O gün, 29 Mayıs 1453 Salı günüydü.
Bir çağ bitiyor ve yeni bir çağ başlıyordu. İslam kılıcı Bizans’ı yıkıyor, ama İstanbul’u kurtarıyordu.
Vaktiyle Sultan Mehmed:
“Yeryüzünde tek din, tek devlet olmalı ve İstanbul o devletin taht şehri yapılmalı” demişti.
İstanbul, Osmanlıların taht şehri olacaktı…
Septikler (Şüpheciler), Antik Çağ'ın sonunda dünyayı, nesneleri ve toplumsal değerleri bütünüyle "hakikatsiz" ilan ederek insan bilincini dış dünyanın gaddarlığından kurtarmışlardır. Yüreği ve aklı hiçbir şeyin kımıldatamayacağı o mutlak umursamazlık (ataraksiya) ve yalıtılmış içe dönüklük mertebesine taşımışlardır.Fyodor Dostoyevski’nin Yeraltı Adamı'nın o her şeyden kopmuş eylemsizlik sığınağı gibi, Septik zihniyet de dünyayı bütünüyle inkar ederek nesnelerin egemenliğini yıkmıştır; ancak bu mutlak boşluk, insanı kendi etinden koparan cansız bir "tin" egemenliğinin de kapısını açmıştır.