Dünyada müessirleri bilinmeyen ve mucize çapında görülmeye değer iki büyük değer vardır.
Biri Yunan zuhuru, öbürü bir devenin adım atışını 72 ayrı kelimeyle ifade eden Arap dili, bu dil büyük şehir kurulmaksızın ve hiçbir insan tefekkürüne şahit olmaksızın nereden ve nasıl gelmiştir?
Yunan harikası gibi bu da kaynak bakımından meçhullerden biri…
Yunan medeniyeti bir tarafıyla efsane diğer tarafıyla uydurma bir din… (Zeus, Zös, Jüpiter)
Ayrıca bunlara tâbi bir çok uydurma ilâh…
Bu âlem baktığımızda girift bir (plâstisite) yani eşyanın kabartısına benzer...
Avrupa bu plastik zeminden hiç ayrılmamıştır.Plastik zeminde kendini bir çeşit madde aşkı ve tabiat zevki temsil eder;dolayısıyla iç âleme yabancı kalır.
Onların ilah edindiği tanrılar,ne kadar beşeri zaaf varsa hepsini nefislerinde toplarlar…
Dünyada bu sözde tanrılardaki gibi bir aile görülmemiştir.
Şairler bile bu saçmayı gördükleri halde bu estetikten ayrılmazlar…
Sorsanız onlara:
Senin tasavvur ettiğin kudret,hâlik makamında kudret, zaafların aynası olabilir mi? İnsanlarda bile olmayan zaaf, ahlaksızlık onlarda vardır.
Doğru olmayan yerde güzel de yoktur!
Neticede Yunan Mitolojisine büyük bir hollabazlık panayırı diyebiliriz.
Bu panayıra bugün Garp çok uzak olduğu halde, zevkinin içinde daima (mitoloji)yi taşır.
Yunan (Mitoloji) ise, bugünkü Batı yalanının bir kaynağıdır.