Woody Allen ve Chaplin
Sinema konusunda çok bilgili olan siz Cahiers du cinéma'cılar, biraz da sizin düzeyinize çıkmak için, dün akşam Annie Hall'u gördüm. O anda pek hoşuma gitti, işte en uygun sözcük bu, çok ''hoş''tu, sonra geçti. Ertesi sabah hiçbir şey kalmamıştı. Daha birkaç gün öncesine kadar hiçbir tanışıklığım olmayan Woody Allen sanırım çok düşünülüp taşınılmış bir sanattan yana; aynı şekilde, çok bölgesel, inceden inceye hesaplanmış, Chaplin'inkinden çok daha dar -alabildiğine dar- bir mizah anlayışı var Woody Allen'ın. Woody Allen neredeyse, orada kalıyor. Çevresinde hiçbir şey kımıldamıyor, nesneler tüm farklılıklarıyla durup duruyorlar, onunla birlikte harekete geçmiyorlar, hiçbir şeyi değiştirmiyor Woody Allen. Onun çevresinde New York da aynı. New York'u boydan boya kat ediyor. New York hep aynı. Şehir Işıkları'nda Chaplin mekânın bütünde yaşar. Her yanda yankılanır Chaplin. New York'ta ya da başka bir yerde, her nerede olursa olsun, Chaplin geçince, her şeyde onun yankısı kalır. Her şey Chaplin'dir. Tüm kent, kentler, sokaklar. Chaplin tek bir numarada, tek bir oyundadır; sanki tek bir kez, tek bir sessizlik, tek bir aşk, dermiş gibi. Bu oyun da yine tek bir yerde geçer ama, uçsuz bucaksız bir yerde. Burası bütünüyle Chaplin'in yeridir. Chaplin oynarken, kendine ait olan hiçbir şeyi saklı tutmaz, yedekte bırakmaz. Sahip olduğu her şeyi o anda oyununa katar.
Paniğe gerek yok. En azından şimdilik. Sapiens türünü bir üst sürüme yükseltmek Hollywood’un kıyamet senaryolarından ziyade tarihi bir süreç içinde ilerleyecek. Homo sapiens bir robot isyanıyla yeryüzünden kazınmayacak. Muhtemelen kendini adım adım bir üst sürüme güncellerken robotlar ve bilgisayarlarla birleşecek ve gelecekteki nesiller artık İncil’i yazan, Çin Seddini inşa eden ve Charlie Chaplin’in antika şakalarına gülen hayvanlar olmadıklarını fark edecekler.
Sayfa 57·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
“Belki bir şaheser yaratamadım ama insanları güldürdüm. Herhalde bu çok da kötü bir şey değildir.” — Charlie Chaplin
Sayfa 96·Kitabı okudu
1 Film 2 Kitap
Charlie Chaplin'in Modern Zamanlar filminde bir fabrikada seri olarak, tuvalete bile gitmeden civata sıkan adamın rutinden, monotonluktan ne hâle geldiğini izleriz. Elindeki İngiliz anahtarıyla sokaklarda kadın kovalayan adama dönüşmüştür ve makine dişlilerinin bir parçası olarak çalışmayı sürdürür... Rutinin ruhu öldürdüğüne, rutinin ruh kaybına yol açtığına ispat olacak daha iyi bir film bulamazsınız inanın. Patrick Süskind'in Güvercin romanında da tüm gün, bütün işi kapı açıp kapamak olan kahramanın yıllardır kaldığı çatı katında bir güvercinin hayatına girerek onun tüm düzenini nasıl bozup felakete sürüklediğine şahit olurken Kâtip Bartleby romanında da Melville yine tek iş, tek mekân, tek adam üçgeniyle ritüellerin insanlığı ne hâle getireceğini anlatır... Kâtip Bartleby; Wall Street'teki bir noterde yazıları eliyle temize çeken ve büroda yaşadığı sonradan anlaşılan, günlük çok az miktarda bisküvi yiyerek yaşayan, içine kapanık, konuşmayı sevmeyen, bunun dışında rutin olarak mektupları postaya veren bir adamdır. Büronun tek penceresi karşı apartmanın duvarına bakmaktadır. Bir gün her zamanki gibi kendisine temize çeksin diye uzatılan kâğıtları almaz ve "Yapmamayı tercih ederim." diyerek tıpkı soğuk bir ceset gibi ayakta durarak, nefes almadan pencerenin önündeki duvara bakmaya başlar. Masası tam patronun karşısındadır. İki kamera gibi kendisini hep gören patronun gözetiminde insan nasıl kendisi olabilir? Dünya edebiyatının en sıra dışı karakterine dönüşen ve pasif eylemin kurucusu sayılan Kâtip Bartleby, Kafka'yı çok etkilemiş olacak ki o da Dönüşüm romanındaki ilginç kahraman Gregor Samsa'yı bizlere hediye eder. Bartleby artık kendisine verilen hiçbir işi "Yapmamayı tercih ederim." diyerek yapmaz, patron onu işten çıkardığında bile iş yerini
ŞARLO'NUN ÇALINAN TABUTU...
5 Şubat 1983... Makinenin gide gide insan cehdine yer bırakmayacağı bahsi... Profesör Ayhan Songar’ın, Üstadım’ın bir konferansında söz konusu ettiği Şarlo’nun bir filmdeki vida sıkıştırma sahnesiyle makine-insan ilişkisinin hicvedilmesini hatırlatması; o sahneyi hatırlatması... Ve Üstadım: “Şarlo... Nasreddin Hoca’nın hemen arkasından gelir... Milli kahraman dediniz mi işte onlar... Büyük insandı... Düşünün siz Lenin’in içindeki ukdeyi, başucu eseri olarak bir Alman generalinin eseriyle Şarlo’yu alıyor... Bir maddeci olarak, onun en büyük düşmanı olması lâzım halbuki... Meselâ onun kadere ait şeyleri, korkunç... Bu sahte liderlere ait buluşu... Bir (işsiz adam, tesadüfen) amele grevine katılır... Giderken yolda bir otobüs, kamyonette küçük bayraklar var ya... Eline alır onu, haydi amele bunun arkasına... N’oldu, onun cenazesini çaldılardı?”
Yevmiye: Şarlo’nun Çalınan Tabutu, ″HATTAB OĞLU ÖMER″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Charlie Chaplin
"Sana engel olmaya çalışanlar,başaracağına en çok inananlardır." -Charlie Chaplin
Sayfa 59·Kitabı okudu
Reklam
Reklam