Bilgi dağarcıkları café’lerde, aperitif kadehlerinin başında dolduruluyordu. “Aperitif alma alışkanlığı... bulvar gazeteciliğinin gelişmesiyle birlikte yerleşti. Eskiden, yalnızca büyük ve ciddi gazeteler varken... aperitif saati diye bir şey bilinmiyordu. Aperitif, ‘Paris kroniği’nin ve kent dedikodularının mantıki sonucudur.”Café yaşamı, gazete yönetmenlerinin haber hizmetinin aygıtı henüz geliştirilmiş değildi. İkinci İmparatorluğun sonuna doğru, elektrikli telgrafın kullanılmasıyla birlikte bulvar, tekelini yitirdi. Kaza ve suç haberleri, artık dünyanın her yanından alınabiliyordu.
Mustafa Kemal'den corinne'e ikinci mektup..
3 aralık 1913, Sofya Aziz Corinne, Son mektubunu aldım, her gün beni düşündüğünü öğrendiğim için çok memnun oldum. Afrika Harbi yüzünden kazandığımız şeylere dair verdiğin haberlere teşekkür ederim. Nuri Bey'in seni gelip görmemesinden endişe ediyordun, işte nihayet evinize gelmiş. Sana karşı dostluğunda çok sadık olduğu için, bu mevzudaki ihmali cidden hayret vericiydi. Cemal Bey'i her zamanki gibi sevimli bulduğunu söylüyorsun, hakkın var, muhakkak ki çok sevimli ve naziktir, bilhassa güzel hanımlara karşı. Biliyorsun ki, Sofya'ya geldiğim ilk gün indiğim Bulgarya Oteli'ni değiştirdim. Şimdi Splendide Palas Oteli'ne yerleştim. Yeni yapılmış, cidden konforlu bir otel, banyoları var, oda hizmetçileri var! Ne istersen var! İçindeki eğlenceler için orada oturmaya değer. Hayır, hayır Corinne. Sofya'da bir tek güzel kadın bile görmek mümkün değildir. Otelde kalıyorum, çünkü münasip bir ev bulamadım. Cevdet Bey'le çok dostuz. Onu bu kadar sevimli bulacağımı ve bu kadar iyi arkadaş olduğunu ümit etmiyordum. Evvelki akşam beni Madam Dourzi'ye götürdü. Aralarında çoktan derin bir tanışıklık olan Parisli hanım. Evinde kibar insanlar vardı. Vekiller ve daha bazı mösyöler. Bakara oynanıyordu. Ben kumar oynamadığım için küçük bir tanışmadan ve konuşmadan sonra onlardan ayrıldım. Bu Parisli hanımı güzel bulmadığımı sana söylememe müsaade et. Zannederim ki Cevdet Bey'e, beni evine götürmesini söyleyen kendisidir. Ayrılırken bana: - Bu akşam bizde eğlenemediniz, fakat emin olunuz ki bir başka sefer sizi memnun etmeye çalışacağım, dedi. Fakat ben bundan emin değilim.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Paris'in kendisi büyük bir sinema salonu gibi. Şehir içinde ortak yaşam ortamları yaratılan bir şehir. Bütün sanat faaliyetleri de bu ortaklık içinde yeşerir. Yeryüzünün bu anlamda tek kentidir. Sartre'ı Cafe Flour'da otururken görebilirdiniz, Bachet'i Fastaf Lokantası'nda yemek yerken görebilirdiniz, Giacometti'yi Kupor'dan çıkarken görebilirdiniz... Onlar da insanların içindeydiler. Öğrencilik yıllarımda buna tanık oldum. Felsefe okuyordum ben. Romancılar kafelerde yazarlar romanlarını. Paris bu anlamda çok canlı bir şehir."
Sayfa 243·Kitabı okuyor
Alıntı
Çünkü umut her an kapıyı çalabilir. Çünkü umut her yerde.
Hayata Dair
"Aynı düşünüş dizgesini sürdürürsek, diyebiliriz ki, hazzın ertelenmesi olmaktan öte, aslında önsenen bir hezimetin, kesin ve tam bir bozgunun olabildiğince ötelenmesidir umut, başka bir şey değil. Yalnız bizim gibi umutsuzlar umut eder."
Sayfa 74·Kitabı okudu
Hayata Dair