Buse Saraç

Buse Saraç
@buse_srcc
Diş Hekimi
17 Kasım 1999
97 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı

Buse Saraç

, bir kitap okudu
7/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
Fyodor Dostoyevski
7.9/10 · 159,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·800 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
Gone With The Wind. Amerikalı bir yazar olan Margare Mitchell'in tek kitabı. Yazar Amerika'nın güneyinde,iç savaş zamanında büyüyor.Romanının zeminini de bu oluşturuyor. Güney,soylu ailelerin uçsuz bucaksız pamuk tarlalarının olduğu bir yer.Soylulukları ve zenginliklerinden dolayı biraz da kibirliler.Erkekler tam bir beyefendi, kadınlar da birer leydi. Geleneklerine de çok bağlılar. Ve neredeyse her evde 'köleleri' var. Ana karakterimiz Scarlett O'Hara adında bir kadın. Scarlett'ın annesi Ellen, onu, kendisi gibi Güneyli bir leydi olmasını arzulayarak yetiştiriyor.Ama Scarlett meydana gelen olaylar sırasında Güneyli kişiliğinden sıyrılarak bambaşka birisi oluyor.O hırçın ve özgür bir ruha sahip. Kibirlilikleriyle bilinen Güneyliler, Kuzeylilerin istilasına uğruyorlar. Ancak kendilerinden daha gelişmiş olan Kuzeylilerde durabileceklerinelar ancak inandıklarıyla kalıyorlar. Savaşın başlamasının iki sebebi var. İlki Güneylilerin kölelere olan bakışını düzeltmek ve özgürlüklerini vermek. İkincisi de para. Ama sebep ne olursa olsun savaş tüm topluma mal olan bir olay. Güneylilerin yaşadıklarını gördükçe insan savaşın acımasızlığına bir kere daha şahit oluyor. Ayrıca kadına bakış açıları da çok değişik. "Kadınlar çalışamaz, erkeklerin yanında yüksek sesle gülemezler, hamile görüş erkeklerin yanında dile getiremezler." gibi tabularla büyütüyorlar kız çocuklarını. Karınları belli olmasın odanın karanlık köşelerinde oturmayı tercih ediyor hamile kadınlar. İşte Scarlett bunlara boyun eğmeyi kabul etmiyor. Yaşadıkları sayesinde erkenden büyüyor, aşık oluyor, bazen de aşık oldugunu sanıyor. Filmi de bulunan Rüzgar Gibi Geçti, tarihi romanlar arasında ilk 10'da yer alıyor. Bence okuyan herkes bu kitabı çok sevecek. Okuduktan sonra da Scarlett'ı kiminle yakıştırdığınızı konuşalım,
Edebiyat
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20223,128 okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
Hiçbir şey istemiyorum Hiçbir şey beklemiyorum Hiçbirden korkmuyorum Özgürüm ben. Sıfır noktası neresidir? İnsan neler yaşamalıdır kendini en dipte hissetmek için? Bir kişinin başına öldürülmek dışında gelebilecek en şey nedir? Hayatın olması mıdır? Tecavüze uğraması mıdır? Sonrasında adı lekelenir çünkü değil mi? İnsanlar ne der sonra onun hakkında. Bence bir kadının başına gelebilecek en kötü şey özgürlüğünü kaybetmesidir. Bu kitap özgürlüğünün kaybetmemek için her şeyi göze alan cesur bir kadının öyküsü. Daha hayat hakkında, hiçbir şey bilmezken sünnet ediyorlar Firdevs'i. Yazarımızın kendisi de yaşıyor küçükken. Sonradan tıp okuyor ve hem kadınlar hem de erkekler için sağlığa zararlı savunuyor. "Kadınların ezilmesinin dinlediği dini tutuculuk talaşı post-modern kapitalist sistem yatıyor" diyor Neval El Seddavi. Amcasının bile ona yan gözle baktığı bir dünyada, Firdevs kendini nasıl koruyabilir ki? Kime güvenebilir? İstediği hayatı nasıl yaşayabilir, nasıl bir iş bulur, nasıl öğrenimini tamamlayabilir? İşte Firdevs duruşma yapıyor. Canını dişine takarak, bazen kendi isteklerinden vazgeçerek, türlü acılar çekerek .. Geçmişini kapatıyor bir perdeyle. "Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hala benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hala benim .." diyor. Ben ne olursa olsun özgürlüğü için, kendi ayakları üzerinde durmak için savaşan önünde saygıyla eğilirim sadece. Keşke herkes böyle yapabilse. Eleştirmek, yargılamak yerine takdir edebilse. Yaşadıklarıyla umarım birçok kadına örnek olur. "Erkekler kadınları aldatır, aldandıkları için de onları aşağılar, bu kadar düştükleri için onları cezalandırırlar.Sonra da ömür boyu hizmetçiliğe, gün, küfüre mahkum eder.
Edebiyat
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
8/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
"Eger bir edebi bir eser yazmak istiyorsa kendine ait bir odası ve parası olmak zorundaydı." 20.yüzyıla damgasını vuran feminist yazar Virginia Woolf. Bence bir devrimci o.Düşüncelerini kimseden çekinmeden paylaşan, cesur bir kadın. Bu, 1900lerdeki durumu düşünürsek bir hayli şaşırtıcı. Kadın, bütün çağlarda aşağılanmış ve asla çıkartılmaması gereken bir cins olmuştur. Nasıl bir insanlık ki, iç hor görür? Kadına nasıl şiddet gösterir, nasıl onu toplumdan uzak tutar? Nasıl olur da kapalı kapılar önünde saklanmasına sebep olur? Hangi sebeple onun tiyatro oynayamayacağını, kitap yazamayacağını, şarkı besteleyemeyeceğini söyler? Kadının varlığına katlanamayan zihniyet; elbette onun yazmasına, okumasına, düşünmesine de karşıdır. "Erkekler kendilerinden daha üstün bir rakip bilirler ve o yüzden en zayıfı, en cahili seçerler. Gerçekten de belirli bir döneme kadar ne bir bilim insanı, ne bir yazar, ne bir şair çıkmış kadınlardan. Kadın yazıyorsa ortak oturma odasında yazmalıydı. "Sizi yaşamaya koyulmanız için daha nasıl cesaretlendirebilirim? Genç kadınlar, lütfen. Siz asla kayda değer bir şey keşfetmediniz. Asla bir imparatorluğu sarsmadınız ya da bir orduyu savaşa sokmadınız. Shakespear oyunları sizin tarafınızdan yazılmadı ve asla barbar bir kavmi medeniyetle tanıştırmadınız.Peki mazeretiniz nedir? Onları biz doğurduk, biz olmasak yapamazlardı diyeceksiniz. Siz elbette çouk doğurmaya devam etmelisiniz ancak ikişer ya da üçer tane, onar on ikişer değil. Böylece elinizde biraz zaman ve beyinlerinizde biraz kitap bilgisiyle bu karanlık kariyerinizin başka bir evresine geçebilirsiniz. "
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,1bin okunma