25 günde yazılan bir romanın çıkabileceği en üst zirvedir.
Eseri okurken betimleme zayıflığı ve olay örgüsünün zayıflığını hissedeceksiniz. Ancak bu durum akıcılıkta bende kesinlikle bir eksiklik hissettirmedi. Hatta beni hemen içine çekti diyebilirim.
Zayıf bir karakter olan Aleksey'in ana karakter olduğu romanda, tüm kadın karakterlerin erkeklerden güçlü tutulması ve o zamanki Rusya, Almanya, Polonya, Fransa ilişkilerinin açıkça romana yansıması gözünüze çarparak şüphesiz sizi düşünmeye sevk edecektir.
Etkilendiğim ve iyi ki okumuşum dediğim bir yapıt oldu.
Yazarın okuduğum şüphesiz en iyi kitaplardan biri. Verdiği mesajlarla hayata bakış açım derinden etkilendi ve uzun süre etkisinden çıkamadım. Bunun sebeplerinden bazıları gerçek hayattan alınması ve yazarın ara ara psikolojik analizlerini eklemesi.
Herkese mutlaka tavsiye ettiğim kitapların başındadır.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve anlatımı oldukça akıcıydı. Kitabı bir an önce bitirmeden duramadım. Polisiye türü fazla tercih etmeyen biri olarak kitabın kurgusunun çok iyi olduğunu düşünüyorum.
Yazar geçmişten günümüze değin oluşan topluluk kavramının en ince ayrıntısına değinerek ele almış bu kitabında. Bu da ister istemez bulunduğumuz toplumun oluşum açısından bakış açısını değiştirmede fayda sağladı. Bu yöne ilgisi olanın okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap.