Dopamini tetikleyen yenilik sonsuza kadar devam etmez.Aşkı düşününce, tutkulu romantizm her zaman kaybolur ve işte o zaman bir karar anı gelir.Ya diğer kişinin o anda yanımızda bulunmasının getirdiği hoşnutlukla beslenen bir aşka geçiş yaparız ya da ilişkiyi bitirip kendimize başka bir macera ararız.Dopaminerjik etkiyi tercih etmek asgari çaba gerektirir ama etkisi kısa sürer, aynı güzel bir çikolatayı yiyip bitirmek gibi.İstikrarlı aşk, odağı beklentiden tecrübeye çeker; her şeyin mümkün olabileceği fantezisinden gerçekle ve tüm kusurlarıyla yüzleşmeye.Bu geçişi yapmak zordur ve dünya bize zor bir işten kolayca kaçmanın yolunu sunarsa, o yolu seçmeye meyilli oluruz.Bundan dolayı aşkın ilk zamanlardaki dopamin pompalaması bitince, birçok ilişki de biter.Aşkın ilk zamanları, bir köprünün başında panayırda eğlenmek gibidir.Panayırdaki atlıkarınca sizi istediğiniz kadar bir oraya bir buraya götürebilir ama en sonunda sizi yine başladığınız yere bırakır.Müzik durduğunda ve ayaklarınız yere tekrar bastığında bir karar vermeniz gerekir:Ya bir tur daha bineceksiniz ya da köprüden karşıya geçecek, daha kalıcı bir aşka ulaşacaksınız.
İnsan hayallerine doğru güvenle yürüdüğü ve hayalindeki hayatı yaşamak için çaba gösterdiği takdirde gündelik hayatın akışı içinde aklına dahi gelmeyecek bir başarıya ulaşacaktır.
“Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir.
Onlar Hayat’ın kendine duyduğu özlemin oğulları ve kızlarıdır.
Onlar sizinle gelirler, ama sizden değil,
Ve onlar sizinle birlikte olsalar bile, yine de size ait değildirler.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil;
Çünkü kendi düşünceleri vardır onların.
Onların bedenlerine bir ev sunabilirsiniz, ruhlarına değil;
Çünkü onların ruhları, sizin düşte bile ziyaret edemeyeceğiniz o geleceğin evinde yaşarlar.
Onlara benzemeye çaba gösterebilirsiniz, ama onları kendinize benzetmeye kalkmayın.”
-Halil Cibran