Puan vermedi·56 syf.··
2025 43. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 19:36
Bu kitap beni hem gülümsetti hem içimi ısıttı. Okurken sanki sayfaların arasında bir huzur saklanmış gibiydi. Küçücük bir kitap ama içinde çok fazla şey var: inanç, sevgi, bilgelik, hatta biraz çocukluk. Hikâye, Yahudi bir çocuk olan Momo ile Müslüman bir bakkal olan Mösyö İbrahim’in dostluğunu anlatıyor. Bir yanda yalnız, sevgisiz büyüyen bir çocuk; diğer yanda dünyaya sakin, anlayışlı gözlerle bakan yaşlı bir adam. İkisi yan yana geldiğinde kitap, adeta “insan olmanın” dersine dönüşüyor. En çok güldüğüm sahne ise Momo’nun gözleri bağlı şekilde ibadethaneleri kokularından tanımaya çalıştığı bölümdü: “Burası mum kokuyor, Katolik.” “Burası buhur kokuyor, Ortodoks.” “Ve burası da ayak kokuyor, Müslüman.” O son cümlede hem güldüm hem düşündüm… Çünkü Mösyö İbrahim’in cevabı çok güzeldi: “İnsan kokan bir ibadet yeri seni rahatsız mı ediyor? Çünkü bu yer insanlar için yapılmış bir yer. İnsanlar varsa, koku da olur. Tanrı’ya giden yerde insan kokusu varsa bu kötü bir şey değil, çünkü orası insan dolu bir yerdir.” Mösyö İbrahim bir Müslüman ama aynı zamanda bir sufi — yani kalbiyle gören bir insan. Dinin özünü dış görünüşte değil, sevgide buluyor. Onun gözünde herkes Tanrı’ya ait; kimse dışlanmıyor, kimse eksik sayılmıyor. Belki de bu yüzden Momo’nun hayatına en çok dokunan kişi o oluyor. Kitabın sonunda Momo artık o eski Momo değil. Hayata küsmüş bir çocuktan, sevgiyle dolu bir adama dönüşüyor. Kendini buluyor, affetmeyi öğreniyor, hatta Mösyö İbrahim’in adını yaşatarak onun hikâyesini sürdürmeye başlıyor. Bence bu, bir insandan diğerine geçen en güzel miras: sevgiyle yaşamak. Annesiyle olan ilişkisi ise kitabın en sessiz ama en yaralayıcı kısmıydı benim için. Momo, hep bir sevgi açlığı içinde büyüyor. Annesinin yokluğunu önce öfkeyle saklıyor ama sonra, Mösyö
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,5bin okunma
9/10
·336 syf.··
2025 8. kitabı
Tuna'nın bağrından devşirilen Nezuka'nın başta ismi, annesinin 'unutma çığlığı'da dahil her şeyi unutarak esamesi okunmayan yeniçeriye Mansur Ağa'ya dönüşmesi,kokuların hakimi Nihade'nin filbahri ve daha nice kokulardan buhurlar yapması, romanın buram buram kokması..'Buhurun, güzel kokusunu salması için ateşe atılması gerektiğini gördüm.Ateş kızıl.Buhur siyah.Duman bir ah kıvrımı.Bir duanın ağırlığı.Görmediğim ülkeleri,iki denizin tam birleştiği yerde kurulmuş,bol tapınaklı yitik kentleri gördüm.Uzaktan deve çıngırakları.Konuşan ırmak.İpek yolunun yıkık köprüsü. Buhur yandı.Saldı kokusunu. Ben dayandım.'(21) Kokunun fotoğrafı yoksa da tahayyül âlemi kelemle birleşince romanı ateşe verdiğine şahit olmak. "Âlemin bir sebebi bir de mümkünü vardı.İsimler önce, hayatlar sonraydı.Her isim, içinde,kuvveden çıkacak bir fiil saklardı.Her şey ölse isim yaşardı,isim ölünce olurdu her şeyin de ölmesi.Ayak bastığı kumsalı bu yüzden isim vererek vatan kılardı kâşif. Bir ismin bazen bütün hikâye unutulsa da kalbe batması,kiminin bir isimden ibaret kalması, kiminden geriye bir isim bile kalmaması.Bütün bunlar ismin taşıdığı hikmettendi,isimle varlık arasındaki ölümcül beyandandı.Namazın farzıydı kıraat, kıraat da kelimelerdi.'Esirgeyen ve bağışlayanın adıyla.'Her işin başı da bir isim değil miydi?"(25) Nur'un ve Turna'nın hikayesiyle Postmodern tekniklerle tarihin, masalların, düşün, gerçeğin harmanlandığı, padişahların isimlerinden önce kaçıncı olduklarına değinmek babında bölümlerdeki sayıların arkasına değilde önüne konulan nokta:.1 gibi ince nüanslar, çok sevdiğim Nazan Bekiroğlu hocanın zeka kıvrımları. 'Niyet kalpteydi,kelam nefeste.Kelam düşünmenin eseriydi, düşünme kelamın, sonra her ikisi de aklın.Değil mi ki Allah'ın varlığını ve ona ait bahislerini,vahyin izin verdiği
