Akla pranga vuran ve geçmisini güncellestiremeyen dinci yobazlık,
İnsan severlikten uzak, ırkçı ve saplantılı etnik yobazlık,
Bilimi ilâh gibi görüp putlaştıran bilimci-teknokratik yobazlık,
Çıkarı için diğer halkları açlığa mahkûm eden kapitalist yobazlık,
Marks'in düşüncesini pespayeleştiren sosyalist-komünist yobazlık,
Ve bugünün insanına hayatı zehreden, geleceğin insanını da şimdiden zehirleyen daha nice yobazlıklar...
Evet, bu eserde Batı'nın ve Doğu'nun bütün yobazlıkları apaçık sergileniyor.
Sadece sergilenmiyor, bu yobazlıklara karşı ne yapılmasI gerektiği de apaçık ortaya konuyor.
Garaudy'nin 1990'da bu kitapta yaptığı uyarılara kulak verilseydi dünyamız bambaşka olurdu. On binlerce insan göç etmek zorunda kalmaz, denizlerde boğulmaz, Avrupa'nın kapılarına dayanmazdı. Avrupa'nın kendisi de yaşadığı ve yaşayacağı ekonomik krizlere kesinlikle maruz kalmazdı.
Hem Batılılara, hem de bizlere ağır eleştiriler getiren bu eserdeki görüşler dikkate alınmadan güler yüzlü bir gelecek kurulamaz!
#Garaudy
Freud'un kanaâtine göre, her şeyden evvel Musa bir İsrailli değil, bir Mısırlıdır. Hâttâ Musa adı bile İbranice değildir, Kıptice'de "çocuk” anlamına gelir. İsminin sonundaki çift 's' harflerinden bir tanesi, Tevrat'ın Grekçe'ye çevrilmesi sırasında, Grek diline uygun olarak eklenmiştir ve oradan İbranice gibi görülmektedir ama gerçekte adı bile İbranice değildir. Bu bile büyük bir patırtı çıkarmaya yeter ama bu görüşü Freud kendisi üretmemiştir. O sırada Sellin adlı Yahudi kökenli bir teolog ve tarihçinin yazdığı çok kapsamlı bir kitapta bu görüş ortaya konulmuştur ve Freud da bu kitaba pek çok atıfta bulunur. Musa'nın hikâyesi, Misir tarihinde çok ünlü 18. Sülâle dönemini -ki bu M.Ö. 1580 ilâ 1085 arasındaki zaman dilimidir- kapsar. 18. Sülâle döneminde yaşayan 4. Amenofis, çok ünlü bir efsane yaratan bir firavundur. Tektanrılı dinlerin kaynağı aslında Mısır'da başlamıştır (MKD: Hâlen İbrahimi dinlerde kullanılan âmin kelimesi bu firavunun isminden gelir). Freud bunu ön plâna çıkarıyor, altını çiziyor. Kuşkusuz bugün tektanrılı dinin Mısır'dan çıktığını herkes biliyor. s.163
Bununla ilgili bir Teorim var: Yaşla birlikte birçok erkek testosteron otizmi yüzünden çaptan düşer, sosyal zeka ve insanlar arası iletişim kapasitesindeki düşüşle birlikte, düşünceleri formüle etmede azalma görülür. Bu Rahatsızlık tarafından kuşatılan Kişi suskunlaşır ve düşünceler içinde kaybolmuş gibi göri- nür. Çeşitli Alet ve makinelere ilgi duyar, İkinci Dünya Savaşı ve ünlü insanların, özellikle de politikacıların ve canilerin biyografilerine takar kafayı. Roman okuma kapasitesi neredeyse tamamen kaybolur; testosteron otizmi, karakterin psikolojik algısını bozar.
İşte insanın evrensel hikâyesi, doğum ve ölüm arasında yaşanan mutlu ve mutsuz olayların bir toplamıdır. Her ne kadar David Carr, "Kendi hikâyem benim doğumumdan bile önce anne ve babamın zihinlerinde ve bedenlerinde başlamıştı." dese de, insanın gerçek hikâyesi ancak kendi yaşadığı ve hissettiklerine dayanır.