Bir durumun iyiye gideceğine inanmak için birçok makul neden olabilir ama sırf siz iyimsersiniz diye bunun böyle olmasını beklemek bunlardan biri değildir. Yani siz Arnavutsunuz diye ya da üç gün boyunca aralıksız yağmur yağdı diye her şeyin yoluna gireceğini düşünmek kadar saçmadır bu. Oysa nasıl ki işlerin memnun edici biçimde çözümleneceğini düşünmek için makul bir gerekçe yoksa, bunun tam tersini düşünmeyi gerektirecek bir neden de yoktur; dolayısıyla iyimserlerin inancı mesnetsizdir. Şu değil de bu sorunun çözüme kavuşacağından emin olmak anlamında pragmatik bir iyimser olmak mümkündür ama profesyonel veya müzmin iyimser denebilecek kişileri belli konularda umutlu kılan neden, genel anlamda kendilerini umutlu hissetme eğilimidir.
yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir ekmeğin ve şarabın peşinden
turnaların peşinden
büyük şehirler büyük aşklar
çığlık çığlığa terkedilir
ben
çocuklar gibi sevdim devler gibi ıstırab çektim damarlarımda dünyanın bütün rüzgârları harblere açlıklara yalnızlığıma rağmen anamdan yolcu doğmuşum
neyleyim
gurbet dedim
vatan dedim
hürriyet dedim
İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
Umut diye bir şey yoktu ki seni sevmeseydim
Hak hukuk bereket diye
Eşitlik kardeşlik hürriyet diye
Yüreğime sağlık ne iyi ettim.