Benim zaten konuşmaya niyetim yoktu. Münakaşa edemeyecek kadar kırılmıştı kalbim. En zayıf noktamdan vurmuşlardı. Tamam, bugüne kadar ben de pek çok yalan söyledim ama gidip de kimseye anneannen öldü demedim, böyle kancıklık olmaz. Anneannem ölmediği için içimden seviniyordum ama o ortamda asla belli etmek istemediğim bir sevinçti bu. Yoldaki elektrik direklerini saydım, 1494 tane.
Kokunu ararken, göğsümde bir susam tanesi buldum.Işığa yaklaştırdım susam
tanesini.Bugüne dek ardında bıraktığın belki de en güzel hatıraydı,bu susam tanesi .
Bence hayata haksızlık etmemek adına, çocukluk yılları böyle durumlarda kategori dışı tutulmalı. Çünkü öyle güzel bir kafaydı ki çocukluk mereti, bugüne kadar ne içtiysem, ne denediysem, hiçbiri beni tekrar oraya götüremedi. Nasıl götürsün? Tanıdığımız herkesin hayatta olduğu, ölümsüz yıllardı o zamanlar.
Benim psikanalize büyük ölçüde karşı çıktığım husus ıstırabın bir hata, bir zayıflık göstergesi, hatta bir hastalık belirtisi olduğuna dair peşin hükmüdür. Oysa bugüne kadar bildiğimiz en yüce gerçekler, muhtemelen insanların acılarından ortaya çıkmıştır.
Arthur Miller
"Tarihe meraklı olduğumu bilirsin. Kim meraklı değil ki, herkes okuyor. Yalnız gerilimle yaşanmaz; biraz da tarih okuyalım. Herkes, tarih okuyor albayım; bugüne değer veren kalmadı."