Cehennemin şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir.
9/10
·112 syf.··
2026 84. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:34
Kitapçıda denk gelip gotik edebiyatın ilk eserlerinden biri olması ilgimi çektiği için aldığım bir eser idi. Nerdeyse bir günde bitti, kendimi yeniden faustvari bir hikayede buldum ama daha karanlık bir bakış açısıyla. Abbasi halifesi Vathek'in elindeki güçten ve yasak olana duyduğu meraktan gözünün kör olup da cehennemi arzulaması... Halife olmasından ötürü etraftakilerin bu güce soz gecirememeleri ve saçma dahi olsa isteklerinin yapılması... Savurganligi, din adi altında dinden uzaklığı ... Yani tıpkı faust gibi ahlak-akıl arasi bir sarkaçtaydım okurken ve bir doğu masalı okumak keyifliydi. Bugünkü ben olarak yazarın -vermek istediği mesaj icin kullandığı durumlar da olsa- ; kuranda olmayan ayetler uydurması, Hz. Muhammed'i tıpkı hristiyanlıktaki Hz. Isa'ya yüklenen tanım gibi tanrıya yakin tutup ondan yardım istenen kısımlar eklemesi vs hoşuma gitmedi. Dini hassasiyet gözeten biri için sinir bozucu olabilir bu bağlamda ama genel hikaye akışını sevdim de yani . Bir faust olmasa da benim icin bu kitap da inceleme yazmaya değer idi. "Cehennemin şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir."
VathekWilliam Beckford · İthaki Yayınları · 2022833 okunma
Kendimizle Olan O Bitmek Bilmeyen Kavga
Puan vermedi·296 syf.··
2026 34. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:29
Bu kitap, son dönemde okuduğum eserler arasında beni en çok düşündüren işlerden biri oldu. Sayfaları çevirdikçe günlük hayatta üstünü örttüğüm, kendimle bile tam anlamıyla çözemediğim bazı noktaların net bir şekilde su yüzüne çıktığını gördüm. Karakterimde değiştirmek istediğim pürüzleri, eksiklerimi ve diğer insanlardan ayrılan farklılıklarımı sakin bir kafayla gözden geçirmemi sağladı. İçindeki tespitler o kadar yerindeydi ki, buradaki alıntı havuzumu dolduran çok fazla kıymetli satır buldum. Kitaba başlarken açıkçası çok büyük bir beklentim yoktu. Ancak yazarın bir filozof ile genç bir adam arasındaki diyaloglar üzerinden kurduğu o tartışma ortamı, beni ilk sayfalardan itibaren hikayenin içine çekti. Ağır ve sıkıcı bir psikoloji analizinden ziyade, insanın doğrudan kendisiyle yüzleşmesini sağlayan bir ayna gibiydi bu kitap. "Kusurlarımız ve eksikliklerimizi kabul edip onlarla savaşmayı bıraktığımızda, gerçek özgürlüğün kapısı aralanır." Ichiro Kishimi, bu çalışmasında bizi alışılmış Freud temelli yaklaşımların dışına çıkararak, Alfred Adler psikolojisinin o net duruşuyla tanıştırıyor. Freudçu ekol insanı tamamen geçmiş travmaların bir sonucu olarak görürken; Adler perspektifi, davranışlarımızı geçmişin gölgesiyle değil, bugünkü amaçlarımız ve yaptığımız seçimler üzerinden açıklıyor. Kitaptaki gencin filozofun düşüncelerine sürekli itiraz etmesi, metni teorik bir ders kitabı olmaktan çıkarıp günlük hayata çok rahat uyarlanabilen bir sohbete dönüştürmüş. Gencin o fevri çıkışlarını ve kırılganlıklarını gördükçe, aslında kendi içimdeki benzer sorulara cevap aradığımı fark ettim. Yazarın da üstünde durduğu gibi, modern insanın en büyük problemi, başkalarını memnun etmek adına kendisiyle sürekli bir savaş içinde olması. "Hayatta, insanın günün birinde eline aldığı
1000Kitap
Kendinle Savaşma SanatıIchiro Kishimi · Koridor Yayıncılık · 20192,528 okunma
Reklam
