Sanki, tozlu bir pencerenin önünde aşık olduğu kişinin eve gelmesini beklerken o aşkın hayaliyle kendini oyalıyor gibiydi. Mutluydu ama hiç geçmeyen bir hüznü vardı.
Geçmiş, Edna için hiçbir şey ifade etmiyordu; bir ders çıkarmamıştı şimdiye kadar yaşadıklarından. Gelecekse hiç bulaşmak istemediği büyük bir gizemdi. Yalnızca yaşadığı anın bir anlamı vardı onun için, sadece o an vardı; ve Edna o anda işkence ediyordu kendine. Sahip olduğunu unuttuğu ve prangalarla zaptettiği duyguların en tutkulu haliyle yeniden ortaya çıkışı canını yakıyordu.