...boktan bir çağ! Nazım yaşasa, oda yalnızlığı seçerdi.
Şiir
Size temin ederim ki "benden kıymetli değil" demeye başladığınız an yeni bir çağ başlıyor.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Stres ve Tasavvuf
"Gelecekte bu çağ, teknoloji çağının yanı sıra, stres çağı diye de anılacak... Peki ne olmuştur insanlara? Niye bu hale gelinmiştir? Sebebi açıktır. Çünkü hiçbir devirde insanoğlu fıtratına karşı bu derece insafsız bir savaş açmamıştır... Çünkü hiçbir devirde delilsiz senetsiz bir sürü saçma teorilerle yaratılış inkara kalkılmamış, ateistlik, deistlik bu denli moda olmamış, müslüman ülke insanlarının kafası bid'atlerle bu denli karıştırılmamıştır. Şunu herkes bilmelidir ki, inanmak organizmamızın ihtiyacı gereğidir. Mesela yemek ihtiyacı yiyerek, uyumak ihtiyacı uyuyarak giderilir. Pekala insanlarda Öyle arzular öyle korkular vardır ki kesinlikle insanlar o korkulara karşı bir rahatlama getiremezler... Ölümden korkmak, ölümsüzlüğü arzulamak... vs. gibi. Nasıl doyuma ulaşacaktır bu arzular. Nasıl gidecektir bu korkular ki strese girmeyelim..." ~Abdülkadir Yılmaz /Feyz Dergisi
Din
İz bırakanlar, is bırakanlar...
Her ademoğlu dünyadan gelip geçer de, kimi ardında takip edilesi iz(ler) bırakır; hoş bir sedâ, hoş bir eda, dik duruş ve güzel davranış, güzel koku ve renk gibi...kimi de kapkara "is" bırakır, kötü kokan, kazıyınca çıkmayan zift karası... Bu dünyanın en büyük ve yalın hakikati... Dünya dediğimiz bu han, herkesin konup göçtüğü, ama duvarlarında mutlaka kendinden bir parça bıraktığı muazzam bir hafıza mekânıdır. İz bırakanlar, bu kubbede hoş bir sedâ bırakmayı dert edinenlerdir. Onların gidişiyle yeryüzü eksilir belki, ama geride bıraktıkları ışık, yıllar sonra bile yollarını kaybetmiş bedbahtlara pusula olur. Bir tebessümle gönül alanlar, adaletin safında dimdik duranlar, rüzgâra karşı bile eğilmeyenler... Onlar dünyayı güzelleştiren, insanlığın mayasını taze tutanlardır. Göçüp gitseler de kokuları kalır sokaklarda; adları her anıldığında içe çekilen derin bir nefes gibi ferahlık verirler. Bir de "is" bırakanlar vardır... Geçtikleri her yeşili kurutan, bastıkları her toprağı çoraklaştıranlar. Onlar bencilliğin, hasedin ve zulmün zifiri karanlığıyla yürürler. Arkalarında bıraktıkları tek şey, temizlenmesi nesiller süren kirli bir pastır. Hatırlandıklarında sinelere bir ağırlık çöker, yüzler ekşir, ruhlar daralır. Ne acıdır ki, ömür gibi aziz bir sermayeyi, sadece etrafı karartmak için harcayıp gitmişlerdir. Tarih de, gündelik hayat da bu iki zıt kutbun canlı şahitleriyle doludur. Biri baktıkça içimizi ferahlatan ve insanlığa olan inancımızı tazeleyen bir "iz", diğeri ise hafızalardan silinmek istenen kirli bir "is"tir. Gelin, bu iki insan tipini hayatın içinden somut örneklerle karşılaştıralım: İz Bırakanlar (Aydınlatanlar): İnsanlığın ortak mirasına harç koyanlar, ömürlerini bir hakikatin veya faydanın peşinde tüketenlerdir. Onlar, sadece kendi dönemlerini değil,
... Umut bir zırh gibiydi omuzlarımda, Çağı kurtarmanın bir eylemidir Çağ dışı görünen ilgimiz bizim Akif İnan
1000Kitap