Franz Kafka - Dönüşüm
Puan vermedi·128 syf.··
2026 39. kitabı
Gregor Samsa ailesi için çalışan bir memurdur. Sevmediği bir işte tüm bunalım ve sıkıntılarına rağmen ailesinin maddi yükünü çekebilmek için çalışmaktadır. Gregor bir sabah haşere olarak uyanır. Odasının kapısına gelenleri içeriye almaz ve kendisini odasına kapatır. Haşere metaforu bir bireyin kendisine ve çevresine yabancılaşmasını temsil eder. Bu yabancılaşma onun çevresi ve ailesi tarafından bir böcek olarak algılanmasına nedne olmaya başlar. Toplumlar ve diğer memurlar başkalaşmış insanı sevmezler. Uyanış ve yerini yadırgama sizi diğerlerinin gözünde bir böceğe çevirir. Ailesinin gözünde para getirdiği ve çalıştığı süreçte sevilen biriyken işini kaybettiğinde ailesinin gözünde fazlalık bir böcek haline gelir. Burada çarpık aile ilişkilerinin bir eleştirisini görüyoruz. Aile başarı için her şeydir. Ancak Gregor Samsa ailesinin gözünde bir haşere olmuştur. Bunlar Gregor'un suçluluk psikolojisine girmesine ve kendini yetersiz görmesine neden olmuştur. Gregor Samsa, Baba ve Patron figürleri altında ezilmektedir. Modern aile sorunları, ekonomik sorunlar yaşayan gençlerin hemen hepsinin öyküsünü işler Kafka.
Alıntı
DönüşümFranz Kafka · Ayrıntı Yayınları · 2015267,6bin okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fırtına'nın Huzur'u
6/10
·358 syf.··
2026 43. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere uzun zaman önce ilk kitabını severek okuduğum #huzurunfırtınası kitabının devam kitabı olan #fırtınanınhuzuru ile geldim... Yazarın dili sade ve akıcı buda kitabı çabuk okunur hale getiriyor. Duygu geçişleri oldukça yoğun ama ilk kitaba göre çok daha hızlı işlenmiş. Bu yönü ilk kitaba göre o daha yüzeysel geldi ilk kitapta ki o hissi tam alamadım ama yine de benim için güzel bir okuma oldu. Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş manevi mesajların hikâyeye yedirilmiş olması ayrı bir hava katıyor. Aile bağları çok güzel aktarılmış Fırtına'nın anne ve babası Huzur'a karşı davranışları çok güzeldi. Şimdilerde varmı böyle aileler dedirtiyor. Duygu ve Hüseyin'in hikayesini de bu kitapta daha çok okuyoruz. Hüseyin'de öyle güzel sevdiki başta karşılık alamasada sevgisine sonunda Duygu'da doğru olanı seçti. Ahh Duygu'nun kayınvalidesi Meryem sultan var nasıl güzel kalpli bir kadınsın sen öyle, insan yanında huzur bulur. Duygusal aşk hikâyeleri, sabır, kader ve manevi bağlar üzerine kurulu romanları okumayı sevenler bir şans vermeli... Huzur ve Fırtına... Ailelerin zoruyla evlenmiş ama sonrasında bir birilerine gönülden bağlanmış çiftimiz. İlk kitapta oldukça zorlu geçen hikayeleri ikinci kitapta yerini daha mutlu bir ortama bırakıyor. O huysuz, öfke kontrolü yapamayan Fırtına'mız ikinci kitapta tam bir sevgi pıtırcığı haline geliyor. Eee demekki sevince herşey yapılıyormuş Fırtına efendi. İlk kitap öyle bir yerde bitmişti ki elim kalbimde hemen ikinci kitap gelmeli demiş kapatmıştım son sayfayı, gerçi biraz uzun bekledik ama olsundu. Tâbi bu kitaptada malesef herşey güllük gülistanlık ilerlemiyor. İmtihanlar, sabır gerektiren bir çok olaylar oluyor. Aynı gün hem babasını hem doğmamış bebeğini kaybeden Huzur büyük bir bunalım içine giriyor. Bu durum
1000Kitap
Fırtına'nın Huzur'uBüşra Vanlı · Herdem Kitap · 202612 okunma
Sadık Olmayan Sadık Bey
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 01:22
Sadık bey; ellilerinde psikolojik sanrılar yaşayan bir erkek. Yalnızlığın ve kadın arayışının karmaşası arasında , bir de ruhen yaşadığı bunalım ve güvensizlik hissi ile, iç sesine kapılıp tüm hayatını yanlışlara sürüklüyor. Dostu sandığı kişi, sevdiği etkilendiği kadın, çalıştığı arkadaşı herkes fiyasko çıkıyor. Ve başından sonuna kadar belası olan iç sesi, sadık olmayan Sadık Beyin sonu oluyor. Basit, akıcı, yalın dille yazılmış, değişik öykü tadında hafif bir kitaptı. Sadık Bey
Sadık BeyPınar Kür · Can Yayınları · 20161,072 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2026 73. kitabı
Bu kitabı okurken, "hayatımda okuduğum en berbat kitap" diyerek okudum. Öyle ki, 198 sayfalık bu eser ancak üç haftada bitebildi. Oysaki ben, normalde üç haftada koca bir Dostoyevski romanını bitirebilirim . Kitapta ne belirgin bir olay örgüsü var ne de derinlikli yan karakterler... "Hadi şurayı da şuna bağlayalım," diyebileceğim hiçbir nokta yok. Buna karşılık, bolca küfür ve bel altı konuşma mevcut. Tipik Amerikan jargonu beni inanılmaz bunalttı; her cümlede bir lanet okuma, bir aşağılama... En sonunda "Öhh artık Holden, bir sen mi ergensin?!" dedim yani Ama J.D. Salinger, neden büyük bir yazar olduğunu tam da bu noktada belli ediyor. Kitap, Holden isminde 16 yaşındaki bir gencin bunalımla geçen birkaç gününü anlatıyor. İşte tam da bu yüzden bir olay örgüsü yok; çünkü Holden’ın kendisi bile nasıl bir ruh halinde olduğunu bilmiyor. Kardeşinin ölümü de bu bunalımın başlıca sebeplerinden biri. Fakat asıl neden, Holden'ın kendini çok yalnız hissetmesi. Herkesle konuşmak için sebepler arıyor, bazen konuşmayı da başarıyor ama ona göre yetişkinler hep yapmacık, hep ikiyüzlü. Onlar gibi olmaktan, büyümekten korkuyor. Burada da Holden'ın iç dünyası ve o meşhur metafor devreye giriyor: Çavdar tarlasında sadece çocukların oynaması ve Holden'ın, onları uçurumdan düşmekten korumak için orada beklemesi... Anlıyorsunuz ki, Amerika'da yaşayan ve ağır bir bunalım geçiren 16 yaşında bir ergenseniz, bu kitap ancak bu şekilde yazılabilirdi.
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,2bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 01:04
Peygamberin Şarkısı’nın distopik tarafı gerçekten insanı içine alıyor. Kitap boyunca sürekli bir karamsarlık ve çaresizlik hissi, bazı yerlerde benim de içim sıkıldı, kitabı elime almak istemedim. 2 günde bitiririm diye düşündüğüm kitap 2 hafta boyunca her yere benimle geldi, yine de akıcı bir okuma sağlayamadım. Karakterlerin yaşadıkları çok gerçek hissettirdi. Benim için oldukça yavaş ilerleyen, beni gerçekten bunaltan bir kitap oldu. Bitirdikten sonra aklımda kalan, bu kitabın benim için tek kelimelik özeti “bunalım”. Tavsiye edebilir miyim emin değilim ama ilgilisinin bilgisine
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,915 okunma