Nazik Adında Bir Kadın
Puan vermedi·183 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 00:00
Nazik Adında Bir Kadın… Bu kitaba babamın kitaplığında denk gelip elime alana kadar, 2022 yılında kaybettiğimiz Dr. Haydar Dümen’in yazarlık vasfından bihaberdim. Bu durum benim ayıbım olarak bir kenarda dursun. Ama insan psikolojisinin temel vasıflarından olan “her durumda kendini haklı çıkarma” refleksi hemen devreye girdi! Zamanında bulvar gazetelerinden birindeki köşesinde, cinsel sağlık problemlerini gönderen okurlara esprili ve çoğu zaman yüzeysel olduğunu düşündüğüm kısa cevaplar yazan biri nasıl uzun soluklu bir kitap yazabilirdi ki! Üstelik bu roman, kitap, ya da her neyse ne kadar ciddiye alınabilirdi… Ama huyum kurusun! Kendi hür irademle aldığım kitaplar dışında da, elime ne geçerse geçsin, bu ister hiç hazzetmediğim kişisel gelişim kitaplarından biri olsun, ister çok basit bir hikaye kitabı olsun, ister güncelliğini yitirmiş 90’lı yılların köşe yazılarından bir derleme olsun, isterse oldukça ağdalı yazılmış eski bir kitap… okuyup bitirmek zorundayım. Dolayısıyla bu kitaba da aynı tarifeyi uygulayıp bir çırpıda bitirdim. bu kadar boğazımı düğümleyen bir başka kitap hatırlamıyorum açıkçası. özellikle son bölümde göğsüme bir öküz geldi oturdu sanki. bu hıssiyatımda, anlatılanların gerçek bir hikayeye dayandırılmış olmasının etkisi büyük olmalı. Rahmetli Haydar Dümen, Yunan işgali ve devamında Kurtuluş savaşı döneminde yaşanmış olan, annesinden dinlemiş olduğu hüzünlü bir hikayeyi öyküleştirmiş kendi deyimiyle. Oldukça yalın bir dili var. hikayenin de etkisiyle bir çırpıda okuyup bitirdim ve göğsüme oturan öküzü göz ardı edersek, okuma anlamında ziyadesiyle keyif aldım.
Nazik Adında Bir KadınHaydar Dümen · Oku-Bil Yayınları · 20131 okunma
Güney Amerika’nın incisi Brezilya
7/10
·272 syf.··
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 23:18
Stefan Zweig öyle bir yazar ki, ne yazsa okutuyor kendini. Bu kitabın türü biraz farklı gezi yazısı, araştırma-inceleme karışımı diyebiliriz. Kitapta sonlara doğru, “Kahve Ziyareti” başlıklı bir bölüm var ki, sırf bu bölüm için bile kitap alınır. Kısa öykü tadında adeta. Kahvenin Brezilya’ya geliş hikayesi, ekonominin kahve üzerindeki etkisi, çekirdekten sofraya dek geçirdiği tüm aşamalar, kültürel doku üzerindeki etkisini muazzam anlatmış yazar. Kitabın ilk kısmında, uzunca bir bölümde, önce Brezilya’nın keşfediliş hikayesini okuyoruz. Yerliler, ilk yerleşimciler, Cizvitlerin ülkeye gelişi, dinsel ve dilsel değişim, Portekiz kültürünün yayılışı… Hemen ardından Brezilya’nın gelişimine katkı sunan ürünlerin ülke üzerindeki sosyal ve ekonomik etkilerini öğreniyoruz. Peki nedir bu ürünler? Şeker, tütün, kakao ve pamuk. Her bir ürünü ayrı ayrı ele alıp açıklamış yazar. Sonra, Rio De Janerio, Sao Paolo, Belo Horizonte, Bahia diyerek gezintiye başlıyoruz bu kocaman ülkede. Şehirleri sokak sokak, bulvar bulvar, kilise kilise geziyoruz. Gezerken Brezilya’da mimariye, sanata, edebiyata, müziğe, plajlara, insan davranışlarına, kısaca Brezilya kültürüne ait ne varsa öğreniyoruz. Bu, bir yönüyle gezi, bir yönüyle tarih bir yönüyle de edebiyat kitabı aslında. İçinde her şey var yani bu kitabın. Okuyup da beğenmeyen çıkmaz diye düşünüyorum. Hiç gitmediğim halde, Stefan Zweig’ın anlatımıyla ülkeye gitmiş kadar hissettim.. İyi okumalar..
Alıntı
BrezilyaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021504 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bizim Coğrafyamızın Hikayeleri Bunlar
7/10
·551 syf.··
2026 1. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 00:00
Ayla'nın annesi agarafobi hastasıdır. Bu hastalık sebebiyle on sene boyunca kızını evde tutar ve dışarı çıkmasına izin vermez. On senenin ardından Ayla artık daha fazla dayanamaz ve evden kaçar. Çocukluğunun geçtiği Aynar isimli şehre döner ama şehir çok değişmiştir. Ayla şehri hatırlamaya çalışırken bekçilerden gizlenmek için bir bahçeye girer ve bu bahçe Kamer'e aittir. Ayla yakalanmamak için kimliğini gizlemek zorundadır, kalacak bir yere ve işe ihtiyacı vardır. Kamer ona pansiyonunda çalışmayı teklif eder. Yıldızlı Bulvar'da bulunan Anemon Pansiyon, intihar etme riski bulunan, melankolik ve depresif insanlara hizmet vermektedir. Ayla bu pansiyonda refakatçi olarak çalışmaya başlar. İlk misafir Sarya üzerinden kadın olmanın bedeli çok güzel anlatılmış. Özellikle Sekiz Parça Kadın eseri harika bir metafor. İkinci misafir üstünden taşrada sanatçı olmanın zorluğunu, üçüncü misafir Bay K savaş sonrası bunalımı anlatmış yazar. Bay K'ye çok içten üzüldüm. Dördüncü misafir Erdem'se Cumartesi Annelerini çağrıştırdı bana. Babası gözaltında kaybedilmiş, annesi uzun süreler onu aramış ama bulamadan ölmüş. Erdem üstünden bir yakının kaybıyla yaşamayı ve yas tutmayı anlatmış. Son misafir Sümeyra'ysa beni yine en çok etkileyen misafirlerden birisi. Ablası engelli bir birey, Sümeyra'ysa ikinci ve sağlam çocuk. İlgi görememenin, kendine ait olamamanın ve arka planda kalmanın nasıl hissettiğini güzel metaforlarla anlatmış. Misafirlerin hepsi sanki bizim insanımız ve sorunları da bizim coğrafyamızın sorunları. Kitap boyunca misafirleri, Kamer'in hikayesini ve Ayla'nın bunlarla ilişkisini okuyoruz. Her misafirin bir noktada Ayla ve Kamer'le parallellik göstermesi, benzer yara ve travmalara farklı hayatlardan bakmamızı sağlamış. Yazarın yerel bir dili var, çeviri kitap okuyormuş
Edebiyat
Anemon PansiyonD. B. · Patara Kitap · 20252 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 374. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 22:51
Sisler Bulvarı, Attilâ İlhan’ın yalnızca bir şiir kitabı değildir; bir ruh hâlinin coğrafyasıdır. Bu kitapta şair, duygularını açıklamaz — bir bulvarın sisine saklar. Attilâ İlhan’ın dünyasında sis, unutmaya çalışanların değil; unutamadığını saklayanların sığınağıdır. Her şiir, gecenin içinde bir ışık yanıp söner gibi başlar: Bir kadın silueti, bir liman sessizliği, bir şehir uğultusu, yarım kalmış bir aşkın gölgesi… Ama hiçbir duygu tek başına değildir; her şeyin içinde azıcık yalnızlık, biraz isyan, bir tutam gurur vardır. Bu kitapta aşk kırılgandır ama ezik değildir. Acı güçlüdür ama yenik değildir. Ve Attilâ İlhan’ın erkek sesi, maço bir eda değil; kırılganlığını saklamayı bilmeyen bir gurur taşır. Şiirleri okurken sanki bir sokağın köşesinde sigarasını tüttüren bir adam yanından geçer; kimseyle konuşmaz ama içinden geçenleri sen duyarsın. Sisler Bulvarı, şehirle insanın iç içe geçtiği bir evrendir: Kimi zaman bulvar insana benzer,
1000Kitap
Sisler BulvarıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20225,2bin okunma
6/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 17:09
#Attilaİlhan Duvar isimli ilk şiir kitabından on yıl sonra yayımlamış #SislerBulvarı kitabını. Aradaki dönemde hayatı çok hareketli geçmiş. İstanbul- Paris- İzmir arasında mekik hayatı sürmüş, şiiri yaşamaktan yayımlamaya fırsat bulamamış. Nitekim o dönem ‘solcu’ ozanların yayınevi bulması da hayli zormuş. O da yazmış, dosyalamış, zamanını beklemiş. Toplumcu eğilimli dergi ve gazetelerde hayat hakkı tanınmamış onlara, bu ortamda İlhan bir yandan Paris’te bir yandan da İstanbul’da Nazım Hikmet’i kurtarma operasyonunda aktif olmuş. Yazdıkları garip şiirinin saltanatını sarsan, son derece etkili şiirler olmuş ve peşinden bir çok şairi sürüklemiş, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Ümid Yaşar vb.. İlk gençlik yıllarının heyecanı yolculuk, şiirlerinde kendini gösteriyor. Siyasi nedenlerle liseden atıldıktan sonra yazmaya ve okumaya çok boş vakit bulmuş. Ve ilk yazıları seyahat üzerine olmuş. Şiirlerinde de bolca sizi gezdiriyor. Hatta yeter artık anladık Paris’e gitmişsin, gibi düşünecek olan, eleştirileri yanıtlamış; “bir de şu var, özellikle anadolu okuru, paris şiirlerinde yer alan fransızca yer, insan ve içki adlarını yadırgamıştır. bazı fransızca sözleri, mısraları da. bu yüzden eleştirirlerdi. hala eleştirirler. bir çeşit züppelik gibi mi görünüyor ne? oysa değil. nasıl istanbul'dan kars'a ya da adana'ya giden bir sanatçının şiirine yöresel dil özellikleri girerse, paris'e gideninkine de girer.” Kitabın sonunda yazarın notları var. Kitabı yazma sürecinden, biraz özel hayatından söz ediyor ve kısa kısa tüm şiirleri için açıklama yapıyor. Kitaba adını veren şiirin çoğu kişiler tarafından Paris’te yazıldığı ve orada bir bulvar olduğu düşünülse de aksine Laleli de yazılmış. ‘Düşlenen, tümüyle düşsel olan sevgililer, topu topu üç geceye sığdırılan, doyasıya yaşanamayan aşklar,
Sisler BulvarıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20225,2bin okunma
Puan vermedi·79 syf.··
2025 20. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 20:05
Gogol tam bir betimleme ustası. Piskarev. Neva Bulvarında bir kere görüp aşık olduğu kadını tekrar görebilmek için uyuyup rüya görmek istemesi.. Günlerce yatması.. Düşünde görene kadar mutsuz, düşünde gördüğünde ise hayata dönmesi.. Kısacık, mutlu, hüzünlü bir öykü.. Yazarında dediği gibi " Ancak en garibi Neva Bulvar'ında oynanır. Ah, şu Neva Bulvar'ına sakın inanmayın! Orada yürürken yüzümü pardösümle sıkıca örtüyorum ve karşıma çıkan şeylere bakmamaya çalışıyorım. Her şey yalan, her şey hayal, hiçbir şey göründüğü gibi değil!" iki kadın iki adam bir Neva Bulvarı ve tamamen değişen hayatlar.
Roman-Edebiyat
Neva BulvarıNikolay Gogol · Koridor Yayıncılık · 20202,454 okunma