Ne yıkılıp giden dağlara güvenimiz var ne de gökyüzüne.
Tanrı ile barışmak için bir bebek sesi belki de yeterli bir sebep olabilir.
İnsanlığın yaşaması hatta sonsuzluğa erişmesi için gelişen hisler hep bir bunalım sisi gibi sürekli aramızda yayılmakta ve buhranlar içerisinde olan bizi birer birer sarmalayıp boğuyordu.Malum, düşünce dünyasında tehlikeli veya yasak bölge uyarısı tabelası yok bu nedenle de yitip gidiyoruz ve buna engel olacak bir karşılık ne yazık ki yok. Aranılan çare dışarıda ise insanlar bir kolayını bulup bazı zamanlar az bir emekle bir sonuç elde edebiliyor; ne var ki aranılan cevap insanın kendi içerisinde ise işte bu arayışta durumlar değişiyor. Her insanın kendi bildiğini zannettiği fakat yitip gittiği tek yer.
İlla kendime zırnık koklatmadığım o sonsuz şelkatimle birine iyi geleceğim, illa kendimi gerekli hissedeceğim. Bir kez daha ayarsız sevecenliğimin kurbanıyım. Merhametim batsın.