İslam, insanı her türlü zulüm, haksızlık ve şekāvetten selamete çıkarır. İslâm âlimleri, dînin gâyesinin "zarûrât-ı diniyye" denilen şu beş temel esası yerleştirmek ve muhafaza etmek olduğunu ifade ederler:
a) Dinin muhafazası,
b) Canın muhafazası,
c) Aklın muhafazası,
d) Nâmus ve haysiyetin, dolayısıyla neslin muhafazası,
e) Malın muhafazası.
Bu beş esas muhafaza edildiğinde, insan tam bir huzur ve emniyete kavuşur.
Sayfa 21 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okuyor
Sonunda hepsi en iyi şeyin gidip Bilge'yi karşılamak olduğunda karar kıldı.
Buna karar verir vermez herkesin ne kadar neşelendiğini görmek harikaydı. Ben bunun kavgadan korkmalarından kaynaklandığını düşünmüyorum (belki Jill ve Eustace hariç). Sanırım her biri, Ahır Tepe'yi uğrak yeri yapmış, görünse de görünmese de korkunç olan o kuş kafalı şeyin yakınına yaklaşmayacaklarından dolayı memnundu. Her neyse, insan bir kere bir şeye karar verdi mi kendini daima iyi hisseder.
Eğer bir insan her şeyi tanıyıp da Allah’ı (c.c) tanımamış olsa, o
kişi hiçbir şeyi tanımamış demektir. Mârifetin alâmeti muhabbettir.
Kim Allah’ı (c.c) tanırsa, Onu sevmiş olur. Allah sevgisinin alâmeti ise
diğer sevgileri ve dünyayı Ona tercih etmemektir. Allah (c.c) şöyle
buyurmuştur:
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz,
hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesata uğramasından
korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan,
Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevimli ise,
o zaman Allah, emrini getirinceye (hüküm verinceye) kadar
bekleyin."