İskender Pala'nın "Ah mine'l-Aşk" kitabı sadece deneme türünde yazılmış bir eser değil, kültürümüzü ve görkemli medeniyetimizi aşk ikliminde tanıtan bir kılavuzdur. Yazarın kitabında aşk, günümüzde bahsedildiği gibi süfli bir yerden anlatılmaz. Aşk bu kitapta, tasavvufi şiir geleneğinden beslenen, derin bir aşk arayışını anlatan, felsefi bakış açısına sahip bir eserdir. Bu aşk kimi zaman beşeri aşk olarak geçse de asla edep dışına çıkmaz. Aşk, ilahi bir yansımadır öyle ki, insanın nefsini aşarak en yüksek mertebeye ulaşmasının, yani Allah (cc) ile birleşmesinin bir yoludur. Elbette kitapta sadece dünyevi aşk anlatılmaz. Yazar bunun dışında; doğa, tarih, edebiyat gibi konuları aşk suyuna batırarak anlatır.
Yazar kitabını, " aşkın ilinden, aşkın dilinden, aşkın halinden, aşkın yolundan, aşkın elinden" olmak üzere beş bölüme ayırıyor.
Birinci bölümde (aşkın yalın hâli) yazar, okuru bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.Bizim kültür ve medeniyetimizin bir gönül şehri olduğuna değinen yazar, terennümlerini ayet ve beyitlerle süsleyerek anlatıyor. Bu zaman yolculuğunda okuru kimi zaman kelimelerle, bazen de söz sultanlarıyla dost eyleyerek, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e şiirde Türk kimliğini anlatıyor.
İkinci bölümde (aşkın -e hâli) yazar, aşkın sanat yönüne vurgu yapıyor. Hüsn-i hat, mimari, musiki gibi sanatları edebiyat ve tarihle harmanlayarak okura aşkın lügatından konuşuyor. Kitaba aktardığı birbirinden kıymetli beyitlerle gamze, kirpik, ok gibi kelimelerin tasavvufî anlamını açıklıyor. Bu yolculuğa gül, bülbül, şairlerin aşkları, koku ve daha nice unsur eşlik ediyor. Kitapta alışılagelmişin dışında bir tanıtım var. Mesela "Gül" kelimesinin anlam derinliklerine inerek düşünce dünyamızda yeni tefekkür yolları açıyor.
Üçüncü bölümde (aşkın -i hâli); mum