burac

Puan vermedi
Irvin Yalom’un felsefe ve psikolojiyi birleştirdiği etkileyici bir kitap. Kitapta, 17. yüzyılın özgür düşünceli filozofu Spinoza ile 20. yüzyılın Nazi ideoloğu Rosenberg’in hayatları paralel olarak anlatılıyor. Spinoza, Yahudi cemaatinden dışlanmış, doğa ile Tanrı arasında bir bağ kurmuş ve mantığın gücüne inanmıştır. Rosenberg ise Hitler’in sadık bir yandaşı olmuş, Yahudilerin soykırımında rol oynamış ve Spinoza’nın eserlerine takıntılı bir şekilde ilgi duymuştur. Yalom, bu iki zıt karakterin iç dünyalarını ve motivasyonlarını psikoterapi deneyimlerine dayanarak okuyucuya aktarıyor. Spinoza’nın mantıklı ve tutarlı felsefesini, Rosenberg’in çelişkili ve fanatik düşünceleriyle karşılaştırıyor. Aynı zamanda, insan doğasının, bilgelik arayışının ve felsefi bir yaşam sürmenin zorluklarını ve tehlikelerini de gözler önüne seriyor.
Felsefe-Düşünce
The Spinoza ProblemIrvin D. Yalom · Basic Books · 02,704 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“bir şeyin korkutucu, değersiz, arzu edilesi ya da beş para etmez olduğuna karar veren zihindir, dolayısıyla değiştirilmesi gereken şey sadece ve sadece zihindir."
Dinin belirgin amacı ruhsal dengeyi muhafaza etmektir. Zira doğal insanın, bilinçli fonksiyonlarının her an içinden veya dışarıdan gelebilecek ve kontrol edilmesi mümkün olmayan olgularla engellenebileceğine dair, yine gayet doğal bir “bilgisi” vardır. Bu nedenle, gerek kendisi, gerekse başka insanlar için önemli sonuçlar doğurabilecek zor bir karar alırken, bunu dine dayanan uygun bazı önlemlerle güvenli bir hale getirmeye dikkat eder. Görünmeyen güçlere adakta bulunur, hayır duaları ettirir, kutsal ayinlere katılır. Psikolojik içgörü yeteneğinden yoksun rasyonalistler tarafından sihirli yararı inkar edilen ve büyü, boş inanç, hurafe diye karşı çıkılan törenler (rites d’entree et de sortie insan yaşamında yeni bir dönemi belirleyen ayinler) her yerde ve her zaman yapılagelmiştir. Zira, sihir veya büyünün önemi “azımsanamayacak büyük bir psikolojik etkisi vardır. “Büyülü” bir performans gerçekleştirmek, bunu yapan kişiye, kararını yerine getirmek için kesinlikle gerekli olan güven duygusunu verir, çünkü karar almak kaçınılmaz olarak tek yanlı bir eylemdir ve bu nedenle, bir risk olarak hissedilir. Bir diktatör bile, kendi Devlet kanunlarını tehditlerle yerine getirmekle kalmaz, bunların çeşitli törenlerle gerçekleştirilmesini ister. Bandoların, bayrakların, flamaların, törenlerin ve kitlesel gösterilerin, kilise cemaati yürüyüşlerinden, şeytanı kaçırmak için yapılan şeylerden prensipte hiçbir farkı yoktur. Ancak Devlet'in güç gösterileri, dinsel törenlerin aksine, bireye içindeki şeytanî hislere karşı hiçbir korunma sağlamayan kolektif bir güven duygusu verir. Sonuç olarak, birey Devlet’in gücüne, yani kitle zihniyetine daha fazla sarılacak, böylece kendini Devlet‘e hem fiziksel, hem de manevi olarak daha fazla teslim edecek ve sosyal kudretini ve yetkisini tümüyle
Psikoloji
“İtiraf etmem gerekir ki iyi eğitilmiş bir erkek bulmak, iyi yetiştirilmiş bir kadın bulmaktan daha zordur.” cümleyi doğrudan okuyunca çok şey ifade etmeyebilir ama kitabın tamamıyla özdeşleşmiş harika bir cümle. Şibumi Trevanian