10/10
·284 syf.··
2026 50. kitabı
#kitapyorumu Herkese Merhaba Bugün sizlere harika bir kitap önerisiyle geldim. Çıban insan psikolojisini ve toplumsal sorunları bir arada ele alan düşündürücü bir romandır. Serdar,araştırmacı ve bi o kadar da zekasıyla her zaman kendini gösteren bir karakter.Aşırı mükemmeliyetçi ,kibirli ve işkolik bir patrondur. Serdar’ın hayatını tamamen değiştiği olay bir pastahane de rahatsızlanan Bekir amcayı hastaneye yetiştirmesi ve tedavisini üstlenmesiyle başlar. Toplumun görmezden geldiği sorunlar aslında zamanla büyüdükçe bir çıbana dönüştüğünü anlatan,herkesin kendine göre bir yarasının olduğunu,bilinmeyen yönlerini anlatan harika bir eser olmuştur. Tarih ve teknolojinin iç içe olduğu sizleri sürükleyip güçlü mesajlar verecektir.Sizlere tavsiyemdir,mutlaka okuyun #çıban #furkanemreaynur #furkanemreaynurçıban #melekkitapkulübü
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202688 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 23. kitabı
BAŞLANGIÇLAR KİTABI Herkese yeniden merhaba! Bugün size kalbimi bıraktığım, okurken ruhumu dinlendiren nefis bir kitapla geldim: Başlangıçlar Kitabı Daha önce yazarın ilk kitabı olan Hikaye Koleksiyoncusu’nu okumuş ve Sally Page’in o büyüleyici dünyasına hayran kalmıştım. Hikayemizin merkezindeki isim, "Jo"adeta bizden biri! Yaşadığı kalp kırıklığının ardından hayata tutunmaya, kendi yolunu ve "yeni başlangıcını" bulmaya çalışıyor. Başlarda kırılgan görünse de, insanları dinleme yeteneği ve içindeki o sessiz güçle ona sarılmak istiyorsunuz. Dayısının kırtasiye dükkanında yeni hikayeler biriktirirken onunla birlikte iyileşiyorsunuz. Kısacası, Jo hepimizin içindeki o yeniden başlama cesaretini bize anlatıyor ve tanıdığımız biri gibi hissettiriyor. Yazarın kaleminin o kadar akıcı, o kadar naif bir dokusu var ki... Sayfalar su gibi akıp giderken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Kitapta beni en çok vuran ve defterime de hemen not ettiğim o şahane sözü şuraya bırakıyorum: "Hepimizin dünyada kendi yerimizi bulma şansı var." Sally Page, insan ruhunun derinliklerine dokunmayı, yarım kalmışlıkları ve yepyeni başlangıçları o kadar samimi anlatıyor ki, hikayenin bir yerinde mutlaka kendinizden bir parça buluyorsunuz. Eğer bugünlerde içinizi ısıtacak, size umut verecek ve elinizden bırakamayacağınız akıcı bir roman arıyorsanız, aradığınız kitap kesinlikle bu! #BaşlangıçlarKitabı #SallyPage #TheKitapYayınları
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202693 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·59 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:08
