"yine gecikmişim, bağışla sevgilim" derken #aziznesin, o "ya zamanından çok geç" hissinin, özellikle de yaş aldıkça pek çok yeni başlanan şeyden hemen sonra ortaya çıkmasının hüznünü kaç kez yaşamıştır diye düşünüyorum.
Ben, mesela, çocukken okuma fırsatını kaçırdığım ve sonra okuduğumda bayıldığım her çocuk kitabının kapağında bile "yine gecikmişim, bağışla" tadında hüzünleniyorum 🤷️
#geçkaldığımkitaplar öyle uzun bir liste ki! Ve bu gruplamada #kumkurdu sanıyorum ki ilk sıralardan hatırlatır bana "mutluluğa hep geç kalırım" paniğimi..
Çocukken okusaydım bu seriyi “'Evren her şeydir,' dedi Kumkurdu. 'Var olan her şey! Burada ve şimdi, o zaman ve orada. Aydınlık ve karanlık, galaksiler ve yıldızlar, gezegenler, kuyruklu yıldızlar, trampetler ve kartallar ve ayılar ve bazen, bir pantolonun cebinde duran tozlu, kırmızı şekerlemeler.' 'Benim biraz önce yuttuğumdan mı?' diye sordu Zackarina. 'O da mı evrenin bir parçasıydı?' 'Elbette!' dedi Kumkurdu. 'O da evrenin bir parçasıydı. Sen de Zackarina, sen de evrenin bir parçasısın.' 'Ben mi? Gerçekten mi?' dedi Zackarina." alıntısı mesela ne hissettirirdi bana, şimdi bilemiyorum.. Oğlumla okurken, önce o kafa karıştırıcı buldu, sonra "ben de anne, değil mi? Sen de?" diye sordu ️
Sonra kitap bittiğinde ben de, çocukluktaki büyüme sancısını, anlamlandırma çabasını, yetişkin dünyasının anlamsızlığını, cevap bulamadığım soruların huzursuzluğunu ne kadar unuttuğumu gördüm..
Sonra baktım, çocuk kendime geç kalmışım belki yine ama bu anne halime tam zamanında gelmiş bu kitap! "Yine gecikmişim" ama "geç de olsa iyi ki" dedim!