Puan vermedi·256 syf.··
2026 33. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
Tanıtım bülteni beni çok çekmişti ama okurken kitap bana biraz yavan geldi. Konusu itibarıyla çok hareketli bir ilerleyiş beklemiyordum zaten ama yine de bana pek hitap etmedi. Eunhye ailesiyle biraz çatışmalar yaşadığı bir dönemde kafa dağıtmak için otel ilanlarına bakarken hakkında hiçbir yorumun olmadığı bir otel dikkatini çekti ve orayı düşünmediği halde bir şekilde otel müşterisi oldu. Ancak burası bildiğimiz türden bir otel değil, ilk gece ücretsiz ve sonraki gelişler için de burada para geçmiyor, ödemeler yalnızca müşterinin değerli bir hatırasını otele bırakması ile ödeme alıyor. Otelin hizmetleri müşterilerin hayal gücü ile sınırlı. Onlar ne hissediyor ne yaşamak istiyorsa tümü hemen oluyor yalnız otelden ayrılınca otele dair hiçbir bilgi veremez hiçbir paylaşım yapamazlar zaten içeride telefon çekmiyor, içeriden fotoğraf almak da yasak. Her şey misafirin hayallerini gerçekleştirmek için. Oradan ilk ayrıldığında aile içi ilişkilerine dönüyoruz ve Eunhye iki kez daha hayatın sıkıntılarından kaçmak için otele geri dönüyor ama herbir deneyim birbirinden çok başka. Kardeşinin başına bir olay geliyor onun ortaya çıkması için çabalar veriliyor ancak onun sonucu kitapta yok keşke olsaydı. Vazgeçtiği hatıraların sonrasında yüreğinde daha fazla yer eden daha kayda değer hisler olmasını tercih ederdim. Benim için ortalamanın biraz altında kaldı ama tabiki seveni olacaktır her kitap herkese hitap etmez sonuçta
Değerli Hatıralar OteliMin Ian · Yuzu Kitap · 202650 okunma
10/10
·136 syf.··
2026 59. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 12:51
Çok samimi, içten ve eğlenceli bir eser. Yazar, yazdıklarıyla beni çocukluğuma götürürken günümüzün gerçeklerini de bir kez daha hatırlattı… Tavsiye edebileceğim, temiz içerikli bir kitap. Okurken yanınıza çayınızı veya kahvenizi alın, keyif alacağınızdan eminim. İstifadeli olsun!..
Burası Gerçek DünyaŞeyma Çekici · Cezve Kitap · 2018524 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kusursuz Spoiler Sonunu Anlamayanlar Buraya
Puan vermedi·352 syf.··
2026 6. kitabı
Baştan söyleyeyim bu yorum kitabın sonunu anlamayanlar için özel olarak hazırlanmış spoiler içeren bir yorum olacaktır. Bu yorumu okuyorsanız zaten konusunu biliyorsunuzdur. Ben kitabin sonundan başlayacağım yorumlamaya çünkü kimse anlamamış. Eylül karakteri sayfalarca katman katman işlenmiş psikolojik derinliği olan bir karakter. Basitçe manipülasyona uğrayan ve sinirleri bozulan bir karakter demek haksızlık olur. Kitabın sonu yoruma açık bırakılmış evet ama bence kitabın içine serpiştirilen psikolojik bilgiler ve özellikle Eylül'ün kendi kendini camda gördüğü o sahne bize çok şey anlatıyordu. İnci karakteri ne kadar masum değilse Eylül de masum değildi ve İnci karakteri psikolojik olarak ne kadar tehlikeliyse Eylül ondan daha tehlikeliydi aslında. İlk olarak Eylül ve Emir'in film izlediği sahnede "bilişsel celiski" kavramından bahsediliyor. Bu kavram tam olarak yalan olarak adlandirilamaz zihin rahatsız edici bir gerçeği kabul etmektense ona anlamlı kılıflar uydurmaya başlar. Bir çeşit savunma mekanizmasıdır ve kişinin bilinci bu yaptığının farkında olmayabilir. Eylül Inci'nin yaptigi seyleri kendine bu sekilde kabul ettiriyordu. Ancak bu durum sadece bu sekilde de devam etmiyordu. Eylül'ün yaptığı çoğu şey kılıflar bulmak ve gerçekliği bükmekti. Asıl sorun bunu sadece Inci'ye karşı yapmıyordu. Kendine karşıda yapıyordu. O kadar kontrollüydü ki bu biraz narsistik kibire doğru kayıyordu. Yani aslında son sayfalarda İnci'nin söylediği kibirlisin sorunlusun ve farkında değilsin söylemleri doğruydu. Eylül'ün egosu oldukça kırılgandı. İkinci en önemli kısım ise Hikmet Hoca ile beraber Jung'un kolektif bilinçaltı teorilerinin gectigi kısımdı. Bu teorinin bu kitap için en önemli iki arketipinden bahsedecek olursak birincisi Persona, ikincisi Gölge. Persona, kendimizi
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 2026105 okunma
7/10
·192 syf.··
2026 47. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 18:30
Jack London diyerek başlayıp, Martin Eden diyerek devam etmiyeceğim çünkü Jack LONDON denilince Vahşetin Çağrısı ve Beyaz Diş gibi eserleriyle, vahşi bir hayvanın gözlerinden kah üzülerek kah sevinerek serüven yaşattığı hikayeler bende en çok etki bırakanlardı. Bunu yapabilen elbette bir çok yazar var lakin bu empati dilini bu kadar iyi kullananını daha okumadım bilmiyorum. Gelelim Adem'den Önce kitabımıza. Açıkçası evrim teorisi hakkında kulaktan duyma ve makalelerden öteye geçmeyen bilgiye sahibim. Başka bir yazar buna benzer bir eser kaleme alsa muhakkak "sen Darwinleri savundun!” eleştirisi alması günümüzde muhtemel. 1900’lü yıllardaki dar toplumsal görüş göz önüne alındığında (bakın burası çokomelli!) "Maymun" yakıştırması yapılmadan, ağaç veya ateş insanları şeklinde sınıflara bölünerek sunması hikayeye ön yargı ile yaklaşılmaması adına güzel bir incelik olmuş. Konu olarak ilk insanların önce barınabildikleri, beslenebildikleri ve yavaş yavaş iletişime geçerek bir sürü halinde toplumu meydana getirdikleri serüveni okura gülümseten ve düşündüren bir şekilde sunuyor. En beğendiğim eserleri arasında yer almadı ama okuması keyifliydi.
