Otobüsünün kaptanının sen olduğunu asla unutma. Kuralların içinde en önemlisi budur; çünkü eğer hayatının sorumluluğunu ve otobüsünün kontrolünü eline almazsan, onu istediğin yöne götüremezsin. Eğer kaptan sen olamazsan, her zaman diğerlerinin yolculuk planlarının geçici bir hevesi olarak kalırsın.
- Siz mi? Siz korkar mısınız?
- Çok cesur olduğum için çok korkarım.
- Hep zıt şeyleri beraber düşünmek adetinizdir. Biri ötekini tamamlıyor, değil mi? İlk eserlerinizde de bu fikirlerin tohumları var. Zıt şeyler, sizce, birbirlerinin mütemmimidirler.
- Hayır, iç içedirler. Tamamlamak fikri herkeste vardır. Pirandello'da da var. Anatole France nazarında haz ve keder, gece ve gündüz gibidir: Birbirlerini takip ve ikmal ederler. Fakat bu takip ve devam fikri içinde zıtları anlayış, bizim şuurumuza göredir; zaman ve mesafe haricinde kalan bir hissimiz var ki, onunla, bütün zıddiyetlerin iç içe olduklarını sezeriz; bence sanatkar hissi budur. Her şeyi chaos halinde, karmakarışık, hazla kederin maverasında, zaman ve mesafenin maverasında hissetmek ve küllü kavramak. Mesela Pirandello her insanda iki zıt şahsiyet kabul ediyor. Bu doğru; fakat çok kaba bir anlayış. Evvela insanda namütenahi şahsiyet imkânları var; bunların köküne ve küllüne kadar gidelim. Bu cesaret zamanımız psikologlarında yoktur. Fakat siz kendinizi kazıyarak bulabilirsiniz.
Görmek, zihinde geçmişten başlayıp yakın zamana doğru hızlı bir şekilde ilerleyen, ön değerlendirme süreci demektir. Barthes'in, insanın her şeyde bir benzerini araması olarak ifade ettiği süreç de budur.
Türk milleti için en insanca, en yüksek düşünce tutsak yaşayan soydaşlarını kurtarmak için yapacağı savaştır. Yalnız kazancımızı, midemizi, maddemizi düşünmeyelim. Bunu hayvanlar da yapar. Daha çok mânâya, düşünceye, ülküye dönelim. İnsanlık budur. Bunu söylerken de kimseden çekinmeyelim: Hakkımızı, atalar mirasını istiyoruz. Alacağız da.
Teorisiz kaldık.
Doğrusal ilerleme teorisinin arkasında strüktüralizm var, buna dayanıyordu. Kaçınılmazlık buradan çıkıyordu. Strüktüralizm veya yapısalcılık, halkaların birbirine bağlanması ve perçinlenmesini anlatıyor ve bu bir yol çiziyor; bu yoldan çıkmak mümkün değildir.
Dolayısıyla, doğrusal ilerleme çizgisinin tahrip edilmesi, strüktüralizm'e reddiye anlamındadır. "Postmodernizm" de işte budur. Dolayısıyla "Postmodernizm", yıkıcılığın diğer adıdır ve Popperizm'in yeni ve gelişmiş şekli de sayabiliriz. Postmodernizm, Orta Çağ'dır. Hiçbir "modernizm", postmodernizm kadar Orta Çağ'ı çağrıştırmamaktadır.
Buradayız.