Bilgelik yaşanılmış olanı anlamakla başlar, ki zaten geçmişi bilmeyen bugünü kavrayamaz. O yüzden kâhinler gelecekten çok geçmişte ne olduğuna bakarlar. Geçmiş, geleceği içinde saklayan sırlarla dolu bir aynadır. Eğer o aynaya yeterince bakarsan zamanın sırrını da görürsün, geçmişin manasını da.
Son altı aydır sürekli başucumda duran ve ara ara rastgele birkaç sayfa okuyarak bitirdiğim bir eser oldu. İş Bankası Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'nin her kitabında olduğu gibi yine çevirilerin kalitesi kendisini hissettirdi. Kesinlikle her kütüphanede olmalı.
Alacakaranlık serisini seviyorsanız okumaktan mutlaka keyif alacağınız bir kitap. Tutulma romanında Cullen ailesi ve kurt adamlarla yeni doğan ordusunun savaşı sonrasında teslim olan bir vampir vardı hatırlarsanız. İşte o vampir Bree’nin bakış açısıyla yeni doğan ordusunun nasıl yaratıldığını, savaşa nasıl ikna edildikleri ve nasıl yaşadıklarını anlatıyor. Okurken çok keyif aldım ve tek oturuşta bitirdim. Ayrıca Alacakaranlık evrenindeki vampirlerin kopan uzuvlarının nasıl tekrar birleştirdikleri gibi ufak detaylar da mevcuttu. Son sayfalarda Edward’ın Bree’nin zihninden okuduğunda işin içinde Volturi’nin de olduğunu öğrenmesi, Bree’nin Cullenları korumak adına kurt adamlardan söz etmemesi ve zihninden Edward’a teşekkür etmesi, Edward’ın gözlerini kapat cümlesini Bella’ya değil de Bree’ye söylemesi gibi detaylar çok ama çok hoşuma gitti. Aslında hikâyeyi yalnızca Bella’nın bakış açısıyla öğrendiğimizde ne kadar detayı kaçırdığımızı fark ettim. Tıpkı aynı olayları Gece Yarısı Güneşi’nde Edward’dan öğrendiğimizde ortaya çıkan detaylar gibi… Bree için çok üzüldüm ve acaba Cullenlar’dan birisi olsaydı nasıl olurdu diye merak etmeden de edemedim.