Bazı kitaplar bittiğinde aklınızda karakterler kalır, bazılarıysa bir duygu bırakır. Sahaf Mendel ’i kapattığımda aklımda kalan duygu, yavaş yavaş kaybolan şeylere duyulan hüzün oldu. Kitapta yer alan üç anlatı ilk bakışta birbirinden farklı görünse de aynı damardan besleniyor. Stefan Zweig kimi zaman kitapların arasında yaşamayı seçmiş bir sahafı, kimi zaman bir koleksiyon tutkunu üzerinden kaybolan bir dünyayı, kimi zaman da iyiliğin ve güvenin hâlâ mümkün olabileceğini anlatıyor. Fakat hepsinin arkasında aynı soru varmış gibi hissettim: Zaman insanlardan, değerlerden ve hatıralardan geriye ne bırakır? Önsözde de belirtildiği gibi ilk iki metin novella, son metin ise kısa hikâye. Novellanın en önemli özelliklerinden birinin sıradan görünen hayatların içindeki sıra dışı kırılma anlarını anlatmak olduğu söyleniyor. Zweig da tam bunu yapıyor. Kahramanlarını büyük olayların değil, hayatlarını sessizce değiştiren dönüm noktalarının içine yerleştiriyor. Sahaf Mendel’de beni en çok etkileyen şey, kitaplara adanmış bir hayatın hem hayranlık uyandıran hem de ürkütücü tarafları oldu. “Bir defasında kor halindeki bir parça kömür sobadan düşmüş, kendisinden iki adım öte de ahşap parke yanmaya, dumanlar çıkmaya başlamıştı, ancak konuklardan biri dayanılmaz kokuyu duyunca tehlikeyi fark etmiş ve çarçabuk ateşi söndürmüştü: Fakat o, yani Jakob Mendel iki adım ötesinde, dumanı kendisini de saran ufak yangını fark etmemişti bile.” Bu satırlar yalnızca Mendel’i değil, insanın kendini bütünüyle adayabileceği tutkuların gücünü de anlatıyor. Kitabın genelinde hafıza önemli bir yer tutuyor. Özellikle şu bölüm uzun süre aklımda kaldı: __“Hani insan bir başarısızlık sonucunda zihinsel güçlerinin yetersizliğinin ve eksikliğinin farkına vardığında kendi kendine öfkelenir ya, işte ben de öyle
İnceleme
Sahaf MendelStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,8bin okunma
1/10
·552 syf.··
2026 18. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 08:44
Uzun bir aradan sonra bana yorum yazdıran kitap ne yazık ki bu oldu. Açıkçası, bu kadar kötü bir kitap okuyacağımı düşünmemiştim. Elimde neredeyse bir ay süründü. Her seferinde “Şimdi bir şey olacak, hikâye ivme kazanacak” diye okumaya devam ettim; ancak beklediğim o kırılma noktası bir türlü gelmedi. Karakterler son derece yüzeysel ve aceleyle oluşturulmuş. Hiçbirinin derinliği yok; kim olduklarını, ne düşündüklerini ya da neden öyle davrandıklarını tam olarak anlayamıyoruz. Karakterler arasındaki diyaloglar da oldukça yapay ve çiğ kalmış. Olay örgüsü ise son derece zayıf. Kitabı okurken sürekli şu düşünce aklıma geldi: Demek ki gereksiz laf kalabalığı yaparak ben de bir kitap yazabilir, hatta buna bir yayınevi bile bulabilirim. Bu kitabı hangi psikolojiyle satın aldığımı bugün hatırlamıyorum ama büyük bir hata yaptığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Kısacası, bu kitabı almayı ya da okumayı düşünenler varsa zamanlarını daha iyi değerlendirmelerini tavsiye ederim.
Masa, Bayrak, SandalyeSerhat Çelikel · İthaki Yayınları · 20224 okunma
hız haz ayartı çağında bilinç nerede?
