Neticede bugün calzone'nin kralı haline gelen Robert'in belir­ li bir hayran kitlesi, buna ilgi duyan amatör meraklıları, işten an­layan, Amerikancıların deyimiyle conoisseur'leri vardı. Fakat Ro­bert bunu zorla dayatmış değildi; seksenli yıllar geride kalmıştı ve onun da pomoda modası geçmişti. Her şeye rağmen Robert öncülerin dönemine, Canal+'ün haftada bir X yayınlar sundu­ğu maceralı bir döneme tanıklık etmişti. Şimdi daha kiloluydu, yanakları bir hamster dolgunluğundaydı, hala UV ışınları altına yatmayı seviyordu ama hapishanede her şeyi salmıştı ve yanık teni de bunların başında geliyordu. Yine de yirmili yaşlarında bıraktığı ince sarımtırak bıyığını ve Hollandalı futbolcu tarzı saç kesimini korumuştu: Oksijenli suyla rengi kalıcı olarak açılmış saçlarının kenarları kazıtılmış, arka tarafıysa omuzlarına kadar uzun bırakılmıştı. Kolsuz turuncu tişörtler giyiyor, güneş gözlük­ lerini kafasında taşıyordu. Kodeste bu tarzıyla yakıyordu. Güçlü bir Marsilya aksanına sahipti.
Sayfa 225 - Kollektif kitap 2017
Edebiyat & Roman
Döndüğümde, arkadaşlar "ne oluyor ne bitiyor" diye sordular, öğrenmek istiyorlar. Bugün mesela TÜSİAD raporunu açıkladı. Onun da artık o bölgeden ekonomisi tıkandı. Bir gün, askerin de tıkanacak... Orada artık işlevini yerine getiremeyecek hale gelince, "artık yeter" diyecek. Askeriye kapalı bir kutu. Çünkü konuşamıyorsun, üst hakkında konuşursan içeridesin. Ordunun temizlenmesi lazım, şeriatçı kanat da vardı tabii..
Sayfa 142 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Reklam
…bizi daima herhangi bir kuraldan ve onun “önyargısı”ndan kurtardığı için sıkıntıya ve büyük değişkenlik gösteren hastalığa bile müteşekkir, tanrıya, şeytana, koyuna ve içimizdeki kurda müteşekkir, günaha varana kadar meraklı, vahşete varana kadar araştırmacı, tutulamayan için tereddütsüz parmakları, hazmedilemeyen için dişleri ve midesi olan, keskin görüş ve keskin duyular gerektiren her zanaata hazır, her türlü gözüpekliğe hazır, bir “özgür istem” fazlalığı sayesinde, nihai amaçlarını kimsenin kolaylıkla göremediği ön ve arka ruhlarla, hiçbir ayağın sonuna kadar yürüyemediği ön planlar ve arka planlarla, ışığın örtüleri altında gizli olan, fetheden, hem mirasçılara hem de savurganlara benzediğimizden, sabahtan akşama kadar tasnifleyiciler ve koleksiyoncular, zenginliğimizin ve tıka basa dolu çekmecelerimizin cimrileri, öğrenmede ve unutmada tutumlu, şematize etmede yaratıcı, bu arada kategori cetvelleriyle gururlu, bu arada kılı kırk yarıcı, bu arada çalışmakta güpegündüz de gece kuşu; hatta gerektiğinde — ve bugün gerekiyor — bizzat korkuluk: özellikle de yalnız başınalığın doğuştan yeminli kıskanç dostları olduğumuz sürece, kendi en derin gece yarısı, öğle yalnız başınalığımızın — bu türden insanları biz, biz özgür tinliler!
