8/10
·325 syf.··
2026 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir. Ameliyattan sonra, Charlie'nin durumu günlüğüne yazdığı raporlarla takip edilmeye başlanır. İlk yazdığı raporlara çocuksu bir dil ve imla hataları hakimdir. Ve sonra ameliyat etkisini göstermeye başlar. Charlie artık, insanların kendisiyle dalga geçemeyeceğini ve bir sürü arkadaş edineceğini, aşık olduğu kadına açılabileceğini düşünür. Fakat zekası normalin çok üstüne fırladığından, çevresinde yadırganır, kıskanılır ve istemiş olduğu arkadaşları edinmekte yine başarısız olur ve yine yalnızdır... Bu deney, son derece önemli bir buluş olarak görülüyordu, ta ki Algernon'da ani bir gerileme baş gösterene kadar... * Sosyal medyada karşıma sürekli çıkan kitaplardan birisi. Konusu itibari ile çok farklı olsa da aman aman bir tarafını göremedim. Belki de beklentimin yüksek olmasından... *arka kapaktan
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 11:24
Konusu: Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir. Bu deney, son derece önemli bir buluş olarak görülüyordu, ta ki Algernon'da ani bir gerileme baş gösterene kadar... Acaba Charlie'de de aynı gerileme olacak mıydı? İnceleme: Charlie’nin kendi yazdığı “ilerleme raporları” ile başlayan hikaye ilk sayfalarda insanın yüreğine dokunmayı başarıyor. Onun zeka gelişimiyle birlikte geçmişini, sevinçlerini, korkularını ve hüzünlerini yazdığı raporlardan öğreniyoruz ve tüm duygularını fazlasıyla hissedebiliyoruz. Charlie’nin gelişimine şahit olmak benim için hem keyifli hem de hüzünlü bir yolculuktu. Kitabın etkileyici olduğunu biliyordum, beklentim çok yüksek başlamıştım ve gerçekten de beklentimi karşıladı. Kitapla ilgili söylemek istediğim şeyler var ama spoiler olacağı için söyleyemiyorum. Baştan sona etkileyici ve iz bırakan bir kitaptı. Kitabı kesinlikle sizlere de tavsiye ediyorum ve keyifli okumalar diliyorum.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
5/10
·152 syf.··
2026 11. kitabı
Agatha Christie’den On Kişiydiler ve Doğu Ekspresinde Cinayet romanlarını okumuş birisi olarak bu romanı pek beğenemediğimi belirmeliyim. Kitap bir çırpıda bitti ne oldu ne bitti anlamadan, bunun sebebinin kurgunun çok basit olduğuna bağlıyorum. Agatha Christie’ye çok yakıştıramadığım bir roman oldu şahsen. Çünkü okuduğum diğer romanlar bu kitapdan 10 gömlek üstün nitelikte. Konusu ise: Bir bilim adamımız var ve yeni bir buluş ortaya cıkarmak üzere bir formül buluyor. Bu buluş dünyayı değiştirecek nitelikte atomlarla ilgili birşey. Devamında bizim dedektifimize bir telefon açıyor ve kendisinin hayatının tehlikede olduğunu, ailesinin onu öldürmek istediğini söylüyor bunun neticesinde de dedektifimizi oraya davet ediyor. Dedektif tam oraya gittiği esnada ise ölüm anı gerçekleşiyor ve bilim adamı ölmüş oluyor. Bu kısımlardan sonrasında cinayetin çözüm aşamalarını yavaş yavaş ilerletme görevi dedektifimizde oluyor. Ben sonunu tahmin etmedim zaten pek ipucu yoktu açıkçası -yine de birkaç tane vardı- yazarımız bayağı hedef şaşırtmaya oynamış. Dediğim gibi Agatha Christie’e yakıştıramadığım bir kitap oldu beklentiniz çok yüksek başlamayın. Hiç Agatha Christie okumadıysanızda muhakkak Doğu Ekspresinde Cinayet’i okuyun, şiddetle tavsiye ederim.
Acı KahveAgatha Christie · Altın Kitaplar · 202511,5bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 31. kitabı
Şunu yap bunu yap hayata böyle pozitif bak kitaplarının ortak bir özelliği vardır: ana karakter plaza kadını ve yoğun iş temposunun arasında bir şekilde kendini bulmaya çalışır ama sürecin içerisinde de binbir türlü şikayet ile. Tam olarak bu kitap da bundan ibaret. Bir yandan da kitabı bu kadar basite indirgememem lazım derken bu tarz kitapları okumaktan sıkılmış kişilere ön bilgilendirme olsun diyerek… Hala kitabı merak ediyorum diyenlerle devam edelim. Bence pişman olmayacaksınız. Ama ben nasıl okudum önce onu aydınlatayım. Ellinci sayfalara kadar düzenli okuduktan sonra baktım ki kitabın konusu bu plaza kadının şikayetleri arasında ilerleyen bir kendini buluş hikayesi. Bu hikayenin içine de bir arkadaşının hastalığına tedavi olacak bir ilacı Nepal’e gidip Paris’e getirmesi gerekliliğiyle giriyor. Hikayenin özünü anladıktan sonra eh baktım şu an yarım da bırakmak istemiyorum atlayarak okudum. Yani şöyle desem daha doğru ki bahsini geçirmiş olduğum pozitif düşünceler üzerine yazılmış teorik bilgileri ve çıkarımları yakaladım. Hatta tek tek altlarını çizdim. İleride tekrar elime aldığımda belki güzel bir paragrafa ihtiyacım olur da iyi gelir diye. Zira, insanın arada bak kardeşim böyle düşünmen gerekiyor ki hayallerini gerçek kılasın hatırlatlamalarına ihtiyacı oluyor. Kitabı sonuç olarak bitirdim mi bitirdim. Sonundaki hikaye sıcak. Hatta son on sayfasını düzenli okudum çünkü hikaye içimi ısıttı. Maelle, ana karakterimizin evine ulaştığı anlardaki keyfi bana şahsen geçti. Rahatladım, Maelle ile beraber temizlendim. Kişisel gelişim üzerine didaktik tarzda yazılmış kitaplardan rahatsız olmuyorum hatta bana iyi geliyorlar diyorsanız harika bir seçenek. Hem akan bir olay örgüsü var. Hem de faydalanabilecek teorik bilgiler eşliğinde hatırlatılmasından sizin de
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,1bin okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:14
Selammm kitap dostlarım! Size seve seve okuduğum bir kitabın yorumuyla geldim. Şimdiden listelere ekleyin çünkü hiç sıkılmadan okuyacaksınız bu kitabı. Öncelikle konusundan bahsedeyim biraz size. Kitabımızda birçok karakter var ama okudukça birbirleri ile nasıl bir bağları olduğunu anlıyorsunuz. İlk başta baktığımızda sanki sadece bir teknoloji kitabı okuyacakmışız gibi düşünsek de aslında işin iç yüzü hiç de öyle basit değil.. :) Bu kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, klasik bir “gelecek teknolojisi” hikâyesi olmamasıydı sanırım. Konu yapay zekâ, insan zihni ve teknoloji etrafında dönüyor ama aslında merkezinde insanın kontrol etme arzusu var. Kitapta geliştirilen sistem ve yapılan deneyler ilk başta insan hayatını kolaylaştıracak, sınırları aşacak bir buluş gibi görünüyor. Fakat olaylar ilerledikçe bunun sadece teknolojiyle ilgili olmadığını anlıyorsunuz. Çünkü insanların düşüncelerine, kararlarına, hatta bilinçlerine kadar ulaşabilen bir gücün ne kadar tehlikeli olabileceği yavaş yavaş ortaya çıkıyor. En etkileyici tarafı da buydu bence.. Teknoloji geliştikçe özgürleştiğimizi düşünüyoruz ama burada tam tersi bir atmosfer var. Her şey ilerledikçe karakterlerin üzerindeki baskı artıyor, güven duygusu kayboluyor ve olaylar gittikçe daha karanlık bir hâl alıyor… Kibir ana tema aslında. İnsanın doyumsuzluğu birkaç karakter üzerinden yansıtılmıştı. Mesela Deniz, yokluktan göklere çıksa da hep daha fazlasını istedi hep, Serdar’ı anlatmak istemem inanın, onun hırsını okumanız gerek gerçekten.. Yazarın dili de aşırı akıcıydı. Bölümler kısa kısa aktığı için “bir bölüm daha” derken baya ilerliyorsunuz. Özellikle son kısımlarda tempo inanılmaz yükseldi. Hem bilim kurgu havası var hem de psikolojik gerilim gibi hissettiriyor. Kitap bittikten sonra bile etkisi hemen
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202679 okunma
8/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 13:17
“İnsan her zaman savaşarak ya da haklı çıkarak değil, bazen sadece teslim olarak, yenilgiyi kucaklayarak kurtulur!” Herkese Merhabalar İstanbul’da bir sanat galerisinde, birbirinden farklı 6 kadın… Dilşad, Nesibe, Rabia, Kösem, Tomris ve Asena… Yaptıkları işler, yaşam biçimleri her şeyiyle bambaşka bakış açısına sahiptir bu kadınlar. Birbirlerini hiç bir şekilde tanımayan bu 6 kadının aynı rüyayı görüp “Konya’ya gel… Şems’in avlusunda buluş.” çağrısıyla karşılaşırlar. Veee bu 6 kadın bilmedikleri bir avluda bulurlar kendilerini. Bu avluda 6 tane birbirinden farklı özellikler de kapı vardır. Bu kapılardan geçebilmeleri içinse kendi iç dünyalarına gidip kendi gerçekleriyle yüzleşmeleri gerekmektedir. Kendileriyle yüzleşmeye başlayan her bir kadın içlerindeki karanlık dünyadan arınıp huzura bir adım daha yaklaşacaktır. Şimdiye kadar yaptıkları doğruları sorgulayarak hayata bakışları değişecektir. Kitabın mistik bir havası ve gizemli bir atmosferi, tasavvufi yönü ve tarihsel karakterlerin yer aldığı bir kitap. Bu türde okumayı sevenlerin çok seveceğine eminim. Her Ay Okuyanlar Kulübü
Sırlar AvlusuAyşegül Uysal · Kitaparası Yayınları · 20265 okunma