz şeylerin aslında ne kadar geçici olduğunu gözler önüne seriyor. Karakterlerin hiçbirinin adının olmaması bence çok iyi bir detay; çünkü bu sayede hikaye her devirde ve her toplumda yaşanabilecek evrensel bir boyut kazanıyor. Ve aslında herkesin aynı insan olduğunu arada fark bulunmadığını yaptığımız ve yapacağımız şeylere göre isim ve yer kazandığımızı anlamamızı sağlıyor. Kitaptaki tek gören kişi olan doktorun karısının yaşadığı psikolojik yük ise görmenin bazen bir ödül değil, etraftaki vahşete tanık olmak zorunda kalındığı için en büyük bedel olduğunu kanıtlar nitelikte. Saramago’nun neredeyse hiç noktalama işareti kullanmayan, diyalogları düz yazı gibi akıtan tarzı ilk başta okumayı biraz zorlaştırsa da, olayın yarattığı o kaosu ve panik havasını okuyucuya hissettirmek için harika bir teknik tercih olmuş. Sonuç olarak roman, "biz zaten gördüğü halde etrafındaki haksızlıklara gözünü yuman körlerdik" mesajıyla hepimizi kendi içimizdeki duyarsızlıkla yüzleştiren çok başarılı bir eser.
KörlükJosé Saramago · Can Yayınları · 2015132,1bin okunma
Dünün Öncülerinden Yarının Kadınlarına Bir Çağrı
10/10
·200 syf.··
2026 63. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:53
Kadınlar Cumhuriyeti Bu kitap, sadece geçmişe bakıp gururlanacağımız bir nostalji albümü değil. Aksine, bugünün ve yarının kadınlarına verilmiş çok güçlü bir manifestodur. Yüzyıl önce, seçme ve seçilme hakkının bile hayal olduğu, kadının adının silinmek istendiği bir coğrafyada bu başarıldıysa; içinde bulunduğumuz bu yeni yüzyılda kadınların başaramayacağı hiçbir şey yoktur. "Kendi içindeki gücü fark eden bir kadının karşısında durabilecek hiçbir engel, kazanamayacağı hiçbir mücadele yoktur." Cumhuriyetimizin 100. yılını geride bırakırken, tarihin sadece savaş meydanlarında ya da resmi belgelerde yazılmadığını, asıl mücadelenin hayatın tam ortasında, var olma savaşı veren kadınlar tarafından ilmek ilmek dokunduğunu hatırlatan muazzam bir eser duruyor karşımızda: Özlem Özdemir’in kaleme aldığı Kadınlar Cumhuriyeti. Kitap, Osmanlı’nın son döneminin o en buhranlı, en zorlu günlerinde, toplumsal baskıların ve imkânsızlıkların gölgesinde kendi içlerindeki gücü keşfeden kadınların hikâyesini anlatıyor. Dönemin şartları düşünüldüğünde "asla başarılamaz" denilen ne varsa, tek tek nasıl başarıldığına şahitlik ediyoruz. İlk kadın jinekolog, ilk kadın veteriner, ilk kadın doktor... Onlar sadece birer meslek sahibi olmadılar; kendilerinden sonra gelecek nesillerin yürüyebilmesi için kapkaranlık bir devirde meşale yaktılar Kitabı okurken şu gerçek zihninize kazınıyor: Bunlar bizim bir kitap sayfasında, bir belgeselde gözümüzle gördüklerimiz, adını duyduklarımız... Ya gözle görmediğimiz, ismi tarihin satır aralarında kaybolup gitmiş nice kadınlar? Onlar da kendi cephelerinde, kendi hayatlarında içlerindeki o muazzam gücü fark ederek sessiz sedasız devrimler yaptılar. Kadınlar Cumhuriyeti, Cumhuriyetimizin şanına ve 100. yılına çok yakışan, her kadının başucunda bulundurması gereken bir
Alıntı
Kadınlar CumhuriyetiÖzlem Özdemir · Doğan Kitap · 2023154 okunma
7/10
·152 syf.··
2026 53. kitabı
Zorunlu olarak okumama rağmen beğendiğim bir kitaptı ve baya hızlı okuttu kendini. Bence her kadının okuması gereken kitaplardan biri çünkü bir kadının isteyip bir de üstüne tüm gayretini gösterdiğinde yapamayacağı bir şeyin olmadığını. Kadın olarak yaşamanın bile zor olduğu bir devirde asla vazgeçmeyip okuyabilecek kararlılığa sahip olması karakteri çok güçlü göstermişti benim gözümde. Bu kadardıııı
RefetFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
6/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:39
Fransız şair, matematikçi, dil teorisyeni, yazar #RaymondQueneau ‘dan #ZorluBirKış kitabı gerçekten zorlu bir okuma süreci yaşattı bana. Birkaç gördüğüm inceleme de aynı fikirde olduğundan gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki çeviri çok zorlayıcıydı. Roman bizi Birinci Dünya Savaşı’nın ortasına, 1916-1917 yılının o meşum kışına, Le Havre liman kentine götürüyor. Queneau burada savaşı cephedeki kurşunlarla değil, cephe arkasındaki insanların ruhlarındaki o boğucu bekleyişle anlatıyor. Kitabı okurken o liman kentinin rutubetini, soğuğunu ve her an bir şey olacakmış gibi hissettiren ama aslında hiçbir şeyin değişmediği o monotonluğu iliklerinizde hissediyorsunuz. Demokratik, mason ve Yahudileşmiş bir Fransa var. Lehameau’ya göre Fransa’yı çürümüşlükten ve düzensizlikten kurtarmak için gereken bir Alman Himayesi. Bernard Lehameau, başkahramanımız, 33 yaşında, yaralı bir asker, ayağı kırıldığı için aksamaya başlamış ve yürümek için bastona ihtiyaç duyuyor, bu süreçte çevirmenlik yapıyor. Saygıdeğer bir insan, sivil yaşamda oldukça yükselmiş bir memur, askerlikteyse savaş yaralısı ve belki de kahraman. Ama oldukça kötümser ve yabani. Annesi, ilk yengesi (abisi daha sonra tekrar evleniyor) ve karısı bir yangında hayatlarını kaybediyor. 13 yıl boyunca dul kaldığı süreçte eline kadın eli değmiyor. Bir gün tramvayda iki çocuğa rastlıyor Annette 14 kardeşi Polo ise 6-7 yaşlarında, bir başlarına okula gidip geliyorlar. Bu çocuklar ile bir bağ kuruyor Lehameau ve ablaları ile Madeleine (hafifmeşref bir kadın profili var) ile de tanışıyor. Onları sinemaya götürüyor birlikte vakit geçiriyor. Bir de ordudan sarışın ingiliz Helena var. Ona aşık oluyor, birkaç kez buluşuyorlar ama kadın bakire, bu devirde onunla evlenmeyi göze alamıyor ve zaten kadının tayini çıkıyor. Birkaç ay
Zorlu Bir KışRaymond Queneau · Sel Yayıncılık · 200325 okunma
Reklam
Reklam