Kitap bence sürükleyiciydi, dikkat çektiği noktalar sözün bittiği durumlar. Sorunlar evet ama nasıl çözülecekler? Hiçbir fikrim yok. Çaresizlikleri hissederek okudum. Sona doğru merakımdan atlayarak okudum. Tavsiye ediyorum.
Okuduğum ilk Yaşar Kemal kitabı. Rahatlıkla söyleyebilirim ki son olmayacak. Savaşın kimlere neler yaptığı, insanları ve hatta hayvanları bile canından bezdirdiği bir dünya. Hiç değişmiyor. Hep aynı. Savaşlarda perişan olan insanlar. Güçlüler böyle istedi diye bir kalemde yitip giden hayatlar. Vasili... Öfkesi neye ve kime? Yalnızlığa mı? İradesi dışında gelişen olaylara mı? Karşı koyduğu göçte bir başına kalmasına mı? Poyraz Musa... Sempatik bir tez canlılığı var. Ne olursa olsun, yitmeyen hayat ışığı. Betimlemeler o kadar başarılı ki. Film izler gibi okudum kitabı. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
*spoiler içerebilir*
Ön yargıyla başlamıştım fakat neden daha önce okumadım diyerek bitirdim. Az zamanda çok şeyler anlatmayı başarmış. Lennie okuyan herkesin ezildiğini düşündüğü için belki veya aciz olduğunu düşündüğümüz insanlara karşı takındığımız acıma duygusundan, direkt bağ kuracağı karakterimiz. Diğeri ise her ne kadar somut yapısıyla ön plana çıksa da Lennie'ye olan o yumuşak tavrından, şefkatinden dolayı takdir ettiğim diğer karakterimiz. Kitap bu iki karakterin hayalini veriyor önce, öyle güzel tasvir ediyor ki George hayallerini, gerçekleşecek sanıyorum. Sonra olaylar kafama balyoz gibi indi. İşçilerin hemen hepsinin hayali; bir gün kendi arazisini alıp kendi yiyeceklerini yetiştirmek ve kimsenin emrinde çalışmak zorunda kalmamak... Fakat zenci seyis Croocks diyor ki; ne yazık ki hiç biri bu hayalini gerçekleştiremez. Eline ufacık para geçer geçmez hemen kasabaya gider ve parasını içkiye, kızlara yedirir. Sonra bu hayalle çalışır. Yine eline geçen parayı yer. Bu bana kendi hayatlarımızın yansıması gibi geldi. Hepimizin hayalleri var, çalışıyoruz, vaktimizi saçma aktivitelere harcayıp hayal kurmaya devam ediyoruz. Belki de hayat budur. Sadece yaşamak... Yaşlı köpeği artık kokuyor diye öldürmesini istemeleri hatta bunu seremoniye çevirmeleri... Adamın en son baskılara boyun eğmeyip kabul etmesi sonra pişman olup en azından ben yapsaydım demesi... Köpeğin ölmesi mi gerekirdi yoksa fark etmez miydi. Lennie ruh hali oldukça basit. Sadece sevgi ve korku duygularını barındırıyor gibi. Tavşan bakacağım diyor, bunu düşünerek ve duyarak mutlu oluyor. Bu hayalin seslendiricisi olan George onun gözünde bir nevi tanrı. O ne derse yapıyor, en azından yapmaya çalışıyor diyelim. Lennie tam anlamıyla koca bir bebek.
Hayallerini umarsızca zenci seyise anlatmaları. Sanki ona
Kitap için en uygun sıfatı seçmek istesem de yapamadım. Akıcı dili, şahane cümleleri, insanı sarıp sarmalayan ve anlaşılmayı bekleyen fikirleri ile beni etkileyen müthiş bir kitap.
Klasik Saramago distopyası, okunabilir, akıcı bir dili var. Yine bir grup baş karakterin yaşanan felaket karşısında karakteristik olarak verdiği tepkileri göreceğimiz, betimlemelerle onların hissettiklerini ve düşüncelerini derinlemesine anlayacağımız bir kitap