Kovrin, "Buda, Muhammed, Shakespeare ne talihli kişilermiş ki, sevgili yakınları ile hekimler onları coşkuya kapıldıkları, esinlenip vecde geldikleri için tedavi etmeye kalkışmamışlar," dedi. "Muhammed sinirlerini yatıştırmak için potasyum klorür alsa, günde iki saat çalışsa, süt içse, bu olağanüstü insandan günümüze kala kala azıcık bir şey kalırdı."
Sayfa 44 - Can Yayınları·Kitabı okudu
İnsan bir süre sonra gayret etmekten yoruluyor ve var olanı kabul etmeye başlıyor.
Edebiyat
Reklam
Buda Naankörlere gelsinn..
Bir engereğe avucunuzdan Yemek yemeyi öğretebilirsiniz, Ama ısırma arzusunu içinden Söküp alamazsınız ....
Alıntı
Dedem için içki yemekten sayılırdı, et de sıradan bir meze gibiydi. Teyzem içinse pilav pilavdı, et ancak özel günlerde yenirdi. Dedem sabah ve öğlenleri geçiştirir, akşamları ise ölçüsüzce yerdi. Teyzem seyrek seyrek, azar azar yerdi. Dedem kadınları, teyzemse Buda'yı severdi. Dedem kaygılıydı. teyzem rahattı. Dedem, hayat böyledir işte, derdi, teyzemse bu da geçer, demeyi severdi. Bu iki söz, nihayetinde aynı anlama mı geliyordu diye merak ederdim.
Yoruma açık...
Bunlara ek olarak, acaba her şeyin, söz gelişi insanların tek bir varlığı mı olacak? AMA BU SAÇMA. Zira varlığı bir olan her şey birdir yoksa çok ve farklı mı? ANCAK BUDA MANTIKSIZ. Aynı zamanda, madde nasıl bunların her biri haline gelir ve bütünlük nasıl bunların her ikisi olur?
Alıntı
“KUR'AN şiir midir? Değildir! Fakat O'nun şiir olup olmadığını tefrik etmek müşkildir. KUR'AN, șiirden daha yüksek bir şeydir. Mamafih KUR'AN ne tarihdir, ne tercüme-i haldir, ne de İsa’nın (A.S.) dağda irad ettiği mev'ıza gibi bir mecmua-i eşardır. Hatta KURAN, ne Buda'nın telkinatı gibi bir mâba' det-tabiiye, yahut mantık kitabı, ne de Eflatun’un herkese irad ettiği nasihatler gibidir. Bu, bir Peygamberin sesidir. Öyle bir ses ki, O'nu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi; saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devleterde çınlar. Bu sesin tebliğ ettiği din, evvela nâşirlerini bulmuş, sonra tecaddüd-ü perver ve îmar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir. Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya'nın birleşen ışığı, Avrupa'nın zulümat-âbad olan karanlıklarını yarmış; ve bu hadise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku bulmuştur.” Doktor Johnson
Sayfa 199 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam