Güzel kitap okumak, oruçlunun iftar açması gibidir. Oruçlu, nasıl iftar açarken yemekten çok zevk alır, şükreder, daha çok ister; işte güzel kitap da okundukça daha fazla daha fazla dedirten kitaptır!!!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Terlemeye başladım. Ateşler içinde yanıyordum. Ağlamaya başladım. Gözlerimden kumlar aktı. Mideme sert bir darbe yemiştim sanki. Kusmaya başladım. Ağzımdan kumlar boşaldı. Ellerime baktım. Parmak uçlarımdan başlayarak bileklerime kadar kum olup eridi ellerim. Önce ayakkabım kumla doldu, ardından dizlerime kadar kum içinde kaldım. Bacaklarım, kollarım, yüzüm, saçlarımın uçlarına kadar kum olup eridim. Kendi çölünde kaybolan bir Mecnun değil, kendisi çöl olan bir Mecnun oldum. Şimdi Leyla bir rüzgâr esintisi. Bense çölde bir kum tanesiyim. Belki şu koca çölde bir meltem eser diye bekliyorum. Eser de Leyla bir kez olsun bana dokunur diye bekliyorum.”
"Demin yürürken namaz kılan, yaşlıca bir adamın önünden geçtim. Adam namazını bozup 'Koskoca çölde neden önümden geçersin be hey gafil!' dedi bana. Ben de dönüp dedim ki 'Ben Leyla'yı düşünürken seni görmedim de sen Mevla’yı düşünürken beni nasil gördün?"