”Beni hiç tanımamış olan sana” diye başlayan, peşi sıra çocuğunun ölüm haberinin verildiği bu mektupta; tek taraflı aşkı, ömrünün son anına kadar kanayan yarası olmasına rağmen sevgiyle kabul etmiş genç bir kadının sessiz çığlıkları yankılanıyor. Daha 13 yaşındayken karşı dairesine taşınan Bay R’ye beslediği çocuksu duyguların, gün geçtikçe artarak yerini sarsılmaz bağlılığa nasıl bıraktığını, adım adım esiri olduğu bu aşkın ateşinde yandığı her anı, hayatının en vazgeçilmez mutluluğu olarak anlattığı bu satırları, soluksuz bir heyecanla bilinmeyen kadının duygularını paylaşarak yaşıyorsunuz.
Satırlar, bilinmeyen kadının bu naif ricasıyla son buluyor; ‘’benim anıma yılda bir kez beyaz güller koy vazoya. Yılda bir gün, yanında yaşadığım gibi sessizce an beni. Bu ilk ve son dileğim.. Teşekkürler sana… Seviyorum seni, seviyorum seni, Hoşça kal..’’
Kitabın ilk satırlarında adamın kırk birinci yaş günün farkına varması ve o yaş gününde masasındaki vazonun boş olmasıyla duygu seline kapılmamak elde değil. Ayrıca bilinmeyen kadının son ana kadar ki sessizliği de beni etkileyen ayrıntılardan.
Hangimiz böyle bir aşkın ateşinde tek başına yanacağını bile bile savrulmaya cesaretle göğüs gerebiliriz ki? Kısa bir kitap olmasına karşın bir kadının hayatını etkileyici ve akıcı şekilde ele alan Stefan Zweıg, anlatım yönündeki ustalığını böylelikle gözler önüne sermeyi başarıyor. Benim için yeri çok ayrı oldu. Okumayanlara şiddetle tavsiye ederim. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
“Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır.” Sabahattin Ali'nin mükemmel bir eş, mükemmel bir baba, mükemmel bir yazar olarak tanımlayabilirim, hatta bazı okurlar bu şekilde hem fikirdir Tamamen içten duygularla yazılan bu mektup dizisinde samimiyeti ve doğallığı hissetmemeniz çok zor. Genelde tek taraflı olsa da Aliye Hanımında karşılık verdiği mektupları bulmakta mümkün. Uzaklarda hasret içinde yalnızca bir kağıt parçasından haber alarak, kızının dahi büyümesini yalnızca ufak fotoğraf karelerinden gören bir eşin, bir babanın mektupları… Mektuplarda ilk göze çarpan Sabahattin Ali’nin Aliye Hanım’a olan aşkını anlatan o candan başlangıçları ve mektup sonları. sevgilisine olan aşkını öylesine anlatıyor, öylesine yüceltiyor ki.. Canım Aliye, Ruhum Filiz , kitap genel olarak 13 senelik bir mektup dizisinden meydana gelen Sabahattin Ali’ nin son yıllarında geçen aşk, özlem, kaygı, gibi konu başlıkları altında toplayabildiğimiz bir eser. Pek kıymetli yazarımızı daha iyi ve yakından tanımak isteyen tüm okurların çok çok beğenerek okuduğu bir eser olarak kalacağından şüphem yok. Şiddetle tavsiye ettiğim bu eseri umarım sizde o naif duygularla okur beğenirsiniz. Yazıyı eşine veda eden şu cümleyle bitiriyorum;
Mektubunu bekler, Güzel gözlerinden hasretle öperim.. Canım Aliye, Ruhum Filiz
Bana göre kitabın içerisindeki cümleler kitabın özeti niteliğinde Kate sadece CESUR olduğu için patavatsız, hırçın, şeytan ve nicesi ithamlara tâbi tutulmuş herkes tarafından dışlanmış bir karakter. Kitaptaki bütün karakterler Biancaya aşık neden çünkü her şeye evet deyip boyun eğiyor sinir oldum.
Aslında hiç kimse tarafından istenmese bile o en zeki karakter bu oyunda.
Petruchio ise tam bir pislik. Baskın erkek karakteri Kate aşık değil sadece onu uysallaştırılmaya heveslenmiş bir pislik. Kadına mal gibi davranmış. Ve Kate buna boyun eğmesi ise tamamen hayal kırıklığı oldu bende kitapların sonunda hep başrolü öldüren Shakespeare maalesef Kate bu zorbayla hayat biçmiş.
Oyun 1594 de basılmış ama hala günümüz şartlarında da yaşanan olaylar bence. Tek sorun sonu beni tatmin etmedi maalesef.
Bu kitap hakkında beğendiğim sözler, cümleler oldu ara ara ama sadece net bir şekilde şunu söyleyebilirim gerçekten ZAMAN İSRAFI. Tabikide bu benim görüşüm ve düşüncem.
Bazı duygularımı yatıştırmaya yardımcı olan bu kitabı çok severek okudum. İnanmaktan vazgeçmeyeceğimi, nasıl düştüysem, öyle kalkmayı öğreneceğimi az da olsa aklıma getirdi.
"Sabret! Çünkü zor günlerin sabrı, güzel günlerin anahtarıdır."
Nebi Yıldız