Puan vermedi·626 syf.··
2025 2. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 14:30
Ahhhh Jane Eyre m bana nasıl iyi gelmiştin. Hemen kısaca yazardan bahsedelim devamında kitabımıza geliriz. Yazarımız Charlotte Brontë (1816-1855), İngiliz edebiyatının en önemli kadın yazarlarından biri kendisi. Viktorya döneminde yaşamış ve eserlerinde özellikle kadınların toplumdaki yerini, bağımsızlık ve aşk gibi konuları işlemiştir. En ünlü eseri Jane Eyre, yayımlandığı dönemde büyük ilgi görmüş ve günümüzde dünya klasiklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Eserimiz ise kısaca zor bir çocukluk geçiren yetim Jane’in büyüme ve kendini bulma hikâyesini anlatıyor. Jane, Thornfield Hall adlı malikanede mürebbiye olarak çalışmaya başlıyor ve burada gizemli malik sahibi Bay Rochester ile aralarında zamanla güçlü bir bağ oluşuyor. Ancak Rochester’ın sakladığı sır, Jane’in de hayatını değiştiriyor. Roman; aşk, özgürlük, ahlak, kadınların toplumdaki yeri ve bireysel mücadele gibi temaları işlerken Jane, dönemin kadın karakterlerinden farklı olarak güçlü, bağımsız ve kendi değerlerinin arkasında duran bir kahramandır ve okuyunca aslında çokta geriye gitmemişiz diyoruz. Biraz daha özgürüz. Aynı zaman da bana Çalıkuşu romanını ufaktan çağrıştırmadı değil. Siz de hangi kitapları çağrıştırdı acaba. Özlemiştim böyle masum edebiyatı.
Aşk
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
"İYİLİKLE KÖTÜLÜK BİR OLMAZ"
7/10
·378 syf.··
Beğendi
·
2025 152. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 00:00
"Yardım etmez üzere uzandığımız her el, kendi elimizdir." Nurullah Genç’in kaleminden dökülen "Yollar Dönüşe Gider", sadece bir roman değil; bir ruhun, bir neslin ve bir vatanın en zorlu imtihanlardan geçerek kendini yeniden bulma hikâyesidir. Kendi okuma serüvenimden yola çıkarak, bu eserin bendeki yankılarını ve kalbime dokunan o derin izleri sizlerle paylaşmak istiyorum. "İyilikle Kötülük Bir Olmaz": Gönül Fethetmenin Kimyası: Kitabın derinliklerine indiğinizde, "İyilikle kötülük bir olmaz" düsturunun karakterlerin ruhuna nasıl işlediğini görüyorsunuz. Başkahramanımız Bekir, henüz on sekizinde bir civan olmasına rağmen, birinin burnu kanasa yardıma koşan, darda kalana yüreği burkulan bir merhamet abidesidir. Kitapta da vurgulandığı gibi, kötülüğü en güzel şekilde önlemek, düşmanı candan bir dosta dönüştürebilir. Bekir’in hikâyesi, bize uzattığımız her elin aslında kendi elimiz olduğunu ve iyiliğin, en karanlık savaş meydanlarında bile bir kandil gibi parlayabileceğini hatırlatıyor. "Zorlukla Beraber Gelen Kolaylık": İnşirahın Gölgesinde Bir Direniş Erzurum’un mütevazı ama huzurlu köyü Pinaduz’da başlayan bu destan, Rus işgali ve esaretin soğuk nefesiyle bir kâbusa dönüşür. Ancak bu eserin ruhu, tam da o meşhur ayetin tesellisiyle yoğrulmuştur: "Elbette zorlukla beraber şüphesiz bir kolaylık vardır". Bekir, Rusların esaretinde açlığı, işkenceyi ve ölümü iliklerine kadar hissederken, imanı onun en büyük sığınağı olur. Bu kitap, en ağır travmaların içinde bile Allah’a sığınmanın, o "zorluğun içindeki gizli kapıyı" nasıl araladığını muazzam bir duygu seliyle anlatıyor. Bir "Dönüş" Destanı: Hasretin ve İmanın Zaferi Nurullah Genç’in dedesinin gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek yazdığı bu eser, imkânsız bir aşkın ve bitmek bilmeyen bir "dönüş" umudunun
Edebiyat
Yollar Dönüşe GiderNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20221,329 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·336 syf.··
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Ve Sonunda İkisi De Ölür, gördüğümde inanılmaz ilgimi çeken ve okumak için haziran ayını beklediğim kitaplardan biriydi. Klasikleşmiş bir "gençlik" romanından biraz daha farklı bir tona sahip çünkü içinden hiç çıkamadığınız bir hüzün var kitapta. Bu hüznün temel kaynağı da elbette adından da anlaşılacağı üzere ölmekte olan ve hayatlarının son gününü yaşayan iki insanı konu alıyor olması. Bir yerlerde ve bir zamanda Ölüm-Habercisi denen bir sistem var ve insanlar ölecekleri günün ilk saatlerinde bir telefon araması alıyorlar. Telefonun diğer ucundaki kişi, yaşamlarının son günü olduğunu haber veriyor fakat bu bir dakika sonra da olabilir yirmi dört saatin sonunda da olabilir. İşte Mateo ve Rufus, tarihler 5 Eylül 2017'yi gösterirken günün ilk saatlerinde yaşayacakları son günün haberini alırlar. Bunun üzerine, hayatlarının son gününe eşlik edebilecek birilerini bulma amacıyla kurulan "Son Arkadaş" uygulaması üzerinden birbirlerini bulurlar ve birbirlerinin Son Arkadaş'ı olmaya başlarlar. Mateo içine kapanık ve utangaç bir karakter iken Rufus daha asabi ve dışa dönük birisi. Rufus, Mateo'ya hayatı "en azından bugün" yaşaması için gereken cesareti verirken Mateo da Rufus'un içinde var olduğunu unuttuğu o yere dokunuyor ve bu "Son Arkadaş"lık birbirlerine duydukları bir aşka dönüşüyor. Hikaye genel anlamda ilgimi çekti ve bir çırpıda da okudum fakat daha yoğun duygular okumayı isterdim. Günün içinde birbirleriyle bağlantılı diğer insanların da yaşadıklarına şahit olmak güzel bir deneyimdi ama ben Mateo ve Rufus'u daha fazla okumayı kesinlikle isterdim. Duygular ve birbirlerine bağlanmaları keşke biraz daha derinlikli anlatılmış olsaydı. Yine de hayatının son gününü yaşayan iki kişinin birbirlerinin hayatına böylesine dokunduklarını okumak gerçekten farklı bir
Ve Sonunda İkisi de ÖlürAdam Silvera · Pegasus Yayınları · 20194,072 okunma
Puan vermedi·444 syf.··
2026 145. kitabı
Canan Tan'ın o naif ve akıcı diliyle, Aslı ile Murat'ın imkansızlıklar, töreler ve ayrılıklarla sınanan o buruk aşk hikayesini kalbim acıyarak okudum. Yazar, her şeye rağmen kopamayan iki yüreğin hikayesini anlatırken, insanın kaderiyle ve toplumun kalıplarıyla olan mücadelesini çok duygusal bir tonla işlemiş. İlk sayfadan son sayfaya kadar beni içine çeken, okurken hem gözlerimi dolduran hem de bitirdiğimde içimde derin bir sızı bırakan çok içten bir romandı.
Yüreğim Seni Çok SevdiCanan Tan · Doğan Kitap · 201638,6bin okunma
Suzan Defter
Puan vermedi·128 syf.··
2026 10. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:05
Suzan Defter Kitap İncelemesi Suzan Defter, okurken beni en çok duygusal yönüyle etkileyen kitaplardan biri oldu. İlk başlarda günlük şeklinde ilerleyen anlatımı ve iki farklı bakış açısı biraz alışılmadık gelse de sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine tamamen çekildim. Karakterlerin yaşadığı yalnızlık, pişmanlık ve sevgi arayışı o kadar gerçek anlatılmış ki, sanki bir roman değil de iki insanın gizlice tuttuğu günlükleri okuyormuşum gibi hissettim. Bence kitabın en güçlü yanı, kimseyi tamamen haklı ya da haksız göstermemesi. Her karakterin kendi acıları, hataları ve eksiklikleri var. Özellikle Suzan karakterine karşı büyük bir empati hissettim. Hayatın onu sürüklediği yalnızlık ve anlaşılma isteği beni oldukça etkiledi. Onun sessizliği ve kırgınlığı, kitabın birçok yerinde insana dokunuyor. Ayfer Tunç’un dili oldukça sade ama bir o kadar da derin. Çok süslü cümleler kullanmadan insan psikolojisini başarılı bir şekilde anlatıyor. Bu yüzden kitap bittikten sonra bile karakterler aklımda yaşamaya devam etti. Finali ise mutlu bir son sunmuyor; aksine hayatın her zaman istediğimiz gibi ilerlemediğini, bazen insanların birbirlerini çok isteseler bile aynı yolda yürüyemediklerini hissettiriyor. Benim için Suzan Defter, sadece bir aşk hikâyesi değil; yalnızlığın, geçmişin izlerinin ve insanın kendini bulma çabasının anlatıldığı etkileyici bir roman. Bitirdiğimde içimde hafif bir hüzün bıraktı ama aynı zamanda uzun süre üzerine düşündürdü. Bu yüzden psikolojik yönü güçlü ve duygu yüklü romanları seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 9. kitabı
Çehov’un 44 yıllık ömründe tamamladığı son öykü sayılan Nişanlı, evlilik arifesindeki genç bir kızın hayatı sorgulamasını ve zincirlerini kırarak özgürleşme sürecini anlatıyor. Rus feodal yapısının yarattığı aylak insan profilini yere yere bir hâl oldun be Pavlovic. Ne var yani sistem; kendilerini tembelliğin kucağına atmış insanları yarattıysa ve işe yaramazlıklarıyla mahalle kahvelerinde geceleyen binler yarattıysa, oğulları ve kızları kendilerinin laciverti olmaktan başka bir kapıya çıkamıyorsa 3-4 soy. Yazarken bile yalandan olumlayamıyorum bu tekdüzeliği. O yüzden ben de bu Akçadağlılardan hallice taşlama becerisine sahip Anton abimin düşüncesinden taşacağım. Herif 44 yıllık ömrünü bu cehaletin karşısında geçirmiş, bize biraz daha fazla yıllar vaat eden bu hayatı; sırtı emperyalizmin şatafatına dayayarak geçirmek yakışmaz. Bu az önce bahsettiğim genç kızımız işte ; eve Moskova'dan gelen akraba Saşa ile kendini bulma sürecine girer. İçinde annesinin karbon kopya hayatını yaşayacağının kaygısını, sezgisini duymaya başlar ve şüphe eder evliliğe bu kadar yaklaşmış ve görünürde en önemli kararını verecekken hayatının; ve işte en önemli kararını Saşa ile kaçmakla kendine yeni bir yelken açmakta bulur. Saşa onun için yeni kapılar da açabilen bir çilingir görevi görür yani. Saşa ile kaçmak diyince ona bağrı yanık da sırılsıklam peşinden gidiyor sanılmasın, Nadya kendini bulabileceği bir eşik yaşamaktadır sadece. O yüzden ismini ilk defa şu an , özgürlüğüne adım atarken anmayı tercih ettim, ismini unuttuğumdan değil yani. -Biz de yedik, yeseniz güzel olurdu.- Nadya Moskova'da kendi yolunu çizmeye çalışır, eğitim alıp kendini geliştirir, bir kere girmiştir çünkü o yola; köyüne dönüp nişanlısıyla evleneceği yoktur ya bu saatten sonra, o da ancak ailesine keskin bir ket
NişanlıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,908 okunma