8/10
·192 syf.·
2026 153. kitabı
Türkiye’de Dinî Liderlik Mehmet Ali Büyükkara Mehmet Ali Büyükkara’nın "Türkiye'de Dinî Liderlik" kitabını 24 saat geçmeden bitirdim. 192 sayfalık, son derece akıcı ve sürükleyici diliyle din, siyaset ve toplum ilişkilerine merak duyanlar için harika bir giriş seviyesi eser. Konuya kapsamlı bir bakış açısı sunuyor. Kitap 5 ana bölümden oluşuyor ve 3 Mart 1924'te hilafetin kaldırılmasından bugüne dinî otoritenin geçirdiği dönüşümü inceliyor. Resmî kurumlar (Diyanet, İlahiyatlar), sivil cemaatler, siyasal dinî liderlik (Millî Görüş) ve Gayr-ı Sünnî yapılar mukayeseli ele alınıyor. Eserde katılmadığım ve şerh düştüğüm en önemli kısım Nurculuk bölümü oldu. Kitapta Nurculuğun batıni (gizli) yönlerine değinilmesini kabul etsem de, Fetullahçı yapılanmanın Nurculuk içinden çıkan bir kol olarak sunulmasını kesinlikle doğru bulmuyorum ve kabul edemem. Çünkü Fetullahçılar batıni bir yapı olsalar da Nurcuların içinden çıkmamışlardır, Nurculuğu kullanmışlardır. Nurculuk hareketinin ve geleneğinin tarihsel süreçte hiçbir zaman siyasete sızma, devlet kademelerini ele geçirme gibi bir gayesi veya gizli ajandası olmamıştır. Dinî liderliğin tek bir merkezden ziyade çok katmanlı ve müzakereye açık bir alan olduğunu somut vakalarla ortaya koyan nitelikli bir tahlil kitabıydı. Kitaba genel değerlendirmem olarak 8/10 puan veriyorum.
Din
Türkiye’de Dinî LiderlikMehmet Ali Büyükkara · Şecere Yayınları · 20244 okunma
Belki
Puan vermedi·496 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:27
“Herkese merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Sema Soykan’ın kaleme aldığı, Kıbrıs’ın parçalanan geçmişini anlatan ‘Belki’ romanını tanıtmak istiyorum. Sema Hanım bu eşsiz eseriyle bizlere hem bir tarih dersi hem de derin bir insanlık hikayesi sunduğu için yürekten teşekkür ediyorum. Bu romanda, Sema Soykan, 1958, 1963 ve 1974 yılları arasında yaşanan Kıbrıs halkının acı dolu tarihine odaklanıyor. Bu dönem, siyasi müdahalelerin, EOKA terörünün, zorunlu göçlerin ve masum insanların yaşadığı büyük kayıpların izlerini birebir aktarıyor. Sema Soykan, bu romanında, o dönemin politik atmosferini, masum bireylerin sessiz çığlıklarını ve kimlik mücadelelerini, bir kadının yarım kalmış aşk hikayesiyle ustalıkla harmanlıyor. Bu roman, sadece bir hikaye değil, halkın geçmişten bugüne uzanan, unutulmaması gereken sessiz çığlıklarını, acılarını ve kaybettikleriyle birlikte geleceğe miras bıraktığı bir tanıklık olarak karşımıza çıkıyor. Bu roman, sadece geçmişi hatırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bizleri de köklerimizle, kimliğimizle ve unuttuklarımızla yeniden buluşmaya davet ediyor.”
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025596 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan Neyle Yaşar?
Puan vermedi·56 syf.··
2026 59. kitabı
İnsan çok şeyle yaşar,; aslında bilmediği , görmediği ve değer olarak saymadığı çok şeyle yaşar. Ölümünü bilmez yarının hesabını yapar, etrafında olan insanların onun hakkında düşündüklerini ve zihinlerini görmez gördüğüne kanar ve en önemlisi öylesine olarak gördüğü şeyin ona vereceği ve katacağı şeyi görmek için çabalamaz. Okuduğum türün dışına çıkmak istemezdim bugüne kadar çünkü bana göre alıştığım ve gördüğüm şeyler yetiyordu. Ama bir gün bunu değiştirmek istediğimi fark ettim sanki görmediğim ve bilmediğim şeyler bana sesleniyordu ve ben sadece bir yankı deyip geçiyordum. Ama bugün bu kitabı okuduğum zaman anlatmak istediği şeyin dışında bana hitap eden bir diğer şey ise şuydu; "İnsan yeniliklere açılmayı ve etrafındakileri görmeyi denemeli. Hayat sadece gördüklerimizden ibaret değil. Bilmediğimiz, dokunamadığımız ve hissetmediğimiz o kadar çok şey var ki biz sadece dünyayı kendi çerçevemizden ve koyduğumuz görünmez kafesten izlemeyi seviyoruz" belki kitabın ana konusu bu bile değil diyeceksiniz ama bende oluşturduğu duygu buydu. Kitaba gelirsek kısaydı ama bir kaç cümlesi ile çok düşündürdü beni . Bazen bazı şeyleri sorgulamak ve görmediğimiz kısmından dolayı yargılamak asıl olanı görmemizi engelliyor. Ders verici ve kısaydı ama güzeldi. Evet beklediğim bu değildi ama zaten amaçta beni yanıltıp hiçbir şeyi sadece kendi gördüğümle yargılamamak değil miydi? :)
İnsan Neyle YaşarLev Tolstoy · Can Yayınları · 2020234,5bin okunma
TARİH SOSYAL İLİM Mİ BİLİM Mİ ?
Puan vermedi·310 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:47
Lisans dönemimde almıştım ve bugüne kadar okuyamamıştım Doğrusu biraz sıkıcı ve ağır buldum Ama Müslüman Alimlerinin ilime bakışlarının ilmi metodlarının ayrıntılı şekilde anlatıldığı kısımlar şahane idi... Kendimi tasavvufi bir eser okuyorum gibi hissettiğim çok yer oldu ve bu çok hoşuma gitti Yazarın tarihe benim kafamla baktığını hissettim Kitabın burada biraz az okunduğunu gördüm belki ağırlığından kaynaklıdır Ya da çok eski bir eser olmasından Ama yine de bölümümle ve kendimle gurur duydum zira bölüm başkanı Hocamız Salim Cöhce bu kitabı almamızı zorunlu tutmuştu İyi ki tutmuş... Ama galiba ben okumakta biraz geç kaldım Ama yine de o kadar az kişinin okumuş olduğunu görünce gururlandım işte bölümümle ve kendimle... Tamamen öznel bir yorumdur... : )
Sosyal ilimler metodolojisiAmiran Kurtkan Bilgiseven · 19896 okunma
Çocukluktan kalan yaralar
Puan vermedi·336 syf.··
2026 8. kitabı
Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir. Süper Çocuk: Yanık Göz ve Genç Nolan tam da böyle bir eserdi. İlk sayfasından itibaren gizemin içine çekilirken, sayfalar ilerledikçe asıl yükün insanların taşıdığı görünmez yaralar olduğunu anlıyorsunuz. Jason’ın çocukluğundan bugüne uzanan acıları, kayıpları, yalnızlığı ve içinde büyüttüğü öfke insanın yüreğine dokunuyor. Roman, çocukluk travmalarının bir ömrü nasıl şekillendirdiğini, sevginin eksikliğinin insan ruhunda ne kadar derin izler bırakabileceğini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Her gerçekle birlikte karakterleri daha iyi anlıyor, onları yargılamak yerine acılarına ortak oluyorsunuz. Gerilim ve aksiyon hiç düşmese de kitabın en unutulmaz yanı, insanın kalbine dokunan o derin duygusuydu. Son sayfayı çevirdiğimde geriye sadece çözülen bir gizem değil; uzun süre zihnimden çıkmayacak hüzün, empati ve ‘keşke’lerle dolu bir hikâye kaldı.
Süper Çocuk Yanık Göz ve Genç NolanMurat İsfan Korkmaz · Bengisu Yayınları · 2024163 okunma
Bugüne kadar kırılmasın diye başkalarının üzerine titrediğimiz kadar, kendi kalbimizi koruyabildik mi? Bugün hayatta en çok ihmal ettiğimiz kişiyle, yani kendimizle yüzleşme vakti: Kendimden Özür Dilerim / Miraç Çağrı Aktaş Konusu: Fazla iyi niyet, insanı kendinden özür dilemeye mecbur bırakır. Öyle zamanlar yaşadım ki ne konuşarak anlatabildim kendimi ne de suskunluğum karşılık buldu. Şimdi geçmişe dönüp şöyle bir bakıyorum da kimler için yormuşum kendimi... Herkesin “o alışkın, o halleder, o affeder” dediği kişi olmuşum da bir tek kendime zor gelmişim. Herkesin her şeyi olmuşum da bir tek kendimi hayatın içinde unutmuşum. İnsan bunu çoğu zaman geç fark eder. Başkalarına iyi davranmayı erdem sanarak yaşar; anlar, tolere eder, susar ve sonunda taşar. Ama bir gün herkese gösterdiği anlayışı kendinden esirgediğini anlar. ​Bu kitap; bir suçlama ya da hesaplaşma değil. Kendini ihmal ettiğin yıllarla yüzleşme, kendi değerini yeniden hatırlama ve kendine geç kalmış bir özrü yerine koyma çağrısı. Çünkü bazen iyileşme, bir başkası bizi anladığında değil, kendi yaramıza ilk kez ciddiyetle dokunduğumuzda başlar. ​Belki okurken, yıllardır taşıdığın yüklerin sana ait olmadığını fark edeceksin. Ve belki de ilk defa, aynaya bakıp kendine şunu söyleyebileceksin: “Kendim... Sana geç kaldım. Özür dilerim.” Hayatınızda bir kez olsun aynanın karşısına geçip kendinizden samimi bir özür dilediniz mi?
İnceleme
Kendimden Özür DilerimMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 2026221 okunma