Hayatın görünenden ibaret olmadığını, bir de görünmeyen bir tarafı olduğunu anlamak gerçek manadan insan olabilmeye yaklaşmak demektir. Ancak görmek için büyük çaba sarf etmek gerekir. Çünkü gerçeği görebilmek için insanın önündeki engellerden kurtulması gerekir. İnsanların düşünceleri ve inançları gerçekleri görebilmek için bir engeldir, “öyle düşünce mi olur, saçma sapan düşünme. Çok yanlış şeyler bunlar...” gibi engellemelerle gerçeğe ulaşmak pek de mümkün değil.
Alıntı
Çanta ve ayakkabı görüşüm sebze ve meyve için de geçerli
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı. Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı. Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle
Duygu ve Düşünce
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
zahmetsiz keyif yoktur, her mutluluk biraz çaba gerektirir
Çok çaba harcamanın insanda bıraktığı tükenmişlik hissini, nerede misafir ederiz bilmiyorum.
1000Kitap
Chris Auteure'un duyguları,
Oturduğumda bazen geçmişimi düşünüyorum ve kendime her şeyimi birine vermenin, hatta aşk için bile, her zaman iyi bir şey olmadığını söylüyorum. Sürekli sorulduğunda nasıl tepki vereceğini gerçekten bilemediğiniz bir zaman gelir. Ve sonra, bu kadar çok şey verdik, çok şey yaptık, memnun etmeye çalıştıktan sonra, ne sunacağımızı bilemedik. Her ilgi, her çaba, her fedakarlık normal, beklenen ve neredeyse görünmez hale geliyor gibi. Tekrar bakıyoruz, kendimizi sorguluyoruz ama hiçbir şey asla yeterli gelmiyor. Bunu yaşadığınızda, tekrar güvenmek zorlaşır, bu yüzden vermek daha da karmaşıklaşır. Ve sonra, ne yaparsak yapalım, belki asla yeterli olmayabilir, bu yüzden tekrar yapmak istemiyoruz. -(Chris Auteure)
Duygular
Kaygısını en fazla gösteren kişi her zaman en kaygılı kişi değildir. Kaygısını en fazla gösteren kişiye maruz kalmak ise düşünüldüğünden daha fazla yorucu olabilir. Kaygıyı dışarı yansıtan kişi sık, devamlı ve şiddetli bir kaygı göstermiyorsa, belki de rahatlamak için bir baş etme mekanizması geliştirmiş olabilir. Ona maruz kalan kişi ise içsel dengesini yönetmeye çalışırken bu dışsal uyarıcıya belirsiz zamanlarda dengesizce maruz kaldığı için ekstra çaba göstermek durumundadır. Kaygılandığı zamanlarını endişeli ses tonu, melankolik ruh hali, ağlama ve hayıflanmalarla geçiren kişinin bu mekanizmalarla rahatlarken, yanında bulunan kişiler ise kendi zorluklarının üstüne dışsal bir dengesizliğe belirsiz sıklık ve yoğunlukta maruz kalmanın rahatsızlığıyla baş etmelidir. Yakın birinin kaygıyı dışa vurmasına maruz kalmak, dolaylı kaygı deneyimi sebebiyle yorucu ve yıpratıcı olabilir.