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 137. kitabı
David J. Chalmers ’ın "bilinç gizemdir" dediği yerden Yuval Noah Harari ‘nin "bilinçsiz zeka dünyayı yönetiyor" dediği yere geldik. Orada ipotek başlıyor. 1. Dikkatin ipotekli Ortaçağda kilise "ne düşüneceğini" kontrol ederdi. Bugün algoritma "neye bakacağını" kontrol ediyor. • TikTok açıyorsun, 3 saat sonra fark ediyorsun. • Instagram sonsuz scroll. Dopamin kredisiyle seni bağlıyor. • Bildirim = minik faiz. Dikkatini çekip geri ödettiriyor. Yuval Noah Harari ‘nin dediği: "İnsan dikkat dağıtma üzerine kurulu bir toplumda yaşıyor." Bilinçli olmak, farkında olmak acı veriyor. Çünkü sistem senden "tüket, kaydır, tıkla" istiyor. Derin düşünce reklam arası. Bu David J. Chalmers ’ın zor problemi değil. Bu kolay problemin silaha dönüşmesi: Davranışın, tercihin, arzun modelleniyor. 2. Arzuların ipotekli Tasavvuf "nefsini bil" der. Bugün nefsini algoritma senden iyi biliyor. • Amazon ne alacağını senden önce tahmin ediyor. • Spotify üzgün olduğunu anlayıp ona göre şarkı veriyor. • YouTube "radikalleştirme tüneli": Bir videodan giriyorsun, 2 saat sonra bambaşka bir insansın. Chalmers’ın "fenomenal bilinç" dediği şey, yani "kendi deneyiminin sahibi olmak", elinden kayıyor. Çünkü deneyimini neyin tetikleyeceğini sen seçmiyorsun. Akış seçiyor. 3. "Ben"in ipotekli En tehlikelisi bu. Sosyal medya kimliğin = beğeni + takipçi + story. • Fotoğraf çekiyorsun, "atınca nasıl durur" diye düşünüyorsun. Anı yaşamıyorsun, anı üretiyorsun. • CV’ni LinkedIn’e göre yazıyorsun. • Fikrini Twitter’da linç yemeyecek şekilde törpülüyorsun. İlhan İnan ’ın "merak" dediği şey ölüyor. Çünkü merak riskli. Sistem "onaylanan içerik" istiyor. Bilinçli soru soran insan yalnızlaşıyor. Harari’nin dediği gibi: "Bilinçli insanlar aileyi, kurumu rahatsız eder." Ama %100 ipotek değil. Kumanda hala sende. Neden? 1. Farkındalık = İlk haciz
Alıntı
Bilinçli ZihinDavid J. Chalmers · Fol Yayınevi · 202412 okunma
Siyah Deri Beyaz Maskeler Üzerine
Puan vermedi·280 syf.·
2026 49. kitabı
Siyah Deri Beyaz Maskeler, insanın kendi bedenine yabancılaştırılmasının kitabı. Irkçılığı yalnızca dışarıdan gelen bir aşağılama olarak değil, insanın içine yerleşen, dilini, arzusunu, aynaya bakışını, aşkını ve kendilik duygusunu bozan bir düzen olarak ele alıyor. Bu yüzden metin, sömürgeciliği sadece toprakların işgaliyle açıklamaz; asıl işgalin insanın zihninde, teninde ve sesinde başladığını gösterir. Kitapta dil meselesi merkezi bir yerde duruyor. Zenci ve Dil bölümünde, sömürgeleştirilmiş insanın Beyaz dünyanın diline yaklaşarak kendisini kabul ettirmeye çalışması anlatılır. Dil burada yalnızca konuşma biçimi değil, insan sayılma iznidir. Kendi diliyle konuştuğunda aşağılanan, Beyazın dilini iyi konuştuğunda ise taklitçi görülen insan, daha en baştan çıkışı olmayan bir koridora yerleştirilmiştir. Siyah Kadın-Beyaz Erkek ve Siyah Erkek-Beyaz Kadın bölümleri, aşkın bile sömürge düzeninden bütünüyle bağımsız kalamadığını gösterir. Mayotte Capécia, René Maran ve Jean Veneuse üzerinden kurulan çözümlemelerde arzu, yalnızca kişisel bir duygu olmaktan çıkar; kabul edilme, yükselme, beyazlığa yaklaşma ve eksik bırakılmış benliği onarma isteğiyle birleşir. Bu bakımdan kitap rahatsız edicidir, çünkü en mahrem görünen yerde bile tarihin soğuk elini gösterir. Octave Mannoni ile hesaplaşma ise metnin en önemli damarlarından biridir. “Bağımlılık kompleksi” düşüncesine karşı yazar, aşağılık duygusunun sömürgeleştirilmiş insanın doğasında bulunmadığını, tarihsel ve ekonomik şiddet tarafından üretildiğini söyler. Böylece suç bireyin içine değil, onu o hale getiren yapıya çevrilir. Bu nokta kitabın gücünü artırır; psikoloji, kişisel zayıflıkların dar odasından çıkar, tarih, ekonomi, okul, devlet, dil ve gündelik aşağılama ile birlikte düşünülür. Kitap boyunca
1000Kitap
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma