Puan vermedi·456 syf.··
2026 98. kitabı
Bazı kitaplar dümya çapında ses getirir ya bu kitap tam olarak onlardan. Okurken birçok yerde şaşırdım, birçok yerde öfkelendim ve bazı bölümlerde de gerçekten ürperdim. Çünkü anlatılanlar bir kurgu değil; dünyanın en etkili teknoloji şirketlerinden birinin içinden gelen bir tanıklık. Sarah Wynn-Williams, Yeni Zelandalı bir diplomat ve uluslararası hukukçu. Yıllarca Facebook'ta (bugünkü Meta) küresel kamu politikaları alanında çalışmış ve şirketin üst düzey yöneticileriyle yakın temas içinde bulunmuş. Bu kitapta da o yıllarda yaşadıklarını, gördüklerini ve sorguladığı kararları anlatıyor. Kitabı etkileyici yapan şey sadece anlattıkları değil; yazarın başlangıçta Facebook'un dünyayı daha iyi bir yer hâline getirebileceğine gerçekten inanmış olması. Ancak yıllar içinde şirketin büyümesiyle birlikte güç, para ve etkiden kaynaklanan sorunlara içeriden tanık oluyor. Kitap da biraz bu idealizmden hayal kırıklığına uzanan yolculuğun hikâyesi gibi. Okurken beni en çok etkileyen şey, teknoloji şirketlerinin hayatlarımız üzerindeki etkisini aslında ne kadar az düşündüğümü fark etmem oldu. Günlük hayatta birkaç saniyede kullandığımız uygulamaların arkasında nasıl kararlar alındığını görmek gerçekten çarpıcıydı. Kitapta Mark Zuckerberg, Sheryl Sandberg ve şirketin üst düzey yöneticileri önemli isimler karşımıza çıkıyor. Yazar ise olayların tam merkezinde duran anlatıcı olarak hem sistemin bir parçası oluyor hem de zamanla onu sorgulamaya başlıyor. Kitabın en güçlü yanı bence şu: Okuyucuya ne düşüneceğini söylemiyor, sadece perdeyi aralıyor. Sonrasında gördüklerin karşısında kendi kararını vermek sana kalıyor. Ben okurken birçok kez "Gerçekten bunlar yaşanmış olabilir mi?" diye düşündüm. Özellikle teknoloji, medya ve güç ilişkileriyle ilgilenenlerin kaçırmaması gereken
Umursamaz İnsanlarSarah Wynn-Williams · Destek Yayınları · 08 okunma
Puan vermedi·218 syf.··
2026 78. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 01:06
Sonsuz Suyun Kıyısında, beni hem tarihî atmosferiyle hem de anlattığı hikâyeyle etkileyen bir roman oldu. Çatalhöyük’ün büyüleyici dünyasında geçen bu eser, geçmişin izlerini sürerken insan ilişkilerini, inançları ve yaşam mücadelesini de başarılı bir şekilde yansıtıyor. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri, tarihî detayların hikâyeye doğal bir şekilde yedirilmiş olmasıydı. Okurken kendimi binlerce yıl öncesinin yaşamına tanıklık ediyormuş gibi hissettim. Yazarın sade ama akıcı anlatımı sayesinde sayfalar kolayca ilerledi ve merak duygusu hiç azalmadı. Karakterler arasında ise en çok Biblu’nun hikâyesini sevdim. Onun yaşadıkları, duyguları ve olaylar karşısındaki tavrı beni hikâyeye daha da bağladı. Bazı anlarda ona üzülürken bazı anlarda umutlandım; bu da karakterin benim için unutulmaz olmasını sağladı. Benim için Sonsuz Suyun Kıyısında, yalnızca tarihî bir roman değil, aynı zamanda geçmişte yaşayan insanların da bugünkü insanlar kadar güçlü duygular taşıdığını hissettiren etkileyici bir yolculuktu. Hem Çatalhöyük’e ilgi duyanların hem de tarihî kurgu sevenlerin keyifle okuyabileceği, akıcı ve düşündürücü bir eser olduğunu düşünüyorum. Ben okurken büyük bir keyif aldım ve özellikle Biblu’nun hikâyesi uzun süre aklımdan çıkmadı. Sonsuz Suyun Kıyısında
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 20268 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ben, İspanya’nın, esas olarak Franco döneminde ve kadının henüz bugünkü özgürlüğüne henüz ulaşmadığı, toplumun daha tutucu olduğu döneminde, bir ailenin farklı bireylerinin, tarih içinde git-geller şeklinde anlatılmış hikayesini okudum bu metinde. Özellikle o baskısı dönem içindeki sosyal yaşantı çok iyi verilmiş; benzer dönemleri yaşamış olan bizim kuşak tarafından çok içselleştirilebiliyor. Kocaman bir ailenin, farklı bireylerinin hikayelerini, birbirleriyle ilişkilerini, o dönemin bütün özelliklerini arka plana alarak, çok başarılı bir atmosfer oluşturmuş. Almış olduğu övgüleri hak eden bir eser.
Kiraz MevsimiMontserrat Roig · Medusa Yayınları · 202681 okunma
Duvarların ardında kalan hakikat
9/10
·552 syf.··
2026 62. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:33
Haruki Murakami'nin Şehir ve Belirsiz Duvarları romanı, aslında yeni bir hikaye değil. Haruki Murakami 1980'lerde yazdığı yaklaşık 150 sayfalık kısa bir metni yıllar boyunca içine sindirememiş, tamamlanmamış hissetmiş ve uzun süre yayımlamamış. Aradan geçen onlarca yılın ardından bu hikayeye yeniden dönerek onu bugünkü haline ulaştırmış. Bu yönüyle roman, yalnızca kahramanının değil, yazarının da yıllar süren bir arayışının ürünü gibi duruyor. (Kitap 2022 yılında tamamlanıyor) Romanın merkezinde görünürde bir aşk hikayesi var. Ancak bu, sıradan bir kavuşma hikayesinden çok, insanın hayatı boyunca peşinden gitmekten vazgeçemediği bir aşkın hikayesi. Umudunu kaybetmeden, zamanın ve hayatın önüne çıkardığı bütün duvarlara rağmen sevdiği kişiyi aramaya devam eden bir insanın sessiz mücadelesi. Bu nedenle kitap boyunca aşk, yalnızca bir duygu değil, insanı ayakta tutan, ona yön veren bir arayış haline geliyor. Kitabı okurken kendime sık sık şu soruyu sordum. Ben gerçekten ben miyim, yoksa yalnızca kendi gölgem mi? Gerçek ile hakikati nasıl ayırt edebilirim? Haruki Murakami 'nin kurduğu o yüksek duvarlarla çevrili şehir, zamanla bir mekandan çok insanın iç dünyasının metaforuna dönüşüyor. Belki de hepimizin içinde ulaşmaya çalıştığımız, fakat tam olarak varıp varamadığımız böyle bir şehir vardır. Haruki Murakami 'nin en güçlü taraflarından biri olan betimlemeler burada da etkileyici. Nehirler, kütüphaneler, sessizlikler, gölgeler ve duvarlar, hepsi okurun zihninde canlı bir şekilde yer buluyor. Romanın atmosferi o kadar güçlü ki bazen olaylardan çok hisler akılda kalıyor. Bu anlamda eser, klasik Haruki Murakami anlatısının bütün özelliklerini taşıyor. Bununla birlikte bazı bölümlerde sahnelerin gereğinden fazla uzatıldığını ve bazı düşüncelerin tekrar tekrar işlendiğini hissettim. Özellikle romanın orta bölümlerinde tempo
Alıntı
Şehir ve Belirsiz DuvarlarıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2025417 okunma
Anna Karenina
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 4. kitabı
·
458 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:15
Mon cher, Anna Karenina öldü! Anna Karenina bitti, ben şimdi hangi kitabı okumamak için başka kitaplar okuyacağım! * Anna Vronski'ye acı vermek için ölümü seçti! Ne kadar acımasız! *Bugünkü bakış açımla, Anna kendini hiç sevmeyen çocuk bir kadın! *Bu hayatta her şeyin başı kendini sevmek, her şey kendini sevmekle başlar. Kendini sevmeyen hiçbir şeyi sevemez! *Tolstoy amca döktürüyor. Bir Anna gibi düşünmesi fakat Vronski gibi düşünememesi ilginç olmuş! Bu yaşımın tespiti! *Aşk, kendi benliğinden uzaklaşmak, kendini tanıyamamak, bir daha eski kendine rastlayamamak falan. Fakat Anna gibi bir karar almak değil! Bunun için tam bir ruh hastası olmak şart
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Cehennemin şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir.
9/10
·112 syf.··
2026 84. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:34
Kitapçıda denk gelip gotik edebiyatın ilk eserlerinden biri olması ilgimi çektiği için aldığım bir eser idi. Nerdeyse bir günde bitti, kendimi yeniden faustvari bir hikayede buldum ama daha karanlık bir bakış açısıyla. Abbasi halifesi Vathek'in elindeki güçten ve yasak olana duyduğu meraktan gözünün kör olup da cehennemi arzulaması... Halife olmasından ötürü etraftakilerin bu güce soz gecirememeleri ve saçma dahi olsa isteklerinin yapılması... Savurganligi, din adi altında dinden uzaklığı ... Yani tıpkı faust gibi ahlak-akıl arasi bir sarkaçtaydım okurken ve bir doğu masalı okumak keyifliydi. Bugünkü ben olarak yazarın -vermek istediği mesaj icin kullandığı durumlar da olsa- ; kuranda olmayan ayetler uydurması, Hz. Muhammed'i tıpkı hristiyanlıktaki Hz. Isa'ya yüklenen tanım gibi tanrıya yakin tutup ondan yardım istenen kısımlar eklemesi vs hoşuma gitmedi. Dini hassasiyet gözeten biri için sinir bozucu olabilir bu bağlamda ama genel hikaye akışını sevdim de yani . Bir faust olmasa da benim icin bu kitap da inceleme yazmaya değer idi. "Cehennemin şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir."
VathekWilliam Beckford · İthaki Yayınları · 2022834 okunma