Mutluluğu yaşadığınız çağ tayin etmez. Şartlarınız da ancak bir ölçüde tayin eder...
Günaydınnn...
"Ama bizim çağımız kaygılarla dolu bir çağ aynı zamanda."
Sayfa 512·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
cilâlı taş devrinden -ince bir tabaka dilek parıltısı- Açılmış; kaçak avuçlar bir geçmiş çağ beklentisine, Yanıklar ve kesikler umuduyla kapanmaz ince parmakları. Ey avuçiçleri, çekip çıkarın bu eskici dükkânı benden, Karanlık tabutlarınızı, mavi göztaşlarınızı. beyin salatalarınızı, cilâlarınızı, gömüt taşlarınızı, helâ taşlarınızı... ve onarın o yıkık düşsel pembe güllerinizi Kapatıp parmaklarınızı bu tiksinç kuraklıkta bir zilin sel sonsuzluğuna...
Sayfa 131
Alıntı
İnsanların kırk yaşına gelince bir noterlik ve altmışında bir emekli maaşı sahibi olabilmek için hukuk okudukları ya da felsefe doktorası yaptıkları bir çağ olmuştu. Bu insanların kafalarının içinde ne vardı, düşünülmeye değerdi doğrusu. Önlerinde bir barın masası başında geçecek 10 000, 15000 gece, 4000 omlet, 2000 aşk gecesi bulunan insanların düşünceleri! Ve onlar, hoşlarına giden bir yerden ayrılırken, "Gelecek yıl ya da on yıl sonra gene gele- ceğiz," derlerdi. Boris, sertlikle, "Ne eşekçe işler yaparlardı kim bilir," diye düşündü. İnsan yaşamını otuz yıllık mesafeden yönetemez. Onun hesabı çok daha alçakgönüllüydü; iki yıllık projeleri vardı; sonra, tamam, bitti. Alçakgönüllü olmak gerekti. Mavi ırmağın sularında bir sal ağır ağır kayıyordu ve Boris birden dertlendi. Hiçbir zaman Hindistan'a, Çin'e, Meksika'ya, hatta Berlin'e gidemeyecekti: Yaşamı arzuladığından da daha alçakgönüllü olmuştu. İngiltere'de birkaç ay, Laon, Biarritz, Paris, bütün dünyayı dolaşmış insanlar vardı! Bir tek kadın. Çok küçük bir yaşamdı bu; şimdiden bitmişe, tüketilmişe benziyordu, çünkü nelerden yoksun olacağı çok önceden belliydi, biliniyordu. Alçakgönüllü olmak gerekti. Dikildi, bir yudum rom içti ve düşündü: Böylesi daha iyi, boşa harcamış olmak korkusu yok hiç olmazsa.
Modernlik bireye ne kadar vurgu yapsa da gerçekte tek-biçimci yapısıyla fiiliyatta bireyin kendini gerçekleştirmesine izin vermiyordu. Orta Çağ'da elinde bir gücü veya özel yeteneği olan kişi tam bir bireydi.
Sayfa 178
1000Kitap
Aceleye getirilmiş bir kavram olarak sekülerleşme
Kanaatimizce sekülerleşme yanlış kurulmuş, aceleye getirilmiş, olanı değil olması gerekeni ortaya koyan bir teoriydi. Burada aceleye getirilmiş ifadesi abartılı bulunabilir. Ancak sosyologlar, içinde yaşadıkları çağa veya süreçlere isim koyma noktasında oldukça acelecidirler. İsimlendirmelerinin yaşananlar ile uyuştuğunda sosyoloji literatüründe kalıcı olacaklarını bilirler. Ayrıca kurucu sosyologlar, Batı ciddi problemler içinde olduğu için bir çözüm olarak "olan"dan değil, "olması gereken"den, yani çözümden yanaydılar. Sekülerleşme de modern düşünce ve hayat tarzına geçiş sürecinin, yani çözümün en önemli parçası idi. Dolayısıyla böyle bir teori klasik sosyolojinin ruhuna uygundu. Fakat bugün geriye baktığımızda "sekülerleşme" terimini terk edip yeni bir terim üretmek zorunlu görünüyor. Zira artık, ileride göreceğimiz üzere yeni dinsellikler ile karşı karşıyayız.
Sayfa 177
1000Kitap