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Alıntı
Bu son ayrılık saatinde niçin hakikati saklamalı? Bu okumayacağın defteri ben senin için yazdım Kâmran. Evet, ne söyledim, ne yazdımsa hep senin içindi. Yanlış, çok yanlış bir iş tuttuğumu bugün artık itiraf edeceğim. Ben, her şeye rağmen seninle mesut olabilirdim. Evet, her şeye rağmen seviliyordum, sevildiğimi de bilmiyor değildim; fakat bu bana kâfi gelmedi, istedim ki çok, pek çok sevileyim, kendi sevdiğim kadar değilse bile -çünkü buna imkân yok- ona yakın sevileyim. Bu kadar sevilmeye benim hakkım var.mıydı? Zannetmem, Kamran. Ben, küçük, cahil bir kızdım. Sevmenin, kendini sevdirmenin de bir yolu var, değil mi Kamran? Halbuki ben bunları hiç, hiç bilmiyordum.'' ''Kâmran, ben, seni sevmesini, senden ayrıldıktan sonra öğrendim. Hatta yaptığım tecrübelerle, başkalarını sevmekle sanma sakın. Gönlümün içindeki derin, hazin, ümitsiz hayalini sevmekle.'' ''Kâmran, biz asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bugün dul kalıyorum... bütün olan, geçen şeylere rağmen, sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin...''
HEPİMİZ EŞİTİZ AMA BAZILARIMIZ BİRAZ DAHA EŞİT!..
(...) 1990’ların ortasında emperyalizmin “demokrasi dayatması”nı ve onun yukarıdan aşağıya manzarasını anlatıyor. Tıpkı bugün. Ne tesadüf, bir maden ocağı örneği de var. Diyor ki, sen evinde vatandaşına arslan kesilirsen, mahallede sana arslan kesildiklerinde de ağlamaya hakkın olmaz! __Şöyle: "Netice şudur: Batı’nın demokrasiyi dayatması, herkesin eşit olarak haklardan istifade edeceği bir dünya bütünlüğü için değil, George Orwell’ın ünlü eseri “Domuzlar Diktatoryası”nda geçtiği gibi, “hepimiz eşitiz ama, bazılarımız biraz daha eşit” anlayışı çerçevesinde bir düzene boyun eğdirme zorbalığıdır. İşi biraz daha açmak istersek, bizdeki anayasa ve kanunların herkes için geçerli hükümleri önünde, sayısız “adamına göre muamele” örneklerini hatırlatmak yeter. Düşününüz ki, Genelkurmay -eski- Başkanı Doğan Güreş’in oğlu asker kaçağı, Savunma Bakanı Mehmet Gölhan’ın oğlu asker kaçağı; ama “boğazına kıl kaçtı” hesabı uyduruk bir raporla askerlik mükellefiyetinden kaytaran bu çocuklar, bunu dünya âlem bilirken, hukuku da kendilerine uyduran babaları sayesinde halk çocukları ile “kanun önünde eşit” oluyorlar. Başbakan Tansu Çiller’in oğlu, annesinin yalısının karşısında asker; yâni biraz daha asker!.. Şu ân Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’in, kardeşi, yeğeni, kayınbiraderi, velhasıl sülâlesi, 30 yıl bin bir türlü para yolsuzluğuna bulaştı, Demirel’in kendi adı yolsuzluk olaylarına karıştı, ama alayı tertemiz!.. Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğulları, kızı, karısı ve sayısız maiyeti sayısız dalaverelere karışarak menfaat temin ettiler; küçük oğlunun arabasını kullanan ve şantaj yoluyla para sızdırmak için giden ekipte bulunan bir polis, aldıkları ihbarı değerlendiren ve kimin önünü kestiklerini bilmeyen bir polis ekibini taradı, bir komiser öldü, üç polis yaralandı…
BAŞYÜCELİK DEVLETİ “Yeni Dünya Düzeni” -VI-, 16 Mayıs 2014, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Başyücelik Devleti
İNSAN: BİZ KİMİZ?
Demokrasinin beşiği olan bu ülkede bugün kraliyet hâlâ siyasî ve ekonomik olarak çok güçlüdür. Sırf bir aileden geliyor diye birilerinin halkın parasını yemesi, “sembolik” de olsa halkın başında durması nedense oradaki sağcıyı da, solcuyu da ırgalamıyor. Bugün Avrupa’da tam on bir ülkenin başında bir kral veya kraliçe var: Andorra, Belçika, Danimarka, Hollanda, Liechtenstein, Lüksemburg, Monako, Noıveç, İspanya, İsveç ve İngiltere.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam