Kadın olsun, erkek olsun yüreğindeki bu dipsiz tutkuyla doğuyordu insan. Sonra günlük yaşantı, çocukların önüne sürülen şekerler gibi aldatmaca değerler, bu tutkuyu öldürüyordu. Dünya, aşk tutkusunu öldürmek için örgütlemişti sanki.
Doğu'da aydınlar, davranış ihtiyaçlarını çoğu sözle doyururlar. Yeri gelince, kendilerini astıracak kadar tehlikeli bir espriyi söylemekten çekinmezler de, ellerindeki bastonu birisinin kafasına indirmek icap ederse korkudan, şaşkınlıktan donakalırlar.
"Ama sen Tavşandudak, bu batıl inançların içine öylesine batmışsın ki bu gece uyanıp ölüm çubuğunu yanında görsen, kesin ölüp gidersin. Çubukta bir güç olduğundan değil, sen yabani insanların karanlık ve bulutlu zihnine sahip bir yabani olduğun için ölüp gidersin."