"Ama bakmakla görmenin birbirinden ayrıldığı o noktada. Buhur ve tütsü dolu bir dükkânın karanlığında. Gül bağrı salarken kokusunu. "Bakışı bakışa ekleyerek bakmayın", buyrulmuştu, bakışı bakışa ekleyerek baktım ona. Yüzü küçülen ay gibi gölgeli bir aydınlıktı. Oysa adımla adı arasına haram sözcüğünün harfleri düşecek olana bakmamıştım hiç. Baktım alnına, şakaklarına, göz kapaklarına. İncecik bir hilâle benzeyen kaşlarına. Çekik burnuna. Üzerine tütsü kokusu sinmiş giysisinin gizlediği omuzlarına. Alnında terden ıslak, bağından azad, turralanmış olması gereken saçlarına. Baktım benden gizlenene, bana yasak olana, bakmamam gerekene. Bir günah gibi düştü düşünceme bahtıma.
Kalbim ilk o anda kıpırdadı."
Kirpiklerin tozlu dünyaya bakmaktan
Çamurlar üstünde tüten buhur gibisin
Yalnızsın, üzgünsün ve kederlisin
Yaşam akmaya başlıyor tırnaklarından
Toprağın ve suyun bütün gizlerini belledin
Seni gökyüzüne gömecekler bunun için
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazar, Harun neslinden gelen bir kâhin ya da en azından Harun neslinden gelen kâhinlerin çıkarlarını temsil eden biriydi. Bu nedenle yazarın erkek olması olasıdır. Yahudalı, hatta daha kesin olarak söylemek gerekirse Kudüslüydü. Yazar Kudüs'teki kâhinlik uygulamalarını tam olarak biliyor ve metinlere ulaşabiliyordu; çünkü Kâhinler metninde kurban uygulamaları, buhur yakılması, kâhin giysileri, Mişkan ve Mişkan'ın eşyalarıyla ilgili ayrıntılı tasvirler bulunmaktadır. Yazar, Kudüs'ün Kildanilerin eline geçtiği MÖ. 587 yılından önce yaşamış ve yazmıştı.
Antik dönem pagan (putperest) inançlar ile günümüzün üç semavi dininin ortak tütsüsü olan Buhur'un ülkemizin endemik bir ağacından elde edildiğini kaçımız biliyor? Diğer bir deyişle Anadolu'nun, kendisine özgü bir bitkisinin kokusunda bütün inanç ve kültürleri bir potada kaynaştırdığının farkında mıyız?