VE NAMAZ 1961’de kaleme alınmış bir not: «Bugün ne halde miyim? 1961 yılının Mayıs ayında?.. Söyliyeyim? Dostlarıma «zahit» görünmek değil de -Allah saklasın-düşmanlarıma «softa» görünmek ve yeni bir nefret vesikası vermek için söyliyeyim... Biraz da, en büyük hayâ mevzuu olan namazın, sırasında nasıl bir ilâna medar olabileceğini göstermek için haykırayım: Her gün, o günün beş vaktini, zamanında edâdan başka, ayrıca iki günlük kaza namazı kılıyorum. Bu senenin Ramazanında, kazalarımı, bir gün ilâvesiyle üç güne çıkardım. 1957 hapsinden beri tuttuğum ve üstüne «İptilâ Defteri» yazdığım, kocaman bir defterim var... Hapishane notlariyle dolu... Bu defterin sonuna, bülûğa erdiğim tarihten bugüne kadar, her seneyi ay ay gösteren bir tablo ekledim. Bu tabloda geçmiş yılların devre devre kılınabilmiş eda namazlarını, ay ay, mavi mürekkeple karaladım. Kaza namazlarını da kırmızı mürekkeple... Böylece, Allah nasip ederse, mavi mürekkeple ileriye doğru, kırmızı mürekkeple de geriye doğru giden devrelerime yetişecek, Efendi Hazretlerini tanıdığım zamana varacak, oradan da bülûğ zamanıma ulaşacağım. Ömrüm olursa, ondan sonra, tek vakit borcum kalmamış olarak edâlara devam... Defterde, belki maviden çok kırmızı görünecek ama, ne yapayım?.. Allaha ahdim var: – Her gün, en aşağı şu kadarına ahitliyim... Allah ve kul hakkı olarak üzerimde ne kadar borç varsa, bunların hepsini ödetmeden canımı alma... Allahla beraber bütün inananları şahit tutuyor ve onlardan duama ortak olmalarını diliyorum. Namaz, Efendimden aldığım feyizle, benim için her işin başı, her oluşun temeli, dinin direği... Onsuz hiçbir şey konuşamam; ne konuşur, ne konuştururum.
Bugüne not!
Eğer değerli bir insanla karşılaşırsan ona benzemeye çalış. Vasat bir insanla karşılaşırsan onun kusurlarını kendinde ara.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
- bugüne not olsun..
Bu yaşamda güven, refah, mutluluk, onur, itibar, sevgi, özgürlük, zevk, bilgelik… bir pakette bulunmuyor.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Deniz Gezmiş'in Savunması (Kendi Sesinden Savunması Yorumda)
Sorgu sırası sana geliyor. Mikrofonun başına geçiyorsun. Fakat mikrofonun boyu kısa kalıyor. Görevliler gelip boyunu ayarlıyorlar. Sözlerine başlıyorsun. İddianameyi bölüm bölüm ele alacağını belirtiyor ve sözlerinin aynen zapta geçmesini istiyorsun. İki haftadır iddianamenin üzerinde çalışıyorsunuz. Küçük kâğıtlara aldığın birçok not var. Bunları sol elinde tutuyorsun. Sağ elin açıklamalarına eşlik ediyor. Zaman zaman notlara bakıyor, bazen de bir başlıktan yola çıkarak aklındakileri iki elini arkanda kavuşturarak heyete anlatıyorsun: “Evvelemirde iddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur. İddianame kelle istemek için hazırlanmıştır. Yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza isabetsizdir. Yalnız biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk halkına armağan etmiş bulunuyoruz. Ve Türk halkları ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız. Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz. İddianamede yapılan değerlendirmeler arz ettiğim gibi hatalıdır. 1908 tarihinden itibaren yapılan gelişme, isabetsiz tahlillere tabi tutulmuştur. Giriş kısmı muğlaktır. Açık değildir, bunun hangi manaya geldiğini anlayamadım, neyi kastettiği açık değildir. Eğer giriş kısmında korku, gaflet, kurnazlık ve ihtiras içinde bulunanlardan bizleri kastediyorsa, bu doğru değildir. Türkiye’de gaflet, delalet ve hatta hıyanet içinde bulunanlar varsa, bunlar ancak Amerikan emperyalizmi ile iş yapan çıkarcılardır. İddianame hukuk mantığından ari olarak hazırlanmıştır. Gelişmiş ülkelerin gençliği ile az gelişmiş ülkelerin gençliği terazinin aynı kefesine konmuştur. Ve kız-erkek ilişkileri, içki olayları, toplum baskısından uzak bir yaşama isteği gibi değerlendirmeler vardır. Bunlar doğru değildir. Bizlerin tek özlemi, tahsil sırasında bulunmamıza rağmen Türkiye’nin
Sayfa 305 - İtalik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Kitabın anlattığı tarihlerden bugüne…
Sokak lambası altında çalışan kuşaklar başkalarıyla nasıl eşit olabilir? Bilmeyen döner. Evet. Ama bilmeyenin niçin bilmediğini araştırıyor, buna bir çare bulabiliyor muyuz? İki çocuktan birisi, mum ışığı altında kitabını okuyor, öbürü ise kendisine ayrılmış özel bir odada, pırıl pırıl yanan bir elektrik lambası altında… mum devriyle elektrik devri arasındaki uzun zaman aralığını hesaba katmayacak mıyız? İkisinin başlangıç noktası bir değil ki. Birisi bilmem kaç yüzyıl ileriden yola çıkıyor, öbürü ise bir o kadar geriden… Bize gelince, biz sadece masa başında oturuyor, yarışçıların yalnız bitirişlerine not veriyoruz, başlayışlarına aldırış bile eden yok. Hayır. Gerçek adalet bu değil. Buna bir çare bulmak gerek.
Sayfa 71 - Evrensel Basım Yayın·Kitabı okudu
Alıntı