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Yaşanamayan ve yarım kalmışlığın kendisini gizlemek için büründüğü bir kılıf vardır. O anlar, hatırlanmak istemez çünkü hatırlandığı an beraberinde getireceği enkaz ruhsal bir yıkım ve pişmanlığın sesi olacaktır. Bu yüzden sıradan veya bilinen hayata devam etme güvenli bir limandır. Tıpkı Masal'ın yaşadığı hayat gibi.. "Yarım kalan her şey tamamlanmak üzere bir gün tekrar karşına çıkar." Herkesin imrendiği bir hayata sahip Masal. Zengin, ona değer veren bir eş ve ne isterse yapabileceği bir dünyanın içerisinde. Tabi bu herkesin gördüğü ve onlara sunulan şekli, fakat Masal için durum daha farklı. Ruhunun içinde kıvranan duyguların bastırıldığı, annesi Songül ve eşi İlhan'ın belirlediği hayatta sıkışıp kalmış bir beden. Bu beden istenilen kılıfa yıllar önce girmiş ancak bu kılıf Masal'a dar gelmeye başladığında ruhundan çıkmayı bekleyen yarım kalmışlıkların sesini duymak ona en arka çekmecede saklayıp tozlar içerisinde kalan geçmişini çağrıştıracaktır. Bu tozların içerisinde aşkın heyecanlı ritmi çoktan yerini almıştır. "Yarım kalanları tamamlamak için geriye doğru gider insan, sonunda hep kendine varır." Ruhun sessiz çığlığının duyulabilmesi ve görülebilmesi için bir kantı gerekliydi ve bu kanıt bir dergide yayımlanan röportajda çoktan şekil almıştı. Geriye Masal'ın kendi seramik eserine yaptığı gibi ona şekil vermesi gerekmekteydi. Ancak bu şekil geçmişin izlerini taşısa da artık eskisi gibi olmayan bir düzen de onunla birlikte yol alacaktır. "İnsan hayatı sürekli bir devinim içindeydi sanki. Geçmişleri, çocuklukları, kökleri, hepsi onları bugünkü hallerine yoğuran görünmez eller gibiydi. Kötü günler, yaralı ruhlarını koruyan bir kabuğa; umut, içlerine çekilmiş pırıl pırıl bir sırra dönüşmüştü. Ve bütün bu katmanlar, insanın saklandığı bir kılıf gibiydi." Bu
KılıfEmel Şimşir · Mümkün Kitap · 20269 okunma
Puan vermedi
Bugün masamda Riley Black’in nefis kitabı "Dünya Yeşilken"var. Her gün yanından geçip gittiğimiz o tek bir yaprağın, penceremizin önündeki çiçeğin ya da gölgesinde soluklandığımız ulu ağaçların arkasındaki milyarlarca yıllık sessiz devrimi düşünmek, doğanın o muazzam yaratıcı gücünü masama kadar taşımış gibi hissettiriyor. Riley Black, gezegenimizin bugünkü çehresini borçlu olduğumuz bitkilerin yeryüzünü ele geçiriş hikayesini o kadar büyüleyici bir dille anlatmış ki, kitabı elimden bırakmak pek mümkün olmadı. Kitap bizi Dünya’nın henüz sadece taş, çorak toprak ve sudan ibaret olduğu o eski, gri-kahverengi dönemlerine götürerek açılıyor. İlk ilkel alglerin sudan karaya çıkma cesaretinden, devasa eğrelti otu ormanlarının zamanla kömür yataklarına dönüşmesine; ilk tohumun icadından, çiçekli bitkilerin yeryüzünü rengarenk bir sahneye çevirmesine kadar uzanan devasa bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Burada beni en çok etkileyen detay, bitkilerin sadece arkada duran pasif birer dekor olarak değil; iklimi şekillendirmesiydi. Yazar, bitkiler ile diğer canlılar arasındaki o hayranlık uyandırıcı bağları da harika bir şekilde mercek altına alıyor. Örneğin bitkiler karadaki ilk adımlarını atarken en büyük destekçilerinin mantarlar olduğunu, aralarındaki o mikoriza bağları olmasaydı bugün bildiğimiz anlamda canlı bir toprak ve bitki örtüsünün belki de hiç var olamayacağını öğreniyoruz. Sonrasında çiçeklerin ortaya çıkışıyla birlikte, tozlaşma için böceklerle girilen o büyüleyici ortaklık da doğanın en güzel uyum hikayelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Doğanın bu bencil olmayan, aksine uyum sağlayan, paylaşan ve sürekli dönüştüren gücünü okumak, bana onun yaratıcı ve besleyici yüzünü bir kez daha derinden hissettirdi.️ Riley Black bir bilim yazarı ama dili kuru bir
Dünya YeşilkenRiley Black · İrene Kitap · 20263 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