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,370 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·136 syf.··
2025 4. kitabı
Lale Müldür’ün *Buhurumeryem*’i, şiirin sınırlarını zorlayan, imgelerle yüklü, kadın bedenini, arzuyu, mitolojiyi ve kutsal olanı sert bir lirizmle harmanlayan çarpıcı bir eserdir. Müldür’ün dili hem büyülü hem yıkıcıdır; şiirlerinde kan, tütsü, ateş ve çiçek kokuları birbirine karışırken, kadınlık deneyimi geleneksel kalıplardan sıyrılıp başkalaşır. "Buhurumeryem" adı bile bir paradoksu çağrıştırır: buhur (tütsü) ile Meryem Ana’nın masumiyetinin yan yana gelişi, kutsal ile dünyevi, arınmış olanla tutkulu olan arasındaki gerilimi ortaya koyar. Müldür, şiirlerinde bedeni bir savaş alanına, bir tapınağa, bir enkaza dönüştürür; kadın sesi bazen fısıltıya, bazen çığlığa dönüşür. Mitolojik göndermeler (Medea, Persephone) ile gündelik hayatın sıradanlığı iç içe geçer, böylece şiirler hem evrensel bir trajedi hem de kişisel bir itiraf defteri gibi okunur. *Buhurumeryem*, okuru sarsan, kanatıp iyileştiren, diliyle büyüleyen ve Türk şiirinde kendine özgü bir yer edinen unutulmaz bir kitap
BuhurumeryemLale Müldür · Metis Yayınları · 1994445 okunma
Tersi ve Yüzü | Albert Camus
Puan vermedi·72 syf.··
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 00:00
(18/04 - 20/04/2025) – "Birine usu küçümsediğini söylediklerini duyarsam, kuşkularına katlanamadığını anlarım" * Hegelian kültürün nesnel dobralığı ve Kierkegaard'un çaresiz öznelliği – "Ne zaman dünyanın derin anlamını sezer gibi olduysam onun basitliği şaşırttı beni." * Absürt – "Yaratıklar hakkında o denli bilgi edinemedim, çünkü benim merakım tepkilerinden çok yazgılarına yönelir, yazgılar da çok yinelenir. Hiç değilse var olduklarını ve bencilliğin, kendini yadsıyamasa bile, açık görüşlü olmaya çalışması gerektiğini öğrendim." * Camus'ye göre hakikate ulaşım dolaysız anlatıyla mümkündür. Masal anlatılmasını istemez. – "Doymaz coşkunluk beni hiç bırakmamıştır ve bu coşku, uzun sözün kısası, en kötü ve en iyi yanıyla yaşamdır." – "Olduğum ile söylediğim arasında denge kurulduğu gün, işte belki o gün,.. düşlediğim yapıtı kurabilirim." – "...Hiç de gerektiği gibi sevmediği Tanrı'ya güvenerek..." – "Yaşam umudu yeniden doğmayagörsün, insanoğlunun çıkarları karşısında Tanrı'nın bir ağırlığı kalmıyordu." – "Kendisi acı çekmişti. Bu konuda hiçbir şey söylemiyordu. Mutlu görünmek daha iyidir. Hem sonra, bunda yanılıyorsa, onları mutsuzluklarıyla etkilemek istemekle daha ağır bir biçimde aldanırdı. Siz tüm varlığınızla yaşamla ilgilenirken, yaşlı bir adamın acılarının ne önemi vardır?" – "Yarın her şey değişecek, yarın. Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de, tüm öteki günler de. Ve bu çaresiz buluş ezer onu. İşte böyle düşünce öldürür insanı. Bunlara katlanamadığı için öldürür insan kendini ya da, gençse, tümceler kurar." – "...Sevgiyi hak gibi istenecek bir şey sanmasıydı." – "Gidip ödevlerini yapsın. Çocuk ödevlerini yaptı. Şimdi pis bir kahvede. Şimdi bir adam. Önemli olan da bu değil mi? Yok, inanmamalı buna, öyle ya, ödevlerini yapmak ve
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20227,1bin okunma
Puan vermedi·1016 syf.··
2024 13. kitabı
İNSAN, TEVRAT, DİNLER, TANRILAR İLE İLGİLİ BİR İNCELEME Son yıllardaki din ve dindarlık perdesi altında yapılan yağma talanın arkasından gelen ahlaki ve ekonomik çöküşün sebeplerini anlamak amacıyla Sümer, Babil, Mısır tarihi ve tanrılarını, Gılgamış, Herodot Tarih’i, Homeros’un İlyada’sı, İncil ve Tevrat-Zebur’u okudum. Kuran, hadis kitapları ve Gazali’nin İhya-u Ulumid-Din’niyse zaten çocukluğumdan beri okuyor, vaazlardan biliyordum. Öncelikle Tevrat’da anlatılan din anlayışıyla İslam kaynaklarının anlattığı din temelde örtüşmüyor. Zira burada Tanrı’dan bilgi akışını sağlayanlar peygamber diye anılmıyor “kâhin / bilici” diye anılıyorlar. Ana gaye de Yahudi toplumunu bir arada tutmak, bu sapkın, geçimsiz, topraksız ve aç toplumdan bir ulus oluşturmak. Tevrat’ın ise Babil sürgününden sonra Sümer, Babil, Mısır mitolojisinden uyarlandığı çok açık ve net. Tevrat sadece bir din, peygamber, vahiy kitabı değil, bir Yahudi tarih kitabı ve neyi, kimin ne zaman yazdığı dahi belirtilmiş. Ayrıca Yahudilik bir din olmakla birlikte, bir ırkın da adı ve onlar hiçbir şekilde bu ırktan olamayanları dinlerine, tapınaklarına kabul etmiyorlar. İşte bunun için bütün Yahudi erkeklerine ‘sünnet’ denen o vahşi, acımasız ve ilkel uygulamayı şart koşmuşlar ki, aralarına başkaları karışmasın. Fakat bunun da ötesinde Yahudiler tek Tanrıya değil, Sümer, Babil, Mısır ve Antik Yunan Tanrıları gibi pek çok tanrıya inanıyorlar. Hatta İsa bile havarilerine, “Kudüs ve Yahudiler dışında benim eğretilerimi - dinimi kimseye tebliğ etmeye çalışmayın” diyor. Bununla birlikte, tarih metodolojisine göre yazılmış bir kitap olmasa da, bütün noksanları, fazlalıkları ve hatlarına rağmen Tevrat’ı okumadan insanlık tarihi ve dinleri, anlamak, tanımak mümkün değil. Tavrat’da, beni hayretler içinde bırakan konular
TevratKolektif · Kitab-ı Mukaddes Yayınları · 20221,176 okunma
Puan vermedi·824 syf.··
2024 12. kitabı
İNSAN, TEVRAT, DİNLER, TANRILAR İLE İLGİLİ BİR İNCELEME Son yıllardaki din ve dindarlık perdesi altında yapılan yağma talanın arkasından gelen ahlaki ve ekonomik çöküşün sebeplerini anlamak amacıyla Sümer, Babil, Mısır tarihi ve tanrılarını, Gılgamış, Herodot Tarih’i, Homeros’un İlyada’sı, İncil ve Tevrat-Zebur’u okudum. Kuran, hadis kitapları ve Gazali’nin İhya-u Ulumid-Din’iyse zaten çocukluğumdan beri okuyor, vaazlardan biliyordum. Öncelikle Tevrat’da anlatılan din anlayışıyla İslam kaynaklarının anlattığı din temelde örtüşmüyor. Zira burada Tanrı’dan bilgi akışını sağlayanlar peygamber diye anılmıyor “kâhin / bilici” diye anılıyorlar. Ana gaye de Yahudi toplumunu bir arada tutmak, bu sapkın, geçimsiz, topraksız ve aç toplumdan bir ulus oluşturmak. Tevrat’ın ise Babil sürgününden sonra Sümer, Babil, Mısır mitolojisinden uyarlandığı çok açık ve net. Tevrat sadece bir din, peygamber, vahiy kitabı değil, bir Yahudi tarih kitabı ve neyi, kimin ne zaman yazdığı dahi belirtilmiş. Ayrıca Yahudilik bir din olmakla birlikte, bir ırkın da adı ve onlar hiçbir şekilde bu ırktan olamayanları dinlerine, tapınaklarına kabul etmiyorlar. İşte bunun için bütün Yahudi erkeklerine ‘sünnet’ denen o vahşi, acımasız ve ilkel uygulamayı şart koşmuşlar ki, aralarına başkaları karışmasın. Fakat bunun da ötesinde Yahudiler tek Tanrıya değil, Sümer, Babil, Mısır ve Antik Yunan Tanrıları gibi pek çok tanrıya inanıyorlar. Hatta İsa bile havarilerine, “Kudüs ve Yahudiler dışında benim eğretilerimi - dinimi kimseye tebliğ etmeye çalışmayın” diyor. Bununla birlikte, tarih metodolojisine göre yazılmış bir kitap olmasa da, bütün noksanları, fazlalıkları ve hatlarına rağmen Tevrat’ı okumadan insanlık tarihi ve dinleri, anlamak, tanımak mümkün değil. Tavrat’da, beni hayretler içinde bırakan konular
TevratKolektif · Dorlion Yayınevi · 20181,176 okunma