Bugün artık ne kendi kendinize ne de başkalarına; "Yaşantım hiç de iyi değil, kendine çekidüzen ver" diyemezsiniz. Yaşayıştaki bu düzensizlik, sinir sisteminin normal olarak işlememesinden ve daha bilmem nelerden ileri gelirmiş. Bu bir hastalıktır; sinir hastalığı... Bu durumda bir doktora başvurmak gerekir. Doktor, size bir reçete yazar; siz de o ilaçları alırsınız. Kendinizi daha kötü hisseder, başka doktorlara başvurursunuz. Elbette, onlar da sizlere başka reçeteler yazarlar. Ne kadar güzel, değil mi?..
Sayfa 59·Kitabı okuyor
Alıntı
Hitlerin Yaşlılık ve Yaklaşan Ölüm İle ilgili eleştirisi
Bir kişi yaşlandığında dokuları esnekliğini yitirir. Normal biri ölüm karşısında tiksinti duyar. Öyle ki bu konudan kaygısızca bahsetmek genellikle uygunsuz bir davranış olarak görülür. Vasiyetinizi hazırlayıp hazırlamadığınızı soran biri nezaketsizlik göstermiş olur. Kişi ne kadar gençse bu konuları o kadar az önemser; fakat yaşlı insanlar hayata çılgınca tutunurlar. Kilise en çok onlar arasında müşteri bulur. Onları, ölümün hiçbir şeyin sonu olmadığına, insan ömrünün öteki dünyada çok daha iyi koşullarda devam ettiğine ikna eder. Siz de ufacık birikiminizi kiliseye bırakmayı reddedeceksiniz, öyle mi?
Sayfa 145·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Barbo'nun şaşkınlığı
"Ahu yenge, tam olarak Timur Komutan'ımda ne buldunuz?" "Adam, Ahuzar için tüm İstanbul'u ayağa kaldırdı. Kanpusu adını her yere kazıdı," diyen masanın ucundaki Cengiz'di. "Sizin tim arkadaşınız. Onu daha iyi tanıyor olmanız lazım. Bu da soru mu şimdi?" "Valla ben tanımamışım." dedi Barbaros anında, "Yeminler olsun, yıllarca sırt sırta silah tuttuk ama ben bu adamı tanımamışım. Ağzını açıp, ettiği iki kelamdan biri küfürken bu adam nasıl evlendi, oğlum?" Yanındaki Zülfikar'a dönmüş, isyanını ona dökmüştü. "Bu nasıl mümkün olabilir? Adam konuşmuyordu, lan?" Zülfikar aynı isyanları duymaktan bıkmış gibiydi. "La, oğlum, bu adamın bu seviyeye gelebilmesi için konuşması lazım." diye isyanını sürdürdü Barbaros. "Konuşmadan böyle olunur mu lan?" Timur ne denli sessiz kaldıysa hiçbiri şaşkınlığını atamıyordu. En çok da Barbaros. "Konuşuyor ki," dedim. Bu defa hepsi şaşkındı. "Ne konuşuyor?" dedi Süleyman. "Misal?" dedi Aybüke. "Ay, ben de merak ettim," diyen Gökçen'di. "Azıcık anlat, lütfen." Murathan hep bu anı beklemiş gibi keyifle baklava yiyordu. Yusuf Ali, Timur'un kinini anladığından olsa gerek bu sefer onun göğsüne tünemiş, bir eliyle amcasının yanağını okşayarak, yatıştırmaya çalışırken diğer eliyle gizliden Güneş'in elbisesinin uçlarıyla oynuyordu. "Lan, Tönge," diye keyifle bağırdı Doruk. "Adamlara ne yaşattın? Hepsi şaşkınlık içinde." Mukbil kendince bir çıkarım yapmıştı. "Dostum, adam ekip lideri olana kadar bizi bile ciddiye alıp konuşmadı. Hepimiz bize emir versin diye peşine koştuk. Kendi ekibine on katını yaptığına eminim. Sence şaşırmaları normal değil mi?" Tim üyeleri daha çok şaşırdı. "Ekip lideri mi?" dedi hepsi aynı anda. Bunu bireysel olarak en net şekilde dile getiren Aliş oldu. "Kim? Timur Komutan'ım mı ekip lideriydi?" Kızılgerdan ekibi
“Yahu bir de bizim gözümüze baksın ve çok yoruluyorsun, görüyorum. Çocuk büyütmek çok zor işmiş değil mi? Bazen gerilmekte, kızmakta haklısın bu duygular normal hepimiz insanız ve bu duyguları yaşamalıyız”desin
İşin garip tarafı da şuydu: Aileleri bu dayak olayını bildik-leri hâlde tepkisiz kalıyor, hatta normal karşılıyorlardı. Çünkü bu köyde uzun yıllardan beri öğretmenlik yapan Savaş öğretmen öğrencilerin anne-babalarını da okutmuş ve onları da dövmüştü. Bu kadar mı değersizdi bu evlatlar? Ana yüreği denen şey bu köye uğramamış mıydı? O minik bedenlere inen her sopanın hesabını kim verecekti, Savaş öğretmen kadar suçlu olan birileri daha yok muydu? Zaten bir süre sonra çocuklar da kendilerinden öncekiler gibi durumu kabullenip ailelerine anlatma gereği bile duymuyorlardı. Kurban seçilmişlerdi ve defalarca kör bir bıçak dayanmıştı boyunlarına... Ne ölebiliyor ne yaşayabiliyorlardı..
Sayfa 83 - Yediveren Yayınları·Kitabı okudu
Roman
Milyonlarca insan, maddi ve manevi olarak çürüyüp gidiyor ama hiç kimse bu kokuşmayı hissetmiyor. Sanki herkesin koku alma duyusu felç olmuş ya da herkes artık bu kötü kokuya alışmış ve bunu normal görüyor. Ama böyle mi olmalıdır?
Sayfa 94·Kitabı okudu