Kitap; dilinin sadeliği ve Cevat Şakir'in şairane, yoğun görsel imgeler barındıran renkli anlatımıyla sizi içine çekiyor. Muhtemelen ressamlık yapmış olması ve gerçekten yeryüzünün cenneti denebilecek Bodrum'da uzun süre deniz ve doğa içinde yaşaması, bu üslubun şekillenmesini sağlayan başlıca unsurlar.
Eserin içeriğine gelirsek; bana göre olay akışı başlarda biraz yavaş ilerledi ama kitabı yarıladıktan sonra gerçekten keyif almaya başladım. Kahraman anlatıcının bakış açısıyla yazılmış olması ve olayları birinci ağızdan dinlemek, genel üslup ve atmosfere çok güzel uymuş. Karakterler, yerel ağızlar ve o dönem yaşayan insanlar size gerçek ve samimi hissettiriyor. Hikâyenin başından sonuna kadar ana karakterimiz Mahmut'un denize karşı olan yoğun aşkı da güzel bir şekilde verilmiş.
Negatif olarak söyleyebileceğim tek şey; denize ilgisi olan biri olmama rağmen yoğun gemicilik terimleri içeren kısımlar yer yer beni sıktı. Hepsini inceleyip anlama imkânım olmadı. Bütün bu saydıklarımla beraber bence okunması gereken tatlı ve zaten ufak hacimli bir eser.
Denizi, doğayı, maviyi ve yeşili bu kitabı okuduğunuz her an yaşayacaksınız.
Aganta Burina BurinataHalikarnas Balıkçısı
Kitap, Sabahattin Ali'nin diğer iki romanında olduğu gibi bir aşk hikayesi etrafında şekilleniyor. Ana karakterlerimiz Ömer ve Macide. Eser bu ikili arasındaki aşkla beraber Ömer'in kendilerini münevver olarak gören yazar ve şair arkadaş çevresine de oldukça fazla yer veriyor. Bu cenahtakiler sıradan insanlara istihfaf ile bakmalarına karşın asıl kendileri fevkalade süfli bir hâl içerisindeler. Bu durumu en çok Macide'nin iç monologlarında görüyoruz. Kitabın, dönemin kendine "münevver" diyenlerine yönelik bir yergi barındırdığı da muhakkak. Yazarın dili akıcı ve hikayesi oldukça etkileyici. Yalnız eski kelime sayısının fazlalığı yer yer okuma akışına ket vuruyor. Daha önce Sabahattin Ali'nin herhangi bir eserini okuduysanız hiç yabancılık çekmeyeceksiniz. Ben mutlaka bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali
Kitap, Osmanlı'nın kuruluşunu anlatıyor; ancak bunu yaparken okuyucuya alelade bir tarih anlatısı sunmak yerine, ince bir şekilde ve başarıyla kurgulanmış, çoğu gerçek kahraman üzerinden bir felsefe anlatıyor. Diyaloglar ve dil, size gerçekten eski Anadolu Türkçesiymiş gibi hissettiriyor. Cümle yapıları bile incelikle düşünülmüş. Kitap genel olarak akıcı. İlk çeyreği bittiğinde Kemal Tahir’in diline ve kitapta ekseriya kullanılan, normalde pek bilmediğimiz kelimelere aşina oluyorsunuz.
Kemal Tahir, bu kitabı yazmadan önce bol miktarda Bizans ve Osmanlı kroniği okuduğu için pek çok olay ve kahraman hakkında adeta bir tarihçi kadar bilgili. Kahramanların düşüncelerini ve genel hikâyeyi okurken bunu yer yer hissediyorsunuz. Buna rağmen kurgu için bilerek uydurulmuş ya da gerçeğinden farklı yazılmış birkaç unsur da mevcut.
Toparlamak gerekirse, ben kitabı oldukça beğendim ve herkese okumasını tavsiye ederim. Kemal Tahir