Edebiyat
Adem'den ÖnceJack London · Can Yayınları · 199426,1bin okunma
İktidar Savaşının Ortasında Bir Baba
Puan vermedi·168 syf.··
2026 1. kitabı
Tarihi ve yazarı çok sevdiğim için okumak istediğim bir kitaptı, iyi ki de okumuşum. Romanda padişahın adı hiç verilmiyor; saraydaki olaylar ve kölenin anlattıkları üzerinden onun kim olduğunu kendiniz çözmeye başlıyorsunuz. Hikayenin bir köle tarafından anlatılması olay örgüsünü çok daha ilginç kılıyor. Kitabın konusu, tarihte benim de hiç sevmediğim şehzade idamları. Okurken kölenin yapacaklarını tahmin ettiğinizi sanıyorsunuz ama Livaneli güzel bir ters köşe yapıyor. Romanın en sevdiğim ve beni en çok etkileyen yeri de kesinlikle burası oldu. Zülfü Livaneli'nin dili her zamanki gibi akıcı, masalsı ve çok anlaşılırdı. Tarihi roman severlerin mutlaka şans vermesi gereken, bir solukta bitecek harika bir eser.
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,9bin okunma
8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:43
“İnsan,kendisini anlamak için göğe bakar;varlığını anlamak için içe bakar.Teleskopla evrenin uçurumuna eğilir,mikroskopla kendi derinliğine” Petrikor..Bilmeyenler için;yağmur damlalarının kuru toprakla buluşmasıyla ortaya çıkan o meşhur ve ferahlatıcı toprak kokusunun bilimsel adı..Hadi o kokuyu burnumuza getiren sayfalara bir göz atalım.. Yokluk ülkesindeyiz,haritalarda aramayın;bulamazsınız!Hepimizin en az bir kere uğradığı ülke burası.Geç kalmaların,ifade edilememiş söz ve duyguların,birbirlerine ulaşamamış insanların,ihtimallerin ülkesi.Ve burada ismi olmayanlarla beraberiz;adam ve kadın ile.Kendini ve anlamını bulma hikayesi bu,hoş geldiniz! Kadın ve adam..Lapis ve Oasis gezegenleri..Gezegenler üzerinden insan ruhunu aralıyoruz.Her gezegenin de kendine ait bir karakterinin bir ruhunun olduğunu görüyoruz.Ve tabi ki adam ve kadın..Bir ofis ortamında iletişimden uzak bir çekimle başlayan bir ilişki.Adam gayet sıradan,insan ilişkilerinde samimi,başarılı,yalnızlığın huzurunu değerli bulan,kendi yolunda ilerleyen biri.Kadın ise mesafeli,yer yer değişken. ‘Adam artıydı, kadın eksi;aralarındaki denge tam da bu’demiş kitap,katılmamak ne mümkün.Birbirlerine yaklaşmaması gereken Lapis ve Oasis gezegenleri gibi onlar..Birbirlerinin çekim güçlerine dayanamayan iki ruh ve onların sessiz savaşı okuduğumuz. Aşk nedir?Fedakarlık adı altında,kişinin kendisinden vazgeçmesine aşk denilebilir mi? Beklentisiz başladığım bu kitabı bitirdiğimde hala karakterlere kızmaya devam ediyordum. Aşk’ın o sıcak yumuşatıcı etkisine kapılmak,akışta süzülmek varken neden kaya gibi olmayı seçer insan?Ya da neden azıcık kendini de düşünmez,gözünü açmaz kişi?Kendi kendime kızdım tamam da yok mu sanki çevremde/çevremizde böyle toksik sayılabilecek ilişkiler?Sağlıklı ilişki kuramayıp da gel
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202677 okunma