İnsanları birbirine kardeş etmeye uğraşan hangi budala filozoftur?
Bulutlarla güneşin her an değişerek sürüp giden manzaraları ihanetleri, zulümleri, zorbalıkları kaldırıp bütün insanlığı bir koyun gibi hayata renk ve güzellik veren kavgaları, çekişmeleri, savaşları, sürüsü haline getirmek, miskinleştirmek istiyorlar.
Ah aptallar, bu gerçekleşmesi mümkün olmayan isteğin arkasından koşan ahmaklar, kaç yüzyıldan beri siz bunu istiyor, bu ham hayali gerçekleştirmeye uğraşıyorsunuz. Fakat ilerleme dediğiniz kötülük sizin bu budalaca arzunuza karşı ne yapıyor, görmüyor musunuz?
Dakikada yüz bin vücudun ruhunu alacak cehennem aletleri, zehirli gazlar, bombalar, gülleler yaratıyor. Analar, uygarlığın kuduz dişlerinde ezdirmek için siz türlü rahim ağrılarıyla doğurunuz. Hasat zamanı bunlar tarlalarda biçileceklerdir. Geride kalanları neşelendirmek için kırmızı kanlardan güller, laleler bitecektir. Akıllı, kuvvetli milletler zayıf ve akılsızları daima kendi çıkar mezbahaları üzerinde kurban edeceklerdir. İnsanların adalet ve idare kanunları ne kadar ilerlese tabiatın bu ebedî vahşeti hiç değişmez. Ölmek, doğmanın karşısında dengeyi sağlayan bir kefedir. Niçin kurban kesiyoruz? Ölmek ve öldürmek çok tabiatın en büyük ibadetidir. Ben de bu ibadet yolunun bir kulu olacağım. Öldüreceğim, sonra öleceğim.
Sayfa 183 - Küy yayınları 2 baskı Nisan 2020 (Koç üniversitesi yayınları)