Kadın olsun, erkek olsun yüreğindeki bu dipsiz tutkuyla doğuyordu insan. Sonra günlük yaşantı, çocukların önüne sürülen şekerler gibi aldatmaca değerler, bu tutkuyu öldürüyordu. Dünya, aşk tutkusunu öldürmek için örgütlemişti sanki.
Doğu'da aydınlar, davranış ihtiyaçlarını çoğu sözle doyururlar. Yeri gelince, kendilerini astıracak kadar tehlikeli bir espriyi söylemekten çekinmezler de, ellerindeki bastonu birisinin kafasına indirmek icap ederse korkudan, şaşkınlıktan donakalırlar.