Eski Türk tarihine olan ilgi, Batı'da 1756 yılında başlayıp on dokuzuncu yüzyıl sonlarında yoğunlaştı. 1950'lerden sonra ise bilimsel temellere oturtulmaya çalışıldı. Ülkemizde ise Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışa gidiş yıllarında gerçek anlamda başladığını söyleyebiliriz. Bunalım ortamında yaşanan kimlik arayışlarının bunda çok etkisi olduğu bilinmektedir. Ancak cumhuriyetimizin kurulması ile birlikte doğrudan bir ilgi ve arayış olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle cumhuriyetin ilanının hemen akabinde Türkiyat Enstitüsü'nün kurulması bunun göstergesidir. Daha sonra Türk Tarih Kurumu ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nin açılmasının esas amaçları arasında eski Türk tarihine dair araştırmalar yapmak vardır. Atatürk'ün Türk tarihine olan ilgisi oldukça açıktır. Daha sonraki yıllarda bu ilgi, halk ve ilim adamları arasında artarak devam etse de iktidarlar tarafından bastırılmaya çalışıldı. Ne var ki, son dönemlerde hem uluslararası konjonktür, hem de ülkemizin içinde bulunduğu ortam neticesinde aslında var olan ancak üzeri örtülen ilgi birden açığa çıktı. Kısacası bu önlemez bir gerçekti. Hak ettiği yeri buldu diyebilirim.
Sayfa 126 - Kronik Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Henüz direncim yerindeydi, öfke duyabiliyordum ama ileride bu duyguları arar hale getireceklerdi beni. Bazen insan o kadar eziliyor ki, öfke bile duyamaz hale geliyor.
Sayfa 204·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsani ilişkilerde itibar ve ilginin, ahlaki değerler ve insani erdemler ekseninden maddeye taşınması; sosyal ilişkileri yozlaştıracak ruhsuz ve duygusuz hale getirecektir. Makama, şöhrete, ırka dayalı yapmacık sevgi ve saygı gösterileri öne çıktığında, vakar ve asalet zayıflayacak, bunalım ve güvensizlik hayatı esir alacaktır. Kullandığı ürünün markası ile kendini ifade etme ya da öne çıkma çabası, bir yetersizlik ve şımarıklık gösterisi olmanın yanında eşyanın, insani değerlerin önüne geçtiğinin de açık bir resmidir.
Saplantıların acıları, burada da sürüyor. Uyandığım an başlayan, uykunun derinliklerinde ancak biraz azalan acı. Arkadaşlarıma belli etmemeye çalışıyorum. Onlar şakacı, özgür "beni" arıyor. Bulamıyor. Onların dünyasında iniş çıkışlar bu denli büyük değil. Onların dünyasında coşku delilik derecesine varmıyor. Onların dünyasında bunalım ölüm korkusuna, belki de ölüm isteğine dönüşmüyor. Onlar yemek yemeyi her zaman seviyor. Düzenli yemek yiyorlar. Duygusal coşkular yemek gibi beslemiyor onları. Onlar işlerine inanmış. Onlar "başkaldırmayı" savunurken, belli bir düzenin akışındaki yerlerini korumaya çalışıyorlar.
Sayfa 45
Alıntı
Bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz Biçim veremediğimiz şeylerin Biçimini alıyoruz.
hak ettiği yeri bulacak diyelim bence
Eski Türk tarihine olan ilgi, Batı’da 1756 yılında başlayıp son on dokuzuncu yüzyıl sonlarında yoğunlaştı. 1950’lerden sonra ise bilimsel temellere oturtulmaya çalışıldı. Ülkemizde ise Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışa gidiş yıllarında gerçek anlamda başladığını söyleyebiliriz. Bunalım ortamında yaşanan kimlik arayışlarının bunda çok etkisi olduğu bilinmektedir. Ancak Cumhuriyetimizin kurulması ile birlikte doğrudan bir ilgi ve arayış olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle cumhuriyetin ilanının hemen akabinde Türkiyat Enstitüsü’nün kurulması bunun göstergesidir. Daha sonra Türk Tarih Kurumu ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin açılmasının esas amaçları arasında eski Türk tarihine dair araştırmalar yapmak vardır. Atatürk’ün Türk halk ve ilim adamları arasında oldukça açıktır. Daha sonraki yıllarda bu ilgi, artarak devam etse de iktidarlar tarafından bastırılmaya çalışıldı. Ne var ki, son dönemlerde hem uluslararası konjonktür, hem de ülkemizin içinde bulunduğu ortam neticesinde aslında var olan ancak üzeri örtülen ilgi birden açığa çıktı. Kısacası bu önlemez bir gerçekti. Hak ettiği yeri buldu diyebilirim.
Sayfa 128 - kronik·Kitabı okuyor
1000Kitap