"DÜNYA YEŞİLKEN" "Ağaca bakınca sevinçten ağlayan da olur, yoluna dikilmiş yeşil bir nesne gören de." Bir yaprak düşünelim. Sadece bir yaprak. Rüzgârla savrulan, sonbaharda sararıp dökülen sıradan bir yaprak. Peki ya bu yaprak, milyonlarca yıl önce yaşamış bir ağacın, zamanın içinde donup kalmış sessiz tanığıysa? Bugün nefes aldığımız hava, bastığımız toprak ve gölgesinde dinlendiğimiz ağaçlar… Bunların hiçbiri tesadüf değil. Milyarlarca yıllık bir bitki evrimi, Dünya’yı yaşanabilir kılan sessiz ama devasa bir dönüşümün mimarı. Eser, bu taşlaşmış sessizliğin içindeki çığlığı duymamızı sağlıyor. Yazar, bilimsel anlatıyı ustalıkla kullanarak bizi tarih öncesi denizlere, bataklıklara, ormanlara ve savanalara götürüyor. Bitkiler olmadan dinozorlar olur muydu? Cevap şaşırtıcı: Hayır. Kılıç dişli kediler, dev sürüngenler ve hatta insanlar — hepsi bitkisel ataların evrimsel çabalarının üzerine inşa edildi. Bitkiler atmosferi oksijenle doldurmasaydı, hayvanlar karaya çıkmaya cesaret edemezdi. Ormanlar oluşmasaydı, atalarımızın anatomisi bugünkü gibi şekillenmezdi. Her bölümde hem bitkiler hem hayvanlar sahnede yer alıyor. Ama bu kez hayvanlar başrolde değil. Onlar, bitkilerin açtığı yolda yürüyen misafirler sadece. Türler arasındaki o kadim etkileşimler, bugün “yuvamız” dediğimiz Dünya’yı nasıl şekillendirdi? Hangi bitki hangi canlının evrimini tetikledi? Hangi orman hangi türün doğuşuna zemin hazırladı? Tüm bu soruların yanıtları, Hayat Ağacı’nın giderek büyüyen gövdesi boyunca yürüyerek veriliyor. Taşlaşmış sessiz kayıtların içinden, kadim köklerden günümüze uzanan evrimsel hikâyenin dallarını keşfe çıkarıyor bizi. Bugün dinozorları, kılıç dişli kedileri, mamutları konuşuyoruz. Onlara hayranlık duyuyoruz. Onların devasa kemiklerini müzelerde izliyor, çocuklarımıza
Edebiyat
Dünya YeşilkenRiley Black · İrene Kitap · 20263 okunma
“Maziden kalan okumalardan…”
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
ANTİK YUNAN KADIN KIYAFETLERİ J. MOYR SMITH .... 1882 yılında J. Moyr Smith tarafından "Antik Yunan Kadın Kıyafeterİ" basit bir dille yazılmış. Antikçağ'a alaka duyan, Yunan kadın kıyafetleri konusunda derli toplu bir kaynak okumak isteyen herkese tavsiyemdir. Biraz uzun bir yazı oldu, enteresan bilgilerdi yazmadan edemedim. Naçizane okumanızı öneririm. Kitaptan alıntılar: ✓ Homeros döneminde Yunan ırkı için genel bir tanımlama yoktur,..... Yunanlıları tanımlamak istediği zaman, ya en önemli kabilenin adını ya da İlyada'nın ilk dizelerinde olduğu gibi Akhalar kelimesini kullanmaktadır. ✓Spartalı kadınlar bütün komşu bölgelerine kıyasla çok daha farklı bir giyim tarzına sahipdiler: burada bakire kızlar yüzleri açık gezerken evli kadınlar bir duvak ile yüzlerini örterlerdi. Bu uygulamadaki temel amaç bakire kızların kendileri için bir eş bulmaları, evli kadınların ise zaten var olan eşlerini ellerinde tutmaları olarak açıklanabilir. ✓ Spartalı kızlar çok kısa kıyafetler giyerek ya da çıplak olarak koşu, güreş, disk fırlatma ve ok atma gibi birçok spor dalında faaliyet gösterme özgürlüğüne sahiplerdi bu da vücutlarını daha dayanıklı ve güçlü bir hale getiriyordu. ✓ Bununla birlikte çıplaklık Spartalı kızları sadeliğe alıştırıyor, güçlü bir bedene sahip olmaları için teşvik ediyor;.... ✓Yunanistan'ın oldukça sıcak bir iklime sahip olması sebebiyle ve aynı zamanda Yunanlıların iyi bir zevke sahip olmaları sayesinde, vücuda yapışan çok dar kıyafetler kadınlarınca tercih edilmezdi.... Hem Yunanistan'da hem de başka yerlerde kadın kıyafetlerindeki sadelik zarafetin simgesiydi. Erken dönemlerde hem erkek hem de kadın kıyafetlerinin etkileyiciliği onların zengin süslemelerine bağlıydı;.... ✓ Yunan kadınlarının giydiği başlıca iki tip kıyafet vardır. Bunlardan ilki çıplak beden
Tarih
Antik Yunan Kadın KıyafetleriJ. Moyr Smith · Töz Yayınları · 202010 okunma
Reklam
Reklam