- Peki, şimdi kimi başkan yapacağız? - Aman arkadaşlar! Dikkatli olalım, hiç olmazsa bukez aklı ba şında birini seçelim. - Doğru... Bu delilerden bıktık vallahi!. 4.öykü
-Peki, şimdi kimi başkan yapacağız? - Aman arkadaşlar! Dikkatli olalım, hiç olmazsa bukez aklı ba­şında birini seçelim. - Doğru... Bu delilerden bıktık vallahi!...
Reklam
Trabzon, kıyıda demirlemiş, her biri aşağı yukarı ikişer grostonluk dört paslı askerî nakliye sefinesi ile, mazı ve akçaağaçlar içinde âdeta kaybolan Fâtih Câmii ve çevresindeki, herbiri mütevâzı birer mimârî şâheseri olan küçük evler ile, başta Zağnos Paşa’nınki olmaküzere taş köprüleri ve nice câmi ile, Küçük Ayvasıl Kilisesi, hükümet binâları, konaklar, kâşâneler ve semâda uçan martılar ile, evet! İşte bu hâli ile Trabzon o sabah yağmur sonrası, Kara­deniz açıklarından bir sulh, sefâ ve selâmet şehri olarak âde­ta cennet gibi görünüyordu. Ama görüntüsünün üzerinde ufkî ve şâkulî iki çizgi, bunların üstlerinde ve yanlarında ise, nişângâhın iç taksimât rakamları vardı. Derken sert ve şedit bir ses duyuldu: “Zagruzka! Pastoraniye devyitsot!” Bu kar­şı konulmaz emrin ardından, suratları isten kapkaradört tomarcı, iki metre uzunluğundaki cehennemi mermiyi kan ter içinde var güçleriyle,18 inç çapında ve neredeyse bir minâ­re uzunluğundaki o lendûhâ misâli topun kamasından içeri sürdü. Kamacı hava supabını açtıktan sonra dört parça imlâ hakkı da, kızak üzerinden zorbelâ kaydırılıp dev topun namlusuna dolduruldu. Topun has çelikten mamûlmuaz­zam kama bloğu gümbürtüyle kapanınca nişâncı erler levye­lere asılır asılmaz, tareti döndüren ve dev topa irtifâ veren koskoca madenî çarkların çelik dişlileri birbirlerine geçiver­di. “Çata-çata-çat-çat! Çat!” sesleriyle ölümcül top he­defe tevcih olurken, son bir“Çaaat!” sesiyle durduğu anda, kule sarsıldığıiçin mürettebat oraya buraya tutunmuştu.Kuledeki sessizlik, gözünü nişangâhın içtaksimâtından ayırmayan nişâncının, “Gatovi!” sesiyle bozuldu. Erler elle­rini kulaklarınagötürüp eğildiler. Ardından deniz topçusu Yüzbaşı Almaşov, “Stelyat!” diye bağırır bağırmaz,devâsâ top, kulakları sağır eden dehşetengizbir gümbürtüyle patla­yıp
Aktörler kostümler ve dekor değişse de senaryo hep kendini tekrarlıyordu. Ama bukez daha vahşi ve acımasızca... Çünkü artık birbirimizi öldürmek için daha donanımlıyız.
- Peki, şimdi kimi başkan yapacağız? - Aman arkadaşlar! Dikkatli olalım, hiç olmazsa bukez aklı ba­şında birini seçelim. - Doğru... Bu delilerden bıktık vallahi!...
Sayfa 40 - PDF - Adam Yayınları·Kitabı okudu
Toplumun egemen sınıfları, sömürülen sınıfların bilinçlenmemeleri için, önce onların örgütlenmelerine, yani çağdaş insan olmalarına engel olmak istemişler, ama temel zorlama karşısıda bunu beceremeyince, bukez de örgütlenmeyi amacından uzaklaştırarak yozlaştırma yoluna gitmişlerdir. insan, derneğin, sendikanın, birliğin üyesi olacak, ama bu örgütler politikayla uğraşmayacak. Yani bu, tek insanı bölmek, parçalamak, dağıtmaktır. Oysa örgütlenmenin amacı, insanın kendini bütünlemesi, kendini var-edip korumasıdır.
Nesin yayınları·Kitabı okudu
Deneme, İnceleme
Reklam
Reklam