~"Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada ,
kendin olarak kalabilmek , dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
Bu savaş bir başladı mı, artik hiç durmaz"
~Kendimi bulmaya başladığım bir dönemde bu muhteşem esere denk geldim.
En başlarda sendeledim ama zamanla içimdeki ben'e ulaşmayı başardim.
Evet başlarda sıkıcı ve anlaşılması zor gibi geliyor ama, ilerledikçe herşey yerine oturuyor
~İçinizdeki ben'e zamanında ulaşmanız dileğiyle...
~"En temel özgürlük insanın kendisi olarak yaşamında var olabilmesi ve kendisi için yaşayabilmesidir..."
~Esra Bültecan
Gerçek ÖzgürlükDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20216,7bin okunma
"Paula Coelho' nun ustalığı, herkese seslenebilmesinden kaynaklanıyor. Sevecen, ama etkili bir öğretmen.Kitapları tüm dünyada 100 milyon satmış olan Coelho'nun şaşırdığı çekiciliğinin nedeni de bu olsa gerek.
Veroniko her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan, genç bir kadın olmasına karşın, mutlu değildir.Yaşaminda birşeylerin eksikliğini hissetmektedir.Başarisiz bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. Üstelik çok kısa ömrü kaldığını öğrenir.Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte başka dünyaların insanlarını tanırken kendisinide keşfetmeye başlar.
Paulo Coelho'nun ülkemize yakın bir coğrafyada Bosna ve Slovenya'da geçen 'Veronika ölmek istiyor' adlı romanı var oluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor.Toplumum alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor
Ve.....
Yaşamındaki her şey hep aynıydı ve bir kez gençliği sona erdi mi her yokuş aşağı gideceği belliydi: Yaşlılık dönüşü olmayan izler bırakacak, hastalıklar birbirini kovalayacak, dostlar birer birer yok olacaktı.
Yaşamını sürdürmekle hicbir şey kazanmayacaktı, tam tersine acı çekme olasılığı hep artacaktı.
Farklılık temel felsefi olmuştu.Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz.
~Tutunamayanlar, Oğuz atayın ilk romanıdır.
~1970 yılında TRT roman ödülünü kazanmış.Çoğu roman ve okuyucuya göre modern türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri.
~En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1,En çok okunacak kitaplar arasında 3.sırada olması bile çelişki teşkil etmiyor mu?
~Meraklanıp kitaba başlayıp ve yarıda bırakmak ama kitap kendi çapında 3 sırada!!!
~Olay, XX.yüzyılin ikinci yarısında bir gece Turgut'un evinde başlamıştı.O zamanlar daha Olric yoktu,daha o zamanlar Turgut'un kafası bu kadar karışık değildi.
Ilk başlarda okuduğumda biraz afallamıştım.Bircok okurun dediği gibi akıcılık, sadelik bende olmadi.Tabi bunlar kitap hakkında iyi günlerimdi.ilk sayfalarda sıkıntı çektiysem sonraki sayfalarda daha da kötü olacağım diye korku bastı. aslında bırakmak istedim.
~Hayir;devam dedim!
Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başladı.
~Karekterler belleğimde kayboldular.
~kitabin gelgitleri beni yormaya başladı.
~Okuduğum kısımların üzerinden iki kere geçmek zorunda olduğum bile oldu.
Sonra yavaş yavaş taşlar yerine oturmaya başladı.
~Okumadığım zamanlarda okumak için içimden gelen talep;
Roman kahramanlarının bendeki etkisi( özellikle selim'in)
Bir okumaya başladım mi ne kadar çok okuduğuma,kendimin bile şaşırması!
~Bir süre sonra kendinizden geçiyor ,ara sıra Turgut, çokça Selim oluyorsunuz. Altını çizdiğiniz alıntıları okudukça anlıyorsunuz ki aslında bu çaba boş değil.
~Hiçbir şey için değilse bile merakımı giderdiğim için bile değer diye düşünüyorum.
~Mükemmel bir dibe vuruş hikayesi diyebilirim....
Tabiri caiz ise;
~"Ben iç dünyama dönüyorum,orada hayal kırıklığına yer yok."
~"Felsefe kitapları okumayı denedi.Bir süre sonra,iki kere ikinin dört olduğundan şüphelenmeye başladığı için bıraktı."diyenlerin romanı...
Belki bir birgün aynı
Zeze adlı karekterin tam anlamıyla kocaman bir boşlukta olduğu ve o boşluğa hayali arkadaşlıklarını dahil ettiği, alıştığı ve sonrada kaybettiği mükemmmel bir başyapıt.Zeze maddi durumu kötü bir ailenin çocuğu.Baba işsiz ve 5 çocuğu var..Zeze'nin etrafında birden fazla insan olmasına rağmen yinede yalnız hemde yapayalnız ve yalnızlığı sırasında bir ağaca sarılır her cani sıkıldığında bir dosta ihtiyaç duyduğunda şeker portakalı adlı ağaca koşar ve sohbet eder...
Aslında bu yapıtı insanlarla bağdaştırarak olursak,insanogluda çoğu zaman,konuşacak dertlesecek insan bulamıyor bulsada konuşulmaması gerekenler grubunda oldukları için dertleşmek açılmak zorluğun zorluğu oluyor...
Kısacası keşke bende herşeyimi anlatacağım, sırdaşım olacağı bir nesneye varlığa denk gelebilsem herseýi anlatabilsem acaba demeden....
Belki birgün......
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,2bin okunma
"Savaş barıştır"
"Özgürlük köleliktir"
"Cahillik güçtür"
~~1984 ~~
Bireyselliğin yok edildiği,zihnin kontrol altına alındığı,insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni,romanda inanılmaz bir hayal gücüyle betimlenmiştir.Aslında ütobik olarak algılanan dünya,şuan içimizde yaşadığımız dünyaya sadece bir işarettir.
Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgahlanan oyunlar düşünüldüğünde,ütobik olduğu kadar gerçeği de yansıtmaktadır.
Kitap genel olarak, George orwell'in kaleme aldğı,geleceğe dair bir kabus senaryosunu ele almıştır.Totaliter ve baskıcı bir iktidarın kontrolünde olan okyanusya toplumunu anlatır.Okyanusya korku ile sindirilmiş.her daim insanları izleyen sistemlerin olduğu ülke.Düşünün ki televizyonda sizi görebiliyorlar,duyabiliyorlar ve her daim kontrol altına alınıyorsunuz.Bu kadar engel ve yasak varken kendinizi nasıl ifade edersiniz? Edemezsiniz! Zaten öyle bir beyin yıkama yapılıyor ki! insanların birçoğu ifade edebilecek bir şey bile düşünmüyor.Hatta birçok çocuk kendi ailesini ~düşünce polislerine şikayet ediyorlar~Herkes son derece gaddar ve ve nefret dolu birbirine.
1984 kitabını okuduktan sonra geleceğe yönelik ne kadar doğru bir kurgunun oluştuğunu sizler de göreceksiniz.
Son olarak kitabın en çok beğendiğim sözünü yazarak yazımı bitirmek istiyorum."Devrim yapmak için diktatör olunmaz,diktatör olmak için devrim yapılir"
1984George Orwell · Can Yayınları · 2018200bin okunma