Fulya Yılmaz

Fulya Yılmaz
@bunchofbook
Ernestine Saint-Hilaire, ben kara derili, söylüyorum size, …
‘…kader istediğini yapar, felaket evinize yerleşmeden önce izninizi istemez.’
Sayfa 70 - Metis·Kitabı okudu
Roman
Reklam
Onu anılarında yaşadığı yokluğu unutup bolluğu muhafaza ettiği, dün daha mutlu olduğuna inandığı için suçlayan da deliydi aslına bakılırsa. Zira, bugünlerde gerçekten de hiçbir şeyin daha iyiye gittiği yoktu. Yine de şanssızlığın, mutsuzluğun kalıcı olmamasına uğraşmalıydı insan!
Sayfa 30 - Metis·Kitabı okudu
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2020 81. kitabı
Milattan önce kurulmuş bir kent Batı Trakya'da Gümülcine dolaylarında adıysa Abdera.Hiç kimseyi beğenmeyen bir halk düşünün, farkları toz kondurmadıkları düşünce ve yaşam tarzları.Kitabımız iki bölümden oluşan güzel bir taşlama örneği. İlk bölümde, Abderalılar üzerinden bağnazlık, dogmacılık, tutuculuk, bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olmak gibi konularla ilgili taşlamalara yer verilir. Abdera’nın bağrından kopup şehir şehir gezip farklı kültürler hakkında fikir sahibi olmak için gönderilen, döndüğünde öğrendiği şeyleri anlatmaya çalışsa da bir türlü meramını anlatamayan canım Demokritos… Ve Demokritos sayesinde Abdera’da ağırlanan Hippokrates, yine Demokritos sayesinde tiyatro meraklısı halkın Euripides gibi dehalarla, dar kafalı halkın kesişmeleri söz konusu. İkinci bölüm “Eşeğin Gölgesi Davası" ile hukuk sistemi ve mahkemelerin trajikomik mizanseni yer alıyor. Yani dahi filozoflarla, boş inançların, ön yargıların, eleştirisiz düşüncelerin tutsağı ufku asla genişlemeyen küçük taşra insanlarının verdiği ibretlik hikayelerle dolu bir kitap. Her sayfasında yüzünüzden tebessümü eksik etmeyecek aynı zamanda tatlı felsefi atıflarıyla diğer felsefe kitapları arasındaki nüansını çıkaracak bir hikaye.
Felsefe
Abderalılar - Eşeğin Gölgesi DavasıChristoph Martin Wieland · Bilge Kültür Sanat · 2014146 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2021 81. kitabı
‘Bazen güçlü yanımız zaaflarımızdır. Bazen güçlü olabilmek için önce zayıf olmak gerekir.’ der, Glenn Beck. On dokuzuncu yüzyıl Amerika’sında “kadın hastalığı” olarak bilinen deliliğin bu öyküyle aslında katı cinsiyetçi toplumda toplumun sorunu olduğunu yansıtmak amacıyla yazılmış kısa ama dahiyane atıfları olan bir kitap okudum.‍️ Yazar Perkins Gilman yaşadığı dönemde bu temada çokça eserler vermiş, aynı zamanda feminizm savunucularından biri olmuş. Sarı Duvar Kağıdı’nda ise ismi olmayan başkarakterinin geçirdiği bunalım sürecini ve bu süreçten kurtulmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Sinir bozukluğu ve halsizlik şikayetlerinin iyileşmesi ümidiyle kocası John, bebekleri ve kocasının kızkardeşi, birlikte üç ay geçiricekleri kolonyal bir malikaneye gitmeleriyle başlıyor öykü. Edebiyatı çok seven başkarakter bu malikaneye taşındıktan sonra malikanenin sarı duvar kağıdı gibi genel detaylarında hayal dünyasını ileri derecede besliyor ve malikanenin perili köşkleri anımsattığını düşünmeye başlıyor. Bu durumun patolojik gösterilmemesi ve engellenme korkusu ile kendini ifade etmeye çalışsa da anlaşılamıyor, dolayısıyla gizlice günlük tutarak iyi hissetmeye çabalıyor fakat nafile.. artık bu sanrılarla baş başa kalıp bunu kendi içinde fazlasıyla normalleştiriyor. Ayrıca malikaneyi betimlediği bir çok satırda kölelik, delilik ve evlilik bağlamında erkek egemenlik atıfları çok yerinde. Özellikle kendi ruhsal bunalımını görmezden gelen kocasının yazarın rahatsızlığı üst sınıra vardığında öyküde geçen "Ne diye bayıldı ki bu adam şimdi? Ne yapalım, bayıldı işte, hem de duvarın hemen önüne, yolumun üzerine! Her geçişimde üzerinden sürünmek zorunda kaldım!" deyişinin fazlasıyla etkileyici bir düşünce bloğu kurması bu öykünün türünün sadece bir hikaye olmadığını kanıtlıyor. Yazar
Edebiyat
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,789 okunma

Fulya Yılmaz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·72 syf.··
2021 81. kitabı
Charlotte Perkins Gilman
7.4/10 · 2.789 okunma
Reklam