Bugüne kadar hiç kimse, asil sınıfla halk kesiminin desteğini aynı zamanda kazanmamıştır 
Sayfa 75·Kitabı okudu
Alıntı
Sahi ev neydi? Bir ev ne zaman gerçek bir eve dönüşürdü? Gercek bir evin aslında neye benzediği üzerine çokça düşünmüştüm bugüne kadar. Dinlediğim masallardaki veva okuduğum hikâyelerdeki gibi sıcacık, ışıl ışıl, içinden neşeli seslerin yükseldiği bir yer canlanıyordu hayalimde.
Sayfa 22
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uzun bir süre boyunca acılara tutunmuş insanları bekleyen bir tuzak vardır, acın kimliğine dönüşür ......Ve acıdan vazgeçmek demek bugüne kadar inşa ettiğin o kimliği de yok etmek anlamına gelir.
mezara girince mi
Bir insan vardır bir yerlerde, belki de bugüne dek hiç görmediğimiz, hiç bilmediğimiz biri ve bir gün ona rastladığımızda, çevremizdeki hiç kimse on­dan etkilenmezken, biz onların görmediği bir şeyi görüp o gördüğümüz şey her ne ise ondan bir daha ayrılamayacağımıza karar vererek, onun peşine dü­şüp bizi nereye götüreceğini bilmediğimiz çılgın bir yolda koşmaya başlayacağızdır. Böyle bir olay olmayacaktır, o yüz bizim hayatı­mızda gözükmeyecektir, buna inanınz. Ama böyle bir olayın olabileceği ihtimalinin, hayallerimizin kandillerini yakan ışığını da içimiz­de hiç söndürmeyiz. Ve böyle olaylar olur.
Sayfa 49 - Can Yayınları
1000Kitap
Hayatımın bütün mutsuzluğu —bunu söylerken niyetim yakınmak değil, genel bilgi mahiyetinde bir saptama yapmak—, mektuplardan ya da mektup yazma imkânından ileri gelmiştir diyebilirim. İnsanlar beni bugüne kadar hiç aldatmadılar ama mektuplar hep yaptı bunu; üstelik başkalarınınkiler değil, kendi yazdıklarım. Benim durumumda, özel bir mutsuzluk bu, daha fazla söz etmek istemiyorum bundan, ama aynı zamanda da genel bir şey. Mektup yazma imkânının basitliği —sırf teorik olarak bakarsak— ruhların korkunç sarsıntısını dünyaya getirmiş olmalı. Hayaletlerle ilişki kurmak bu; üstelik sadece mektubun yazıldığı kişinin hayaletiyle değil, insanın kendi hayaletiyle de ilişki kurması. O hayalet biz yazarken elimizin altında, mektup geliştikçe ya da bir mektubun diğerini pekiştirdiği, kendini ona tanık olarak gösterebileceği bir dizi mektupta insanların mektup yoluyla birbirleriyle ilişki kurabilecekleri düşüncesi nereden çıkmış ki! Uzaktaki bir insanı düşünebilir ve yakındaki bir insanı elimizle tutabiliriz; geri kalan her şey insan gücünü aşar. Ama mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları. Bu zengin besin sayesinde görülmemiş derecede çoğalırlar. İnsanlık bunu hissediyor ve buna karşı savaşıyor; insanlar arasındaki hayaletli iletişimi olabildiğince kesmek ve doğal bir ilişki biçimine, ruhların huzuruna kavuşmak için demiryolunu, arabayı, uçağı icat etti, ama hiçbir şey işe yaramıyor, belli ki bunlar uçurumdan düşerken yapılmış icatlar, karşı taraf ise çok daha sakin ve güçlü; mektuptan sonra telgrafı icat etti, telefonu, telsizi. Hayaletler açlık çekmeyecekler, ama biz telef olacağız.
Sayfa 293
Alıntı
"Yaşadığın hayata rağmen onları böylece atlatıp bugüne bu kadar güzel bir ruhla gelebilmen muhteşem bir başarı Mine." "Ben sadece hayatta kalmaya çalıştım... Bu kadar." "Senin bu halde olmana hayat bile şaşırıyordur, emin ol. 'Bu kadar vurdum, nasıl düşmedi?' diyordur..." "Belki de düşmüşümdür. Belki şu an yerdeyimdir." "Zirvedesin," dedi gözlerimin içine bakarak, "parlıyorsun."
Sayfa 129 - Efe&Mine·Kitabı okuyor